DİLEK TAŞDEMİR- ÖZEL HABER

CEM Parti Genel Başkanı Mehmet Onur Kılıç, partisinin siyasette nasıl bir alternatif olmayı hedeflediğini, ekonomi politikalarını ve seçimlere yönelik yaklaşımını Yeniçağ’a değerlendirdi. İktidar ve muhalefetin kutuplaşmadan beslendiğini belirten Kılıç, “Kimin ne dediğine değil, neyin işe yaradığına bakacağız. Rotamız akıl ve bilimdir” ifadelerini kullandı.

“3T” adını verdikleri tarım, teknoloji ve turizm odaklı programın ayrıntılarını paylaşan Kılıç; gıda maliyetlerini düşürmek, üreticiyle tüketiciyi doğrudan buluşturmak ve kamu kaynaklarını çocukların beslenmesine yönlendirmek istediklerini söyledi.

“Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin itirazlarını da dile getiren Kılıç, partisinin adına yönelik tartışmalara eşit yurttaşlık vurgusuyla yanıt verdi. Gençlere söz ve karar hakkı verme iddiasını öne çıkaran Kılıç, ittifak kararını ise seçim döneminde program ve ilkeleri doğrultusunda değerlendireceklerini belirtti.

CEM Parti Genel Başkanı Kılıç'tan 'Terörsüz Türkiye' tepkisi: Birinci sürecin hesabını vermediler - Resim : 1

Kılıç’ın sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

*Yeni bir siyasi parti olarak CEM Parti'nin iktidar ve muhalefetten farkı ne olacak? Türkiye'de seçmenlerin önemli bir bölümü mevcut siyasi aktörlere yönelik güvensizlik ve değişim beklentisi taşıyor. Siz de ideolojik kalıpların dışında, akıl ve bilim merkezli bir siyaset vadettiğinizi söylüyorsunuz. CEM Parti, seçmene hangi somut politikalarla alternatif olacak? İlk seçimde hangi seçmen kitlesinden oy almayı hedefliyorsunuz?

"İKTİDAR METAL YORGUNLUĞU YAŞIYOR, MUHALEFET TABLOYU DEĞİŞTİRECEK GÜÇTE DEĞİL"

"Yirmi beş yıldır Türkiye’de iktidar ve muhalefet birbirini düşmanlaştırarak kendi seçmenini konsolide ediyor. Bu düzen iki tarafa da yarıyor, ama ülkeye yaramıyor. İktidar uzun süredir metal yorgunluğu yaşıyor. Muhalefet ise bu tabloyu değiştirecek güçte değil. Üstelik muhalefet yapar görünüp sonradan iktidar saflarına katılanları da gördük. Seçmenin mevcut siyasi aktörlere güvenmemesi bu yüzden şaşırtıcı değil.

Biz sadece eleştiren değil, alternatif üreten bir parti olacağız. Kimin ne dediğine değil, neyin işe yaradığına bakacağız. Rotamız akıl ve bilimdir. Ülke 20. yüzyılın ideolojik kamplaşmalarını Soğuk Savaş’la birlikte geride bıraktı. Bugün yapay zekâ, iklim krizi ve teknolojik dönüşüm çağındayız. Bu çağın sorunlarını eski kalıplarla çözemeyiz."

"AMAÇ ÜRETİCİNİN EMEĞİNİN KARŞILIĞINI ALMASI..."

Somut politikalarımız: 3T (Tarım, Teknoloji, Turizm)

Tarım: Akıllı ve iklime uyumlu tarım, üreticiyle tüketiciyi doğrudan buluşturan sistemler, kooperatifleşme, genç çiftçi desteği. Amaç üreticinin emeğinin karşılığını alması ve gıdada dışa bağımlılığın azalması.

Teknoloji: Yapay zekâyı bir slogan olarak değil, kamu hizmetlerinin verimliliği, eğitimde kişiselleştirilmiş öğrenme, girişimcilik ve açık veriyle şeffaf kamu yönetimi için kullanacağız. Yapay zekâ okuryazarlığını eğitimin ayrılmaz parçası yapacağız.

Turizm: Mevsimi yılın tamamına yaymak, sağlık, kültür ve doğa turizmi gibi alanları geliştirmek, kazancın yerel halka ulaşmasını sağlamak.

Bunların üzerinde bir yönetim ilkemiz de var. Her politikayı önce veriyle test edeceğiz, pilot uygulamayla deneyeceğiz ve sonuçlarını kamuoyuyla paylaşacağız.

En büyük hedef kitlemiz gençler. Çünkü Türkiye’de hiçbir siyasi parti gençlere gerçekten yönelmiyor. Gençler iş, gelecek ve söz hakkı istiyor. Ayrıca iki kutbun kavgasından yorulmuş kararsızlara, sandığa küsmüş seçmene ve 3T alanlarında çalışan çiftçi, esnaf ve turizm emekçilerine de seslenmeyi hedefliyoruz."

CEM Parti Genel Başkanı Kılıç'tan 'Terörsüz Türkiye' tepkisi: Birinci sürecin hesabını vermediler - Resim : 2

"GIDA ENFLASYONUNUN OLDUĞU BİR ÜLKEDE TARIM MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR"

*Tarımı öncelikli alan ilan ettiniz. Peki çiftçinin ve vatandaşın sofrasındaki sorunları nasıl çözeceksiniz? Türkiye'de üretici yüksek maliyetlerden, tüketici ise pahalı gıdadan şikâyet ediyor. Üreticinin kazanmasını sağlarken tüketicinin daha ucuz gıdaya ulaşması için hangi ekonomik modeli uygulayacaksınız? Bunun finansmanını nasıl sağlayacaksınız?

