Sarıgül ailesine yönelik soruşturma kapsamında tutuklanarak Kocaeli 2 No’lu F Tipi Cezaevi’ne sevk edilen gazeteci Murat Ağırel, Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde, cezaevi yolunda tanık olduğu çarpıcı bir durumu kamuoyunun gündemine taşıdı. Daha önceki yazısında nezarethanedeki kötü yemeklerden bahseden Ağırel, bu kez kendisini cezaevine taşıyan kamu aracının özel otoyola ödediği geçiş ücretini yazdı.
Soruşturma kapsamında örgütün bir numaralı şüphelisinin ev hapsiyle tahliye edildiğini belirten Ağırel, kendisinin yalnızca "haber yapmadığı" iddiasıyla tutuklandığını hatırlatarak, koşullar ve adresler değişse de gazetecilik refleksinin değişmediğini vurguladı.
Metris Cezaevi’nden Kocaeli 2 No’lu F Tipi Cezaevi’ne sevk ediliş sürecini anlatan Murat Ağırel, yazısında sevk aracındaki gözlemlerini şu sözlerle aktardı:
"Mahkeme tutuklama kararını verdikten sonra otobüslere bindirildik ve Metris Cezaevi’ne götürüldük. Geçen cuma günü 'Murat Ağırel sevk ediliyorsun' sesi ile yeni yolculuğum başladı. Transit marka ya da o tarz bir minibüs ile Ömer Sarıgül ve ben yeni cezaevimize sevk edildik... Kandıra sapağına geldiğimizde otoyoldan çıkıldı. Ne kadar ödeyeceğini veya ücret ödeyip ödenmeyeceğini merak ettim. Araçtan inince yetkililere 'Bu araç kamu aracı, yine de Kuzey Marmara Otoyolu’na para ödüyor mu?' diye sordum. Cevap alamadım ama suratlarındaki gülümseme ile cevabımı almıştım."
Demir kapılar arkasından araştırmalarına devam eden Ağırel, Yap-İşlet-Devret (YİD) modeliyle işletilen projelere kamu araçlarının da ücret ödemek zorunda bırakıldığını yazdı. Ambulans, polis, jandarma ve itfaiye gibi araçların acil durumlar dışında özel otoyollardan parasız geçemediğini belirten Ağırel, şöyle yazdı;
"Meğer hepsi acil durumlar dışında sivil vatandaş gibi parasını ödeyip geçmek zorundaymış.
Kamu araçlarının, yalnız kamu özel işbirliği ile yapılan projelerden geçişlerinde ilk dokuz ayda ödediği rakam 390 milyon TL! En fazla ağustos ayında ödeme gerçekleşmiş. Temmuz-ağustos ayında 113 milyon, mart-nisanda 91 milyon, eylülde 62 milyon.
Şimdi yenilenen enflasyon nedeniyle bu fiyatlar da artacaktır.
Yani; kamu araçları için ilk dokuz ayda yaklaşık 400 milyon TL ödenmiş.
Yani; sermaye sahipleri “Kamu filan beni ilgilendirmez ben paramı alırım” demiş.
Benim derdim yalnızca bir otoyol geçiş ücreti değil. Benim derdim, kamunun kendi hizmetini yerine getirmek için yine kamu kaynaklarıyla garanti altına alınmış özel işletmelere para ödemek zorunda bırakılması.
Ambulansın, polisin, jandarmanın, itfaiyenin geçtiği yoldan bile para kazanılıyor. Üstelik bu paranın kaynağı yine vatandaşın vergisi.
Bir tarafta devletin cebinden bir kuruş çıkmayacağı söylenerek yapılan projeler, diğer tarafta bu projelerden yararlanmak için devletin kasasından çıkan yüz milyonlarca lira..."
Halkın vergileriyle garanti verilen yollardan yine halkın vergisiyle çalışan kamu araçlarının ücret ödemesine tepki gösteren Ağırel;
"Benim derdim yalnızca bir otoyol geçiş ücreti değil. Benim derdim, kamunun kendi hizmetini yerine getirmek için yine kamu kaynaklarıyla garanti altına alınmış özel işletmelere para ödemek zorunda bırakılması. Ambulansın, polisin, jandarmanın, itfaiyenin geçtiği yoldan bile para kazanılıyor. İnsan ister istemez soruyor: Bu düzen kimin için, kim kazanıyor, kim ödüyor? Demir kapılar kapanabilir, yollar uzayabilir. Ama insanın aklına takılan soruların peşini bırakması için hiçbir gerekçe yok. Ben de buradan sormaya, araştırmaya ve yazmaya devam edeceğim."
Alman Milletvekili Cemal Bozoğlu: Murat Ağırel soruşturmasında 100 milyon euroluk dekont inceleniyorGündem
Murat Ağırel cezaevinden yazdı: Nezarethane yemeğinden 8 milyonluk ihale çıktıGündem