StoryBox YouTube kanalındaki belgeselde yer alan Sinan Kolat'ın hayat hikayesi dikkat çekti. Türkiye'nin en prestijli okullarından biri olan Robert Koleji'nden mezun olduktan sonra aile mesleği olan turizm sektörüne adım atan Sinan Kolat, şehir hayatının tekdüzeliğinden sıkılarak radikal bir karar aldı.
Robert Kolejli çoban imkansızı başardı: İflasın eşiğinden zirveye
Kırklareli'nin Deveçatağı köyünde, annesinin "Seni çoban olasın diye mi okuttuk?" sözlerine kulak asmadan dev bir tesis kuran Robert Koleji mezunu Sinan Kolat, bugün teknolojinin son imkanlarını kullanarak günde 44 ton süt üretiyor.
Tarım ve hayvancılık sektöründeki açığı fark eden Kolat, 2010-2011 yıllarında çevresindeki herkesin "Bu işe girme, sektör krizde" uyarılarına rağmen, o günün şartlarıyla yaklaşık 5 milyon dolara (7,5 milyon TL) denk gelen bir kredi çekerek Kırklareli'nin Deveçatağı köyünde 150 dönümlük bir arazi satın aldı.
Annesinin "Oğlum, seni Robert Kolej'de okuttuk, çiftçi ol diye mi?" şeklindeki sitemiyle yola çıkan Kolat, bugün hakikaten bir "çiftçi" oldu; ancak sıradan bir çiftçi değil.
Sıfırdan başladığı bu serüvenin ilk yılları Kolat için hiç de kolay geçmedi. Başlangıçta 600 sağmal inekle yola çıkan girişimci, tecrübesizlik nedeniyle ciddi bedeller ödedi.
"Geçmişte hata yapmadığınızı düşünüyorsanız hala o hataları fark etmemişsiniz demektir. Yaptığım en büyük hata buzağılara yeteri kadar iyi bakamamaktı. Kayıplarımız kabul edilebilir sınırların üzerindeydi. Daha da kötüsü, yem aldığımız tedarikçi bir gün yem gönderemeyeceğini söyledi ve biz o dönem para kazanmıyorduk. Hayvanlar aç kalma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. 'Ya bırakıyoruz bu işi ya devam ediyoruz' dedik. Devam etmeye karar verdik ve iyi ki de devam etmişiz."
Bugün Rumeli Hayvancılık çatısı altında 3 bin 150 baş hayvana ev sahipliği yapan tesis, aktif olarak sağlanan 1050 inekten günde yaklaşık 44 ton süt elde ediyor ve ünlü bir süt ürünleri markasının (Danone) en büyük tedarikçisi konumunda.
Dışarıdan bakıldığında hayvancılığın sadece "inek, yem, gübre ve süt" olarak algılandığını belirten Kolat, işin arka planındaki teknolojik devrimi şu sözlerle özetliyor:
"Bu iş kesinlikle göründüğü gibi değil. Ciddi bir veri (data) okuma, analiz yapma ve IoT (Nesnelerin İnterneti) ile makine öğrenimi (machine learning) gerektiren teknolojik bir süreç. İşletme, klasik sağımhanelerden tamamen gönüllü robot sağım sistemlerine geçiş yapıyor. Hayvanlar insan müdahalesi olmadan kendi istekleriyle robotik istasyonlara giriyor, sistem hayvanı tanıyor, memesini fırçalıyor, lazerle bulup sağıyor ve verileri anlık olarak ekrana yansıtıyor. Çiftlikte doğan her buzağının kulak dokusu DNA analizi için Amerika'ya gönderiliyor. Gelen "genetik karnelere" göre en verimli hayvanlar tespit ediliyor ve embriyo transferi yöntemiyle sürünün genetik kalitesi sürekli olarak artırılıyor.”
Türkiye'nin mera bakımından Avrupa kadar şanslı olmadığını, bu nedenle kapalı sistem Amerikan modelini uyguladıklarını belirten Kolat, Türk hayvancılığının geleceğinden umutlu. Kolat, "Avrupa hayvansal üretimi azaltırken, bu güç Doğu Avrupa ve Türkiye'ye kayıyor. Ölçeklerimiz daha büyük, daha çalışkanız. Geriden gelmemize rağmen bence onları yakaladık ve geçtik" dedi.
Günde 200 tona yakın gübre ürettiklerini belirten Kolat, sektöre yeni girecek yatırımcılara şu hayati uyarıyı yapıyor:
"İlk çiviyi çakmadan kağıt üzerinde gübre yönetimini planlamalılar. Ayrıca bu bir hayat tarzı. Her gün jilet gibi giyinmeyi sevenler için değil. Kokuya, gübreye ve çizmeyle ahıra girmeye alışacaksınız. 7/24 burada olmayı seçeceksiniz. İdeal çiftlik büyüklüğü, hayvanlarla tek tek ilgilenebileceğiniz en büyük sayıdır. İlgilenememeye başladığınız an kapasitenizi aşmışsınız demektir."
Tüm zorluklara rağmen tarlada büyüyen mısırı, doğan bir buzağıyı ve doğayla iç içe olmayı sevdiğini belirten Robert Kolejli çoban, "Hiç tahmin etmezdim ama gerçekten ben bu iş için yaratılmışım" diyerek üretim tutkusunu gözler önüne serdi.