Bilim dünyası, modern çağın en büyük sağlık sorunlarından biri olan Alzheimer hastalığı ile beslenme alışkanlıkları arasındaki doğrudan bağı deşifre etti.

Yapılan son kapsamlı araştırmalar, sadece kronik diyabetin değil, sağlıklı bireylerde bile yemekten sonra görülen ani kan şekeri yükselmelerinin (postprandiyal hiperglisemi) beyin dokusunda kalıcı hasarlara yol açtığını saptadı.

Glikoz dalgalanmaları beyni "yaşlandırıyor"

ABD merkezli prestijli araştırma kurumlarının yürüttüğü çalışmalarda, kandaki yüksek şeker oranının beyindeki amiloid plak birikimini tetiklediği gözlemlendi. Araştırma sonuçlarına göre, her öğün sonrası yaşanan keskin şeker artışları, beyindeki enflamasyonu (yangı) artırarak bilişsel fonksiyonların gerilemesine zemin hazırladı.

Uzmanlar uyarıyor

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Wake Forest Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Suzanne Craft, insülin direnci ile beyin yaşlanması arasındaki ilişkiye dikkat çekti.

Dr. Craft, "Kandaki glikozun istikrarsız seyretmesi, beynin yakıtı kullanma yeteneğini bozarak Alzheimer riskini dramatik bir şekilde yukarı çekti," şeklinde konuştu.

Bir diğer önemli görüş ise Harvard Tıp Fakültesi Nöroloji Profesörü Dr. Rudolph Tanzi’den geldi. Dr. Tanzi, şeker dalgalanmalarının beyin hücreleri üzerindeki etkisini şu sözlerle aktardı:

"Yüksek kan şekeri, beyindeki damar yapısına zarar vererek 'mikro-enfarktlar' oluşturdu. Bu durum, Alzheimer’ın en belirgin özelliği olan tau proteinlerinin hatalı katlanmasını doğrudan hızlandırdı."

Yemekten sonraki ilk iki saate dikkat

Bilim insanları, özellikle işlenmiş karbonhidrat ve şekerli gıdaların tüketilmesinden sonraki ilk 120 dakikanın kritik olduğunu vurguladı. Kan şekerindeki her "pik" noktasının, nöronlar arasındaki iletişimi sağlayan sinapsları zayıflattığı belirlendi. Bu bulgular, Alzheimer’dan korunmak için sadece genetik faktörlerin değil, günlük glisemi kontrolünün de hayati önem taşıdığını kanıtladı.