İstanbul Boğazı’nda ve Karadeniz’e yakın bölgelerde deniz yüzeyinin turkuaz renge bürünmesi vatandaşların dikkatini çekerken, uzmanlar bu görüntünün doğal bir biyolojik süreçle ilişkili olduğunu ancak artan kirlilik ve çevresel baskılarla şiddetlenebildiğini belirtiyor.
İstanbul Boğazı neden turkuaza döndü?: Arkasındaki gerçek şaşırttı
Boğazda oluşan sıra dışı renk dönüşümü şaşkınlık yaratırken, uzmanlar bu tablonun nedenine ilişkin farklı ihtimalleri değerlendiriyor.
Prof. Dr. Mustafa Sarı bu durumun coccolithophore adı verilen alglerin aşırı çoğalmasıyla ortaya çıktığını ve çevresel faktörlerin bu süreci etkilediğini belirtti.
Sarı, konuya ilişkin yazısında şu ifadeleri kullandı:
Yağışlarla taşınan çöl tozları, yüzey akışıyla denize ulaşan karasal kökenli kirleticiler ve zaten hep var olan evsel, endüstriyel atıklar artan su sıcaklığıyla birleşince Karadeniz'de bazı coccolitphore türleri aşırı çoğaldı. Ve denizin rengi turkuaza döndü. İstanbul Boğazı'ndan Marmara'ya akan turkuaz sular, boğaz kıyısından, köprülerden, Çamlıca gibi yüksek tepelerden ve uydu görüntülerinden izlenebilir durumda.
Coccolitphore türleri hücre çeperlerinde kalsiyum karbonat biriktiren tek hücreli algler. Aslında atmosferdeki karbondioksiti kalsiyum karbonata dönüştürerek denizlerin derinliklerinde hapseden iklim dostu harika bitkiler. Hücre çeperlerinde biriken kalsiyum karbonat, suyun renginin turkuaza dönmesine neden oluyor. Yoğun kirlilik, yağışlarla taşınan çöl tozları ve karasal kökenli diğer kirleticilerle birleşince denizde aşırı çoğalmalarına neden oluyor. Prof. Dr. A. Cemal Saydam hocamız yıllardır bu olayı bıkmadan, usanmadan anlatır, yazar, çizer.
Normal seyrinde suyun rengini turkuaza döndüren bu çoğalmaların deniz ekosistemine bir zararı yokken, kirliliğin yüksek olduğu bölgelerde aşırı artış ötrofikasyona neden olabilir.
İstanbul Boğazı ve boğaz jetinin etkili olduğu bölgelerde çıplak gözle fark edilen bu durum güney kıyılarında henüz yok. Batı, güney ve doğu kıyılarında ne yazık ki kirliliğe bağlı aşırı alg artışları var. Pas rengi veya tarhana çorbası benzeri renklenmeler bu yüzden.
Marmara Denizi, kimsenin atık çukuru değil. Balıkların, yengeçlerin, pinaların, deniz çayırlarının, mercanların evi. Hiç birimizin başka birinin evini kirletme hakkı yok.
Lütfen Marmara'yı atık çuruku olmaktan kurtarıp, eski pırıl pırıl haline döndürmek için adım atalım.
Deniz kendi kendine bu hale gelmedi ve kendiliğinden de iyileşemeyecek. Bizim yardımımıza ihtiyacı var.