Pasifik’in ortasında yer alan Palmerston Adası, ulaşılması güç konumu ve sıra dışı toplumsal yapısıyla dikkat çekiyor. Havaalanı, banka ve mağaza bulunmayan adada yaşayanların büyük bölümü, 19. yüzyılda buraya yerleşen tek bir kişinin soyundan geliyor.
Dünyanın en sıra dışı adası... Aynı soyadı, aynı kökler: İşte Palmerston’un şaşırtan kuralları
Pasifik Okyanusu’nun ortasındaki Cook Adaları'na bağlı Palmerston Adası’nda hayat alışılmış düzenin dışında ilerliyor. Adada yaşayanların büyük bölümü aynı kişinin soyundan geliyor. Havaalanı, banka ve mağaza bulunmayan bu izole adada uygulanan ilginç kurallar duyanları şaşırtıyor.
Kaynak: Dış Haberler Servisi
HİKÂYENİN BAŞLANGICI
Pasifik Okyanusu’nda, Cook Adaları’na bağlı Palmerston Adası’nda yaşam alışılmışın oldukça dışında sürüyor. Yılda yalnızca birkaç kez gelen tedarik gemileri sayesinde dış dünyayla bağlantı kurabilen ada, bugün dünyanın en dikkat çekici topluluklarından birine ev sahipliği yapıyor. Adada yaşayan 62 kişinin büyük kısmı, aynı aile ağacında birleşiyor. İşte 19. yüzyıldan günümüze uzanan ilginç hikâye...
BİR KİŞİNİN MİRASI
Palmerston’un hikâyesi 1883 yılında başladı. İngiliz maceracı William Marsters, kopra ticareti yapmak amacıyla dönemin boş durumdaki adasına yerleşti. Polinezyalı eşleriyle birlikte burada yeni bir yaşam kuran Marsters’ın ailesi zamanla 23 çocuk ve 134 torundan oluşan geniş bir topluluğa dönüştü.
AİLE SINIRLARI KORUNUYOR
1899 yılında hayatını kaybeden Marsters, yaklaşık 2 kilometrekarelik adayı üç eşinin soyundan gelen aileler arasında paylaştırdı. Aradan geçen yüzyıla rağmen ada sakinleri bugün de aynı paylaşım düzenini sürdürüyor ve ailelerini kendilerine ayrılan bölgelerde yaşamaya devam ettiriyor.
EVLİLİK KURALLARI DİKKAT ÇEKİYOR
Palmerston’u farklı kılan özelliklerden biri de aile düzeni. Ada nüfusunun büyük bölümü aynı atadan gelse de William Marsters’ın üç farklı eşinden gelen aile kolları arasında belirlenen kurallar titizlikle uygulanıyor. Aynı aile koluna mensup bireylerin evlenmesine kesinlikle izin verilmiyor.
DÜZENİ KORUYAN GELENEK
Uzun yıllardır uygulanan bu kural, küçük nüfusa sahip adada toplumsal yapının korunmasına katkı sağlıyor. Böylece aile bağları ve yerleşik düzen nesiller boyunca sürdürülebiliyor.
MODERN DÜNYADAN UZAK
Palmerston’da banka, mağaza ve birçok temel hizmet bulunmuyor. Ada sakinleri ihtiyaç duydukları ürünlere ulaşmak veya resmi işlemlerini gerçekleştirmek için yaklaşık 800 kilometre uzaklıktaki Rarotonga Adası’na gitmek zorunda kalıyor.
YILDA SADECE ÜÇ KEZ
Adanın dış dünyayla en önemli bağlantısını yılda yalnızca üç kez gelen kargo gemileri oluşturuyor. Bölgeye erzak taşıyan gemiler, dönüş yolunda ise Palmerston’un başlıca ihracat ürünü olan dondurulmuş papağan balıklarını götürüyor.
ADAYA GİRİŞİN ÖZEL KURALI
Palmerston’a ulaşmak oldukça zahmetli. Havaalanı ve kara yolu bulunmayan mercan adasına yalnızca deniz yoluyla gidilebiliyor. Ancak ziyaretçilerin karaya çıkabilmesi için yerel geleneklere uyması gerekiyor.
MİSAFİR OLMADAN KARAYA ÇIKILAMIYOR
Ada kurallarına göre hiçbir yabancı, yerel bir aile tarafından karşılanıp misafir olarak kabul edilmeden kıyıya ayak basamıyor. Bölgeyi ziyaret eden denizciler genellikle kendilerini ağırlayan ailelerin evlerinde kalıyor ve karşılığında giysi, kalem ya da okul malzemesi gibi ihtiyaç ürünleri getiriyor.
DONDURUCU SAYISINDA REKOR
Palmerston, Güney Yarımküre’de kişi başına en fazla dondurucu düşen yerleşim yeri olarak biliniyor. Bunun en önemli nedeni ise adalıların avladıkları büyük papağan balıklarını uzun süre muhafaza etmek istemeleri.
GÜNEŞ ENERJİSİNE GEÇİŞ
Yıllarca dizel jeneratörlerle elektrik ihtiyacını karşılayan ada, bugün daha sürdürülebilir bir enerji sistemi için çalışıyor. Devam eden projeyle birlikte Palmerston’un enerji ihtiyacının güneş enerjisinden karşılanması hedefleniyor.
KASIRGALARA KARŞI MÜCADELE
Deniz seviyesinden yalnızca 6 metre yüksekte bulunan ada, tropikal fırtına ve kasırgalara karşı oldukça savunmasız konumda. Bu nedenle ada sakinleri, olası afetlerde korunmak için insan eliyle oluşturulan yükseltilmiş bir höyükten yararlanıyor.
SOSYAL HAYATIN MERKEZİ
Doğal zorluklara rağmen Palmerston halkı sosyal yaşamını canlı tutmayı başarıyor. Pazar günleri dışında her öğleden sonra voleybol oynayan ada sakinleri, aynı zamanda kilise yaşamına büyük önem veriyor. Okyanusun ortasındaki bu küçük topluluk, geleneklerini koruyarak yaşamını sürdürmeye devam ediyor.