Avrupa’nın atık yönetimi politikaları yeniden tartışma konusu olurken, 2025 yılına ait veriler kıtanın “temiz çevre” imajının arka planını gözler önüne serdi. Yayınlanan raporlara göre özellikle Almanya ve İngiltere, yüz binlerce ton plastik atığı yurt dışına göndererek küresel atık ticaretinde başı çekiyor. Bu atıkların önemli bir bölümünün ise Türkiye’ye geldiği belirtiliyor.
Geri dönüşüm politikası olmayınca: Türkiye Avrupa’nın çöplüğü oldu
Avrupa’nın plastik atıkları giderek Türkiye’ye yöneliyor. 2025 verileri Almanya ve İngiltere’nin yüz binlerce ton çöp ihraç ettiğini ortaya koyarken, uzmanlar Türkiye’nin geri dönüşüm kapasitesinin zorlandığını ve Akdeniz’de mikroplastik kirliliğinin kritik seviyelere ulaştığını vurguluyor.
Watershed Investigations ve Basel Action Network tarafından hazırlanan ve uluslararası ticaret verilerine dayanan analiz, Avrupa’nın atık ihracatındaki rolünü ayrıntılı şekilde ortaya koyuyor. Rapora göre Almanya, 2025 yılında 810 bin tonun üzerinde plastik atık ihraç ederek dünyada ilk sırada yer aldı. İngiltere ise 675 bin tonla ikinci sıraya yerleşti.
ATIKLARIN YENİ ROTASI: TÜRKİYE
Raporda dikkat çeken en önemli başlıklardan biri, Avrupa’dan çıkan plastik atıkların yöneldiği ülkeler oldu. Verilere göre Türkiye, bu atıkların başlıca adreslerinden biri haline geldi. Türkiye’nin yanı sıra Malezya ve Endonezya gibi ülkeler de atık ithalatında öne çıkıyor.
Nefes Gazetesi'nden Mehmet Efe Altay'ın haberine göre; Deniz biyoloğu Sedat Gündoğdu, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede çevresel risklere dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye'nin Akdeniz kıyıları, geri dönüşüm fabrikalarından sızan atıklar nedeniyle tüm Akdeniz'in en kirli bölgesi haline geldi. Bazen mikroplastik yoğunluğundan insanlar denize bile giremiyor"
Bu açıklama, özellikle Akdeniz kıyılarında artan kirliliğin boyutunu gözler önüne seriyor. Mikroplastik yoğunluğunun sadece ekosistemi değil, insan sağlığını da tehdit eden bir noktaya ulaştığı vurgulanıyor.
TÜRKİYE’NİN KAPASİTESİ YETERSİZ Mİ?
Türkiye’nin yıllık plastik üretimi yaklaşık 3,3 milyon ton seviyesinde bulunuyor. Ancak uzmanlara göre mevcut geri dönüşüm kapasitesi bu miktarı işlemek için yeterli değil. Avrupa’dan gelen ek atık yükü ise sistemi daha da zorlayan bir unsur olarak öne çıkıyor.
Sedat Gündoğdu bu durumu şu sözlerle ifade ediyor:
"Türkiye'nin yıllık 3,3 milyon ton plastik atık ürettiğini ve bunun geri dönüşüm kapasitesinin ötesinde olduğunu belirterek Avrupa'dan gelen ek atıkların mevcut sistemi daha da zorladığını vurguladı."
Bu tablo, Türkiye’nin yalnızca kendi atıklarıyla değil, dışarıdan gelen plastik yüküyle de mücadele etmek zorunda kaldığını ortaya koyuyor.
AB’DEN YENİ YASAK: SORUN ÇÖZÜLÜR MÜ?
Avrupa Birliği, plastik atık ihracatına yönelik yeni bir düzenleme hazırlığında. Kasım ayı itibarıyla OECD üyesi olmayan ülkelere plastik atık gönderilmesi yasaklanacak. Ancak mevcut veriler, atıkların yaklaşık yarısının hâlâ bu ülkelere gönderildiğini gösteriyor.
Yeni düzenlemenin ardından atıkların yön değiştirmesi bekleniyor. Uzmanlar, bu süreçte Türkiye gibi OECD üyesi ancak geri dönüşüm kapasitesi sınırlı ülkelerin daha fazla yük altında kalabileceği uyarısında bulunuyor.
“ATIK SÖMÜRGECİLİĞİ” TARTIŞMASI BÜYÜYOR
Atık ticareti yalnızca çevresel değil, etik bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. Özellikle gelişmiş ülkelerin atıklarını daha az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelere göndermesi, “atık sömürgeciliği” kavramını yeniden gündeme taşıdı.
Rapora göre İngiltere’den Malezya’ya yapılan plastik atık sevkiyatları 2024 yılına kıyasla yaklaşık yüzde 60 arttı. Malezyalı aktivist Pua Lay Peng bu durumu şu sözlerle değerlendirdi:
"atık sömürgeciliği"
Bu ifade, küresel atık ticaretindeki dengesizliği ve çevresel yükün nasıl paylaşıldığını açıkça ortaya koyuyor.
İNGİLTERE “ARA DURAK” MI OLUYOR?
Uzmanlara göre yeni dönemde farklı bir senaryo daha gündeme gelebilir. Avrupa Birliği ülkeleri, doğrudan ihracat yerine atıklarını önce İngiltere’ye gönderebilir. İngiltere’nin ise bu atıkları üçüncü ülkelere sevk eden bir “transit merkez” haline gelmesi ihtimali tartışılıyor.
Çevre Soruşturma Ajansı uzmanı Amy Youngman bu olasılığa dikkat çekerek İngiltere’nin “ara durak” rolü üstlenebileceği uyarısında bulundu.
KÜRESEL ATIK KRİZİ DERİNLEŞİYOR
Ortaya çıkan veriler, plastik atık krizinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve politik bir mesele olduğunu gösteriyor. Avrupa’nın atıklarını ihraç ederek sorunu sınırlarının dışına taşıması, özellikle Türkiye gibi ülkelerde ciddi çevresel baskı yaratıyor.
Uzmanlar, kalıcı çözümün atık ihracatını artırmak değil, plastik üretimini azaltmak ve geri dönüşüm altyapısını güçlendirmek olduğunu vurguluyor. Aksi halde, küresel ölçekte büyüyen bu sorun daha fazla ülkeyi etkilemeye devam edecek gibi görünüyor.