"Türkiye’de finansman sorunu yok, kaynakların kötü yönetilmesi sorunu var. Bir örnek vereyim. Türkiye’de yaklaşık 10 milyon 800 bin ilkokul ve ortaokul öğrencisi var, okul yılı 180 gün. Her çocuğa günlük 50 TL’lik kahvaltı verirsek öğrenci başına yıllık maliyet 9.000 TL, toplam maliyet yaklaşık 97 milyar 200 milyon TL, yani yaklaşık 2 milyar dolar. Son dönemdeki fon vurgunlarında buharlaşan para ise en az 20 milyar dolar. Yani o parayla 10 milyon 800 bin çocuk tam 10 yıl boyunca her sabah derse tok girebilirdi.

Mesele kaynak yokluğu değil, kaynağın nereye aktarıldığıdır.

Gıda enflasyonunun olduğu bir ülkede tarım milli güvenlik meselesidir.

Gıda enflasyonunun yüksek, servet dağılımının bu kadar adaletsiz olduğu bir ülkede halka gıdayı ucuz sağlayamazsanız yoksulluk, yolsuzluk ve açlık kaçınılmaz olur.

Modelimiz şu üç ayaktan oluşuyor:

Maliyeti düşürmek: Girdi maliyetlerini (gübre, mazot, tohum, elektrik) azaltmak ve kooperatifler yoluyla toplu alım gücü kazandırmak.

Aradaki fazlayı kesmek: Üretici ile tüketiciyi doğrudan buluşturan kooperatif ve dijital pazar sistemleri kurmak, depolama ve soğuk zincir yatırımlarıyla fireyi azaltmak.

Finansman: Yeni bir yük getirmeden, israf ve usulsüzlüğe giden kaynakları kesip tarıma ve çocukların beslenmesine yönlendirmek."

CEM Parti Genel Başkanı Kılıç'tan 'Terörsüz Türkiye' tepkisi: Birinci sürecin hesabını vermediler - Resim : 3

"TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNE KARŞIYIZ ÇÜNKÜ..."

*Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ile yaptığınız görüşmede Terörsüz Türkiye kapsamında gündeme gelen çerçeve yasa tasarısına karşı tavrınızı ortaya koydunuz. Bu tasarıya neden karşısınız? Sürecin hangi yönlerini sakıncalı buluyorsunuz? CEM Parti'nin bu konudaki kırmızı çizgileri neler?

"Bu tasarıya karşıyız, çünkü sürecin yönteminde ve güvenlik risklerinde ciddi sakıncalar görüyoruz.

1. Birinci sürecin hesabı verilmedi. O dönemde örgüt kent merkezlerinde alan hâkimiyeti kurdu, hendek ve barikat dönemi yaşandı ve 793 şehit verdik. Hiçbir siyasetçi ya da bürokrat sorumluluk almadı, kimse istifa etmedi. Şimdi aynı hata daha büyük ölçekte tekrarlanıyor.

2. Terör muhatap alınıyor. Devlet teröristi muhatap aldığında terör, sonuç almanın yöntemi haline gelir.

3. Güvenlik riskine yönelik plan yok. Yaklaşık 4.000 örgüt mensubunun kent merkezlerine gelmesi, bunların yeni nesil çetelerle ve yabancı istihbarat servisleriyle bağlantı kurma riski ve nasıl izlenecekleri konusunda hiçbir plan açıklanmadı. Risk analizi yapılmadan atılan her adım beka riskidir.

4. Devletin dayanakları zayıflıyor. Birinci süreçte koruculuk sistemi felç oldu, 13 korucu şehit edildi. Bu, devletin sivil dayanağını da zayıflattı.

5. Asker ve polisin iradesi. Çerçeve yasa 12 saatlik görüşmeyle Meclis’ten geçti. Gazilerimiz ise en temel hakları için günlerce eylem yapmak zorunda kaldı. Mesaj şu: devlete kurşun sıkana özel yasa çıkıyor, devlet için kurşun yiyene Meclis’in kapısı kapanıyor. Siz askerlerin savaşma iradesine darbe vuruyorsunuz."

*CEM Parti'nin bir Alevi partisi olmadığını, toplumun her kesimine kapılarının açık olduğunu söylüyorsunuz. Ancak parti ismi ve kamuoyundaki algı nedeniyle bu tartışma gündemden düşmüyor. Alevi toplumunun sorunlarına ilişkin özel politikalarınız olacak mı? Ayrıca Cem Vakfı ve CEM TV ile herhangi bir bağınız olmadığını açıkladınız. Bu isim benzerliğinin siyasi çalışmalarınıza etkisi olduğunu düşünüyor musunuz?

"HİÇBİR KESİMİN AYRICALIĞA DEĞİL, HAKKINA İHTİYACI VAR"

"CEM Parti bir Alevi partisi değildir. Bizim için “cem”, bir araya gelmek, toplanmak demektir. Türkiye’nin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey birlik ve beraberliktir, çünkü toplum çok ayrışmış durumda. İsmimizi de bu çağrıyla seçtik