Fitili ateşleyen, Ümraniye-Ataşehir-Göztepe metrosunun 30 Ekim’deki test sürüşü oldu. Aslan'ın ev sahipliğindeki törende hattın 19 Aralık'ta açılacağı duyuruldu; Özgür Özel ise aracın en önünde telsizle merkeze seslenip ilk sürüşü başlattı. Törene CHP'li yöneticilerin çağrılmadığı da yazıldı. Ardından kulisler devreye girdi: Aslan'ın durumunun Kılıçdaroğlu başkanlığındaki MYK ve PM'de ele alınacağı, ihraç istemli disiplin sürecinin gündemde olduğu konuşulmaya başlandı.
Benim cevabım kısa: Ne Nuri Aslan istifa eder, ne de CHP onu ihraç eder.
Sebebi duygusal değil, matematiksel. İmamoğlu davalardan mahkûmiyet alırsa İBB Başkanı seçimi yenilenecek. O gün masaya gelecek tek soru şudur: İstanbul'u kim kaybettirdi? CHP kulislerinde, Aslan'a destek verilmezse "İstanbul'u kaybettirdiniz" suçlamasıyla karşılaşılacağı endişesi zaten konuşuluyor. YENİ Parti cephesi de bunun farkında. Kimse bu faturayı üstlenmek istemiyor.
Aslan da bunu biliyor. Eylülde CHP İl Başkanlığı'ndaki görüşmeye gitmediği, "Ben İmamoğlu'na bağlıyım" dediği yazıldığında da aynı tahminler yapılmıştı. O gün de kopmadı, bugün de kopmaz.
Gelelim asıl derdime.
21 Mayıs'taki mutlak butlan kararından beri CHP'ye "butlan CHP'si" deniyor. Genel Merkez'den çıkan her hamle komplo, her açıklama ihanet gibi okunuyor. 103 yıllık partiyi bir gecede kötü karakter ilan ettik.
Oysa yakın geçmişe bakın. Türkiye Belediyeler Birliği başkanvekili seçiminde CHP aday çıkarmadı ve YENİ Parti'ye geçen Ayşe Ünlüce'yi destekledi. Birbiriyle kavgalı iki parti, sandık başında aynı ismi yazdı. Şeytan böyle davranmaz.
"BELEDİYELERİ AK PARTİ'YE CHP Mİ KAPTIRDI?"
Evet, bölünmenin faturası bazı yerlerde ağır oldu. Ama faturayı kesmeden önce o meclis salonlarında kimin oturduğuna bakmak gerekiyor.
31 Mart 2024 yerel seçimlerinin belediye başkan adaylarını Özgür Özel'in başkanlığındaki Parti Meclisi belirledi. Meclis üyesi listelerini il ve ilçe örgütleri yazdı, son onayı Özel'in Genel Merkezi verdi. Bu onayın ne kadar sıkı olduğunu Antalya Muratpaşa gösterdi. Genel Merkez kaşesi, genel sekreter ve iki genel başkan yardımcısının imzasıyla onaylanan listede ilçe başkanı üç ismi değiştirince, Özel'in onayı olmadan listeye dokunduğu için görevden alındı. Yani o listelerin her satırı Özel Genel Merkezi'nin süzgecinden geçti. Kemal Kılıçdaroğlu'nun o listelerde tek bir imzası yok.
Şimdi kaybedilen yerlere bakalım.
Üsküdar'da başkan vekili seçiminden önce CHP listesinden seçilmiş dört meclis üyesi AK Parti'ye geçti, iki üye de tutuklandı. CHP ile YENİ Parti ortak adayla girdiği seçimi 19'a 23 kaybetti. Ataşehir'de operasyondan önce altı CHP'li meclis üyesi AK Parti'ye geçmişti. Meclis dengesi Cumhur İttifakı lehine 18'e 14'e dönünce CHP ve YENİ Parti oylamaya katılmadı, belediye AK Parti'ye gitti.
Bu isimlerin hepsi 2024'te, Özel döneminde onaylanan listelerden meclise girdi. Bugün belediyeyi AK Parti'ye taşıyan kalemler, o listelerin içinden çıktı.
Faturayı Genel Merkez'e kesmek kolay. Ama o listeleri yazan da, onaylayan da başka bir eldi.
KEMAL KILIÇDAROĞLU ÖYLE BİR ADAM DEĞİL
Kılıçdaroğlu'nun siyasi sicilinde garip bir alışkanlık var: Rakibi olabilecek partileri ayakta tutmak için kendi milletvekillerini gönderir.
2018'de CHP'den 15 milletvekili İYİ Parti'ye geçti; parti grup kurdu, seçime girme hakkını kazandı. Kimse "CHP oy kaybeder" hesabı yapmadı.
Bu ağustosta Gelecek Partili bir vekilin AK Parti'ye geçmesiyle Yeni Yol grubu 19'a düştü ve Meclis'teki grup hakkını kaybetmek üzereydi. CHP Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap, Kılıçdaroğlu'nun talimatıyla CHP'den istifa edip Yeni Yol'a geçti ve grubu kurtardı.
Perde arkasını Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, katıldığı bir televizyon programında şöyle anlattı:
"Biz 19'a düştüğümüzde Sayın Kılıçdaroğlu'nu aradım, sağ olsun lafımı ikiletmedi."
Ne pazarlık var, ne "karşılığında ne alırız" hesabı. Bir telefon, bir milletvekili. Arıkan sonrasında TBMM'deki grup toplantısında da Yeni Yol grubunun devamı için gösterdiği nezaket nedeniyle Kılıçdaroğlu'na kürsüden teşekkür etti.
Aynı Kasap, 2023'te Hasan Bitmez'in vefatının ardından Saadet-Gelecek grubu dağılmasın diye de aynı yolu yürümüştü.
Başka partilerin grubunu tek bir telefonla kurtaran bir lider, kendi partisinin İstanbul başkan vekilini bir fotoğraf karesi yüzünden kapı dışarı mı edecek? İstanbul'u AK Parti'ye altın tepside mi sunacak? Hayır.
Hadi sizi biraz daha sinir edeyim: Tanısanız seversiniz aslında!
Son söz: Muhalefetin iki parçası birbirini şeytanlaştırdıkça kimin kazandığını hepimiz biliyoruz. Nuri Aslan'ın koltuğu kimsenin intikam aracı değil, İstanbulluların emaneti. 19 Aralık'ta o metro açılacak. Umarım o gün kurdeleyi kimin kestiğine değil, trenin kalkıp kalkmadığına bakarız.