Altın piyasasında aylardır süren düzeltme dönemi yerini güçlü bir yükseliş ivmesine bıraktı. Rekor seviyelerden yüzde 30 oranında gerileyen değerli metal, kayıplarını telafi etmeye başladı.
Dev şirket TD Securities altında rakam verdi: Altının seyri belli oldu
Tüm zamanların zirvesinden yüzde 30 düşen altın fiyatları, ABD Hazine Bakanlığı'nın tahvil alım açıklaması ve 40 trilyon dolarlık borç yükü kaygılarıyla yeniden yükselişe geçti. Küresel devler, altının geleceğine yönelik şaşırtıcı tahminlerde bulunarak rakamlar verdi.
Ons altın haftanın ilk günlerinde 4.700 dolar sınırına doğru hızla tırmandı. Fiyatlar son 15 haftanın en yüksek seviyesinde işlem gördü.
Yükselişin arkasında ABD Hazine Bakanlığı'nın açıkladığı yeni adımlar yer alıyor. Bakanlık, borçlanma maliyetlerini düşürmek amacıyla uzun vadeli tahvil alımı yapacağını duyurdu.
Analistler bu hamleyi tahvil değer düşürme ticaretinin yeniden canlanması olarak yorumluyor. ABD’nin toplam kamu borcu geçen hafta itibarıyla 40 trilyon dolar sınırını aştı.
Bu durum yatırımcıların ülkenin mali yapısına ilişkin endişelerini artırdı. Güvenli liman arayışı altın ve gümüş fiyatlarını yukarı taşıdı.
MKS PAMP Araştırma ve Metal Stratejisi Başkanı Nicky Shiels, değer kaybı ticaretinin altın için büyük bir potansiyel taşıdığını ifade etti.
Eğilimin kalıcı bir yapıya dönüştüğünü belirten Shiels, durumun perakende yatırımcılarda tam anlamıyla bir "kaçırma korkusu" (FOMO) dalgası yaratabileceğine dikkat çekti. Fiyatların taktiksel açıdan aşırı yükselmiş olabileceği uyarısında da bulundu.
Yüksek faiz ortamına rağmen altının güçlü performansını sürdürebileceği değerlendiriliyor. Nicky Shiels, altının ABD siyasi müdahalesine ve parasal değer kaybına karşı en etkili korunma aracı olmaya devam ettiğini kaydetti.
Brent petrolünün 94 dolar seviyelerine yaklaşması, dizel piyasasındaki daralma ve yükselen fiyat farkları bağımsız bir enflasyon baskısı oluşturuyor.
Hazine nominal getirileri sınırlasa bile, reel getiriler ve enflasyon beklentileri enerji kanadından yükselmeye devam edebilir.
Bu durum değer kaybı senaryosunun dışında altın için yeni bir itici güç sağlıyor.
JPMorgan emtia analistleri de geçtiğimiz dönemde yaşanan tırmanışı bir "değer kaybı ticareti" olarak tanımlamıştı.
2025 yılının ikinci yarısında küresel çapta ABD dolarından uzaklaşma eğilimi hız kazandı.
Bu geniş çaplı çeşitlendirme hamlesi, altın fiyatlarının Ocak ayında 5.600 dolar ile tarihi rekor seviyeye ulaşmasına doğrudan katkı sağladı.
TD Securities Emtia Stratejisi Başkanı Bart Melek, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Melek, piyasa katılımcılarının devlet tahvili piyasasına yönelik müdahalelerin daha da sertleşeceğine inandığını belirtti.
Açıklamalara göre altın, değer kaybeden dolara tepki vermeye devam edebilir.
Hazine Bakanı Scott Bessent tarafından planlanan tahvil geri alım hamlesi, uzun vadeli getirilerde henüz beklenen düşüşü sağlamadı.
Piyasada 30 yıllık tahvil getirileri yüzde 5,23 seviyesinde seyrediyor. 10 yıllık tahvil getirileri ise yüzde 4,70 civarında işlem görmeyi sürdürüyor.
Raporlar, Hazine Bakanlığı'nın bu alımları finanse etmek için Genel Hesabındaki yaklaşık 1 trilyon dolarlık kaynağa başvurabileceğini gösteriyor.
Piyasadaki iyimser havaya rağmen altın için bazı kritik riskler varlığını koruyor. Yükselen enerji fiyatları enflasyon endişelerini canlı tutuyor.
Ham petrol fiyat farklarının artmasıyla birlikte yeni bir petrol şoku riski gündeme geliyor. Bu durum enflasyon beklentilerini artırarak Amerikan Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artırma olasılığını masada tutuyor.
Bart Melek, mevcut şartlarda ons başına 5.350 dolar seviyesindeki hedefe ulaşmanın henüz erken olabileceğini vurguluyor.
NOT: Bu haberde yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi vermemektedir.