Küresel teknoloji ve savunma sanayisinin kalbi sayılan nadir toprak elementleri (NTE) pazarında, Eskişehir’in Beylikova ilçesi uluslararası satranç tahtasının en stratejik karesi haline geldi. İngiltere'nin saygın gazetelerinden The Telegraph, yayımladığı analiz haberde Türkiye’nin elindeki bu kozun, ABD ve Çin arasındaki amansız rekabeti nasıl körüklediğini manşete taşıdı. Resmi makamların bölgede yaklaşık 694 million ton cevher bulunduğunu açıklamasıyla birlikte gözler, telefonlardan savaş uçaklarına kadar her yerde kullanılan bu fütüristik elementlere çevrildi.
İki ülkenin gözleri Beylikova’da: ABD ve Çin’in Türkiye çekişmesi
İngiliz The Telegraph gazetesi, Eskişehir Beylikova’da bulunan dünyanın en büyük ikinci nadir toprak elementi (NTE) rezervinin, ABD ile Çin arasındaki küresel teknoloji ve savunma hegemonya savaşının yeni kırılma noktası haline geldiğini yazdı.
Çin’in Küresel Tekeli Batı Dünyasını Korkutuyor
İngiliz medyasına göre, savunma sistemleri, hassas güdümlü akıllı füzeler, radarlar ve yapay zekâ altyapıları için hayati önem taşıyan nadir toprak elementlerinin dünyadaki mutlak hakimi şu an Pekin yönetimi. Çin, küresel rafine nadir toprak elementi arzının yüzde 90’ından fazlasını tek başına domine ederken, dünya genelindeki mevcut rezervlerin de neredeyse yarısını kontrol ediyor.
İngiltere merkezli prestijli düşünce kuruluşu Royal United Services Institute (RUSI) uzmanlarından Dan Marks, Çin’in denklemden çıkarıldığında Batı dünyası için ileri teknolojiye dayalı bir savaşı sürdürülebilmenin neredeyse imkansız olduğunu söyledi.
Trump'ın "Bağımsızlık" Planı: Proje Vault ve Beylikova
Washington, Çin’e olan bu ölümcül bağımlılığı kırmak için stratejik arayışlara girişmiş durumda. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçtiğimiz şubat ayında ABD’nin, ekonomik güvenliği ile tedarik zincirlerini kontrol eden başkalarının insafına bıraktığını söylemişti.
Başkan Donald Trump liderliğindeki Washington yönetiminin, kritik minerallere özel bir ticaret bloku kurmayı planladığı ve “Project Vault” adını verdiği milyarlarca dolarlık bir stratejik stok mekanizması hazırladığı öğrenildi. Bu kapsamda, Eskişehir'deki madeni işlemek adına Türkiye ile kurulacak olası bir teknolojik ortaklık, Trump’ın Çin’i kuşatma stratejisinde altın anahtar görevi görebilir.
Çin’in geçmişte nadir toprak elementlerini diplomatik bir baskı aracı olarak kullanmaktan çekinmediği hatırlatılıyor. Geçen yıl Trump’ın gümrük tarifelerine misilleme olarak ihracat kısıtlaması getiren Pekin, küresel otomotiv devlerini parça kıtlığıyla karşı karşıya bırakmıştı. Benzer şekilde 2010 yılında Japonya ile yaşanan krizde de bu kozu oynayan Çin, dünya piyasalarında fiyatları bir gecede 10 kat fırlatmıştı.
Nadir toprak elementleri uzmanı Sait Uysal, Çin’in teknoloji ve bilgi birikimi açısından dünyanın en gelişmiş kapasitesine sahip olduğunun altını çizerek tehlikeye dikkat çekti. Habere göre Pekin, Eskişehir'deki cevherin Çin’de işlenmesi modeline sıcak bakıyor. Habere göre amaçları Türkiye'yi kendi değer zincirlerine bağlamak ve Ankara'yı başka ortaklarla gelişmekten alıkoyarak yıllarca oyalamak olabilir.
The Telegraph, Beylikova'daki yerel halkın ve esnafın da nabzını tuttu. Bölge sakinleri istihdam ve ekonomik kalkınma beklentisiyle yatırımlara sıcak bakıyor ancak doğrudan bir "Çin mandası" veya kontrolüne kesin surette karşı çıkıyor. Doğal kaynakların ham madde olarak doğrudan satılmaması gerektiğini savunan yöneticiler ve esnaf, Çin teknolojisinin Türkiye’ye transfer edilmesini ancak üretimin milli kalmasını istiyor. ABD ile ortaklık seçeneğine ise mesafeli yaklaşan bölge halkı, en güvenli yolun yerli işleme kapasitesinin kurulması olduğunu savunuyor.
Haberde, nadir toprak elementi rafinerisi kurmanın sadece milyarlarca dolarlık yüksek maliyetli bir iş olmadığı, aynı zamanda çok ciddi çevresel riskler barındırdığı hatırlatıldı. Kimyasal ayrıştırma süreçlerinde ortaya çıkan radyoaktif atık yönetimi nedeniyle geçmişte Batılı ülkelerin bu sektörden çekildiği ancak Çin'in yatırımları sürdürdüğü belirtiliyor.
Geçtiğimiz eylül ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Beyaz Saray ziyaretinde bizzat Donald Trump ile bu konuyu masaya yatırması ve dönemin ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Türkiye’yi "kritik minerallerde stratejik ortak" ilan etmesi, diplomatik trafiğin ne kadar sıcak olduğunu gösteriyor. İngiliz gazetesinin analizine göre Türkiye, geleceğin teknolojisini belirleyecek bu 694 milyon tonluk maden nedeniyle, ABD ile Çin arasında çok zorlu ve keskin bir jeopolitik seçim yapmak zorunda kalan ülkelerin başında geliyor.