Birgün gazetesi yazarı Aziz Çelik, Temmuz 2026’da açıklanan yüzde 13,52 oranındaki kamu görevlisi ve memur emeklisi zammının, yüzde 17,76’lık resmi enflasyonun neden altında kaldığına dair çarpıcı bir analiz kaleme aldı.
Maaşları 1.240 TL eksik yatacak: Memur emeklisine kara haber
Kamu görevlisi ve memur emeklisine temmuz ayında yüzde 13,52 zam yapıldı. Ancak yapılan zam içerisinde 1.240 TL kayıplara karıştı. İşte tüm ayrıntılar haberimizde...
Çelik, aradaki 4,24 puanlık makasın bir hesap hatası olmadığını, sistemin bilinçli bir sonucu olduğunu belirtti. 30 bin TL maaş alan bir memur emeklisinin yüzde 4,24 puan ile kaybı 1.240 TL olarak hesaplandı.
Çelik'in analizine göre, çalışanların ve emeklilerin maaşlarındaki reel erimenin temel kaynağı toplu sözleşmenin yapısında yatıyor. 2026’nın ilk altı ayı için verilen yüzde 11’lik artışın gerçek bir zam olmadığını, hükümetin enflasyon hedefine göre verilmiş peşin bir "avans" olduğunu vurgulayan Çelik, bu avansın Temmuz ayında enflasyon farkından düşüldüğünü ifade etti.
Sürecin aritmetiği şu şekilde gerçekleşti:
“Yüzde 17,76’lık enflasyondan, Ocak ayında verilen yüzde 11’lik oran düşüldü (mahsup edildi). Ortaya çıkan yüzde 6,09'luk farkın üzerine, sözleşmede yer alan ikinci altı aylık yüzde 7'lik zam eklendi. Memurun maaş zammı yüzde 17,76 yerine yüzde 13,52’de kaldı. Çelik’e göre bu tablo, altı ay içinde çalışanların maaşında yüzde 3,6’lık net bir reel gerileme anlamına geliyor.”
Çelik, toplu sözleşme masasında işletilen bu makasın yalnızca memurlarla sınırlı kalmadığını; memur maaş katsayısına endeksli olan sayısız ödemenin de aynı "mahsup makinesi"ne takıldığını hatırlattı.
Aynı ülkede SSK ve Bağ-Kur emeklileri doğrudan yüzde 17,76 zam alırken, toplu sözleşmedeki kural nedeniyle enflasyonun altında ezilen diğer kesimler ve yaşanan kayıplar şu şekilde sıralandı:
25 yıllık kıdemi olan bir işçinin kaybı ortalama 69 bin TL oldu. Bakım yardımı alan bir vatandaşın 6 aylık kaybı 3.500 TL'yi buldu.
65 yaş aylığı, engelli maaşı, dul ve yetim aylıkları ile Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) alan milyonlarca vatandaş da oransal olarak kayıp yaşadı.
Dönem Toplu Sözleşmesi'ndeki zam oranlarının yüzde 11, 7, 5 ve 4 şeklinde kademeli olarak düşürülmesine dikkat çeken yazar, bunun hükümetin Orta Vadeli Program'daki (OVP) dezenflasyon takviminin bir yansıması olduğunu belirtti.
Toplu sözleşmenin bir ücret pazarlığı olmaktan çıkıp dezenflasyon muhasebesine dönüştüğünü vurgulayan Çelik, durumu "Yani bu sistem, dezenflasyon programına yapılmış bir bahis veya kumardır. Bu bahsin riski tamamen çalışanın sırtındadır... 2026’nın ilk yarısında da kaybetmiştir: Hedef %11, gerçekleşen %17,76." şeklinde özetledi.
Yazının dikkat çeken bir diğer başlığı ise süreci yürüten sendikalara yönelik eleştiriler oldu. Kararın, hükümet güdümündeki Kamu Görevlileri Hakem Kurulu tarafından alınmış olmasının yetkili konfederasyonları (Memur-Sen ve Kamu-Sen) sorumluluktan kurtarmayacağını belirten Çelik, şu tespitlerde bulundu:
“11 üyeli Kurul'un karar alabilmesi için en az 8 üyenin katılımı gerekiyordu. Birleşik Kamu-İş toplantıya katılmazken, Memur-Sen ve Kamu-Sen temsilcileri toplantıya katılarak Kurul'un çalışabilmesi için gereken toplantı yeter sayısını sağladı. Eğer bu iki sendika boykot etseydi, konu TBMM'nin gündemine taşınacak ve siyasi bir mecrada çözülmek zorunda kalacaktı.”
Sendikaların, milyonlarca çalışanı savunmak yerine hükümeti zor durumda bırakmamak adına "siyasi bir tutum" aldığını savunan Çelik, "6 milyondan fazla kamu görevlisi ve emeklisi ile milyonlarca yoksulun vebali bu iki konfederasyonun yöneticilerinin omuzlarındadır" diyerek yazısını noktaladı.