EKOTÜRK TV ekranlarında izleyiciyle buluşan “Günün Yorumu” programında piyasaları değerlendiren Prof. Dr. Emre Alkin, Türkiye’de yürütülen fiyat istikrarı programının yalnızca finansal sınırlarla kalmayıp siyasi neticeler de üretmeye başladığını ifade etti. Alkin; reel sektör, halk ve siyasi arenalarda belirgin bir güven kaybının baş gösterdiğini dile getirdi.
Ünlü ekonomist tehlikeyi açıkladı: Siyasi kırılmalar başladı
EKOTÜRK TV’de yayınlanan “Günün Yorumu” programında konuşan Prof. Dr. Emre Alkin, mevcut ekonomi politikalara dair sert uyarılarda bulundu. Enflasyonla mücadele sürecinin artık sadece iktisadi bir konu olmaktan çıkıp siyasi etkiler doğurduğunu belirtti.
“Bizi Fazla Sert Bulanlar Geçmiş Dönemdeki Krizleri Unutuyor”
Ekonomi politikalarına yönelttiği eleştirilerin kimi çevrelerce fazla katı bulunduğunu anımsatan Alkin, ekonomi yönetimini savunan odakların sıklıkla “ellerinden gelen tüm çabayı sarf ediyorlar” argümanına sığındığını ifade etti. Buna karşın önceki idari kadroların küresel pandemi ve asrın en büyük deprem felaketi gibi olağanüstü kriz dönemleriyle mücadele etmek durumunda kaldığını hatırlatan Alkin, şimdiki ekibin ise bu denli büyük yıkıcı felaketler yaşanmamasına rağmen beklentileri karşılamakta yetersiz kaldığını ileri sürdü.
Yanlış adım atmanın üretken bir çalışmanın doğal bir çıktısı olduğunu kabul eden Alkin, asıl yapıcı olmayan durumun “ortaya hiçbir icraat koymadan hata üretmek” olduğunun altını çizdi. Türkiye'nin son dönemlerde ciddi bir yönetim zaafıyla karşı karşıya kaldığını iddia eden ekonomist, hayata geçirilen hamlelerin piyasalarda kronik bir güvensizlik problemine evrildiğini sözlerine ekledi.
2023 yılının orta aylarında işbaşı yapan ekonomi ekibine ilk dönemlerde iş dünyasının çok güçlü bir kredi verdiğini, halkın da muayyen bir vade boyunca metanet gösterdiğini dile getiren Alkin, gelinen aşamada ise üst üste yapılan yanlış adımların toplumun her katmanı tarafından net şekilde teşhis edildiğini belirtti. Alkin, ekonomi yönetiminin attığı adımları memnuniyetle karşılayan yegane kesimin yabancı fonlar olduğunu iddia etti.
Dışarıdan gelen yatırımcıların Türkiye piyasasında kısa vadede çok yüksek karlar elde ettiğini savunan Alkin, uygulanan yüksek faiz stratejisi vesilesiyle dolar bazında gözle görülür kazançlar sağlandığını söyledi. Bu tablonun, Türkiye ekonomisinin köklü sorunlarına kalıcı çözümler üretmek yerine yalnızca sıcak para döngüsünü besleyen bir yapıya dönüştüğünü ileri sürdü. Alkin, son derece iyi eğitim almış kadroların, enflasyon oranını yüzde 38 bandından teslim alıp evvela yüzde 75 seviyelerine tırmandırmasını, sonrasında ise yeniden yüzde 32'ye indirmesini bir başarı hikayesi şeklinde nitelendirmenin rasyonel olmadığını aktardı.
Dezenflasyon Programı Teknik Olmaktan Çıktı, Siyasetin Merkezine Oturdu”
Prof. Dr. Emre Alkin’e göre, uygulamaya konulan dezenflasyon modeli artık salt teknik bir ekonomi tercihi olmaktan tamamen uzaklaştı. Mevcut sürecin direkt olarak siyasi kırılmalar yaratmaya başladığına dikkat çeken Alkin, ekonomi yönetimine sunulan siyasi kredinin de zaman içerisinde sorgulanmaya başlandığını aktardı. İlk dönemlerde ekonomi tercihlerine açık destek sunan medya organlarının bile artık çok daha temkinli ve mesafeli yayın çizgileri benimsediğini ifade eden Alkin, merkez çizgide konumlanan yorumcuların ise ekonomi kurmaylarını artık gizlemeden, açıkça eleştiri yağmuruna tuttuğunu belirtti.
Bir önceki ekonomi yönetiminin benimsediği söylem tarzının kamuoyunda ciddi bir rahatsızlık uyandırdığını anımsatan Alkin, yeni ekibin ise sahip olduğu güçlü akademik kariyerler sebebiyle toplumda çıtayı çok yukarı taşıdığını söyledi. Fakat geride kalan üç yıllık zaman zarfında kitlelerin beklediği olumlu sonuçların bir türlü somutlaşmadığını vurguladı.
“Cin Şişeden Çıktı: İş Dünyası Sesini Yükseltiyor”
Reel sektör temsilcilerinin ekonomi ajandasına duyduğu tepkiyi artık yüksek sesle ve çekinmeden paylaştığını aktardan Alkin, kimi banka yöneticilerinin geçmişte yaptıkları eleştirileri sonradan geri çekmek mecburiyetinde bırakıldığını anımsattı. Tüm bunlara rağmen, geniş kitlelerdeki hoşnutsuzluk dalgasının artık saklanamayacak bir boyuta ulaştığına dikkat çekti. Yurt içindeki farklı kentlerde gerçekleştirdiği saha gözlemlerinden ve temaslarından örnekler sunan Alkin; sanayicilerin, KOBİ'lerin ve iş insanların ekonomi yönetimine karşı ciddi bir memnuniyetsizlik büyüttüğünü ifade etti.
Ekonomi kurmayları tarafından ilan edilen geleceğe dönük hedeflere halkın büyük bir kısmının artık itimat etmediğini dile getiren Alkin, vatandaşın kendi mutfağındaki ve cüzdanındaki mali durumu tek gerçek kıstas kabul ettiğini belirtti. Bu durumun iktisadi açıdan çok sağlıklı bir zemin teşkil etmediğini söyleyen ekonomist, öte yandan mevcut güvensizlik ikliminde bu reaksiyonun kaçınılmaz hale geldiğini aktardı. Türkiye genelinde pek çok tüketicinin, küçük esnafın ve büyük imalatçıların resmi kurumlarca ilan edilen veriler yerine günlük hayatın gerçek maliyetlerini referans aldığını ifade eden Alkin, paylaşılan enflasyon verilerinin halk nezdinde hiçbir karşılığı kalmadığını savundu.