1980 sonrası yeni liberal politikalar, monetarist (parasalcı) politikalar Dünya ekonomik düzenini bozdu, piyasaları aşırı kırılgan yaptı. Finans sektörü üretimden koparak borç, kaldıraç ve varlık balonları üzerinden aşırı büyüdü. Kripto paralar kırılganlığı artırdı. Dünya kumar masası oldu. Spekülasyonu küreselleştirdi, sermaye kaçışını kolaylaştırdı. Küresel boyutta finans sektörü ile reel sektör arasında, finans sektörü lehine denge bozuldu. Altın ve dövizi olanlar durup dururken spekülatif karlar sağlarken, çalışanlar yoksullaştı. Yani faktörel dengeler de gerildi.

Siyasette otokrasi tırmandı. Hükümetlere güven azaldı. Doğrudan yabancı yatırım sermayesi hareketleri geriledi. Spekülatif sıcak para hareketleri arttı.

Şimdi bölgesel çatışmalar ve siyasi gerginlikler artıkça ekonomide gerilim de artıyor.

Bu şartlarda şimdi gelişmekte olan, devlet -piyasa optimal denge yaklaşımı bu sorunları çözmeye yetmez. Çünkü spekülatörler ve diktatörler aldıklarından vaz geçmez. Sonuçta geriye piyasanın kendisini düzeltmesi kalıyor; küresel kriz.

Krizler piyasa ekonomisinin sigortasıdır.

Borç dinamiğinin özü şudur: Etkili faiz oranı ekonominin nominal büyüme oranını aşar ve faiz dışı açık devam ederse, borç/GSYH oranı bileşik biçimde yükselir. Türkiye yüzde üç büyüme var ve fakat yüzde 6veya 7 dolayında dış krediler için faiz ödüyoruz.

IMF’nin 31 Mart 2026 tarihli değerlendirmesinde, incelenen düşük gelirli ülkelerin 9’u fiilen borç sıkıntısında, 23’ü yüksek risk grubundadır. Dolayısıyla değerlendirmesi bulunan 67 ülkenin 32’si ya krizin içindedir ya da krize çok yakındır.

Türkiye için kamu ve özel sektör dış borcu fark etmez. Toplam dış borç önemlidir. Çünkü her ikisinin de dış borç geri ödemede döviz bulması gerekir. Türkiye de sorun olan da döviz sorunudur. Çünkü dış açıklar artarak devam ediyor.

Uzun vadeli dış borçların önemi daha azdır. Çünkü becerikli ekonomi yönetimi gelirse, cari fazla da verebilir. Bizim gibi sürekli ve artan dış açık veren ülkelerde bir yıl içinde ödenecek dış borçlarında risk yüksektir.

Türkiye’de dış borçlarda temerrüt olur mu? - Resim : 1

2025 Mayıs – 2026 Mayıs arasında geçen bir yıl içinde Türkiye 242 milyar, 11 milyon dış borç ödeyecektir. Dahası son bir yıla bakarsak takriben 40 milyar dolar cari açık oluşacaktır. Bunlar içinde dış borç bulmak zorundayız. Yani 280 ile 300 milyar dolar döviz bulmak zorundayız.

  1. Cari açık yanında açıklanan Mayıs ayına bakarsak, Türkiye ‘den Haziran 2025 ile mayıs 2026 arasında 29,9 milyar dolar kaynağı belirsiz net hata ve noksan kaleminden döviz çıktı.

Türkiye tarihinde ve dünyada dış ödemeler bilançosu büyüklüğüne göre cari açığa yakın net hata ve noksan kaleminden döviz çıkışı olmamıştır. Çin’de ve İngiltere’de olmuş. 2002-2003 yıllarında İngiltere cari açığın yüzde 60’ kadar net hata ve noksan kaleminden çıkış olmuş ama sona ermiş. Bize ise şimdi cari açığın yüzde 80’i kadardır.

Şu halde ödemeler dengesinde bilinçli veya bilinçsiz bir sorun var demektir. Döviz çıkışının nedeni, yaşanan siyasi sorunlar, demokrasi ve hukuk sorunudur. Türkiye tez elden mülkiyet güvencesine titizlikle uymalı ve dolaylı el koyma anlamına gelen kayyum uygulamasından vazgeçmelidir.

  1. Döviz çıkışı döviz baskısını artırıyor. MB bu baskı nedeni ile yüksek maliyetle dış borç alıyor. MB’nin 2018 yılında dış borcu yokken Mayıs 2026 da 23,6 milyar dolara yükseldi.
  2. Dış açıklar artıyor, TL’nin aşırı değerlenmesi nedeni ile ihracatta rekabet gücümüz zayıfladı, Turizm gelirinde de düşme var ve fakat daha da hızlanırsa ülke borçları ödeyemez duruma gelerek likidite krizine sürüklenebilir.
  3. Kısa dönemli döviz bulma sorunu Borç Çevirme (Röfinansman) Riskini artırır. Türkiye’nin hem CDS’si yüksek ve Küresel piyasalarda borç bulma maliyeti yüksektir, Hem de iç siyaset sorunları ve hukuk sorunu bütün dünyada tartışılıyor. Türkiye riskli ülke statüsündedir.

Güven sorunu tırmandıkça borcun ödenmesi veya yenilenmesi riski de artıyor.