Üstelik bu alışkanlık yalnızca bize özgü değil; dünyanın pek çok yerinde insanlar, fotoğraf anını daha doğal ve canlı kılmak için birbirinden farklı ve çoğu zaman şaşırtıcı kelimeler kullanıyor.
Fotoğraf çekilirken neden 'peynir' diyoruz? İşte cevabı ortaya çıktı
Fotoğraf makineleri ya da telefon kameraları karşısında çoğumuzun neredeyse refleks hâline getirdiği o klasik kelime: “Peynir!” Peki neden tam da bir süt ürününün adı, bir kareye sığdırılacak en güzel gülümsemeyi çağırmak için seçilmiş durumda?
Aslında fotoğraf çekimi sırasında söylenen bu tür sözlerin amacı oldukça basit: yüzlerdeki gerginliği azaltmak ve yapay ifadeleri dağıtarak daha içten bir mimik yakalamak. Kamera karşısında insanlar çoğu zaman bilinçsizce kasılır.
Bu küçük kelime oyunları ise hem ortamı yumuşatır hem de kişiyi kısa bir an için rahatlatır. Sonuçta ortaya daha samimi, daha “gerçek” ifadeler çıkar.
Fakat işin sadece psikolojik tarafı yok; bir de dilin ve seslerin gizli etkisi var.
Gülümsemenin “sesle tetiklenmesi” denebilecek bu durum, aslında fonetik yapıyla yakından ilişkili. Türkçedeki “peynir” ya da İngilizcedeki “cheese” gibi kelimelerin içinde bulunan uzun ve ince “i” sesi, söylenirken dudakların yanlara doğru gerilmesini zorunlu kılar. Bu da yüz kaslarını otomatik olarak bir gülümseme pozisyonuna sokar. Yani kişi farkında olmadan, sadece kelimeyi doğru telaffuz etmeye çalışırken bile yüzü gülümseme formunu alır.
Benzer bir etki farklı dillerdeki popüler fotoğraf kelimelerinde de görülür. Fransızcada kullanılan “ouistiti”, hem ses olarak neşeli bir tınıya sahiptir hem de içindeki “i” sesleri sayesinde aynı yüz hareketini teşvik eder. Almancada “spaghetti”, Korecede “kimchi” gibi kelimeler de yine benzer şekilde ağız yapısını yukarı doğru genişleten seslerle biterek doğal bir tebessüm oluşturur.
Kısacası mesele sadece eğlenceli bir söz söylemek değil; hem psikolojinin hem de dilin ince ayarlarının birleştiği küçük bir “gülümseme tekniği”dir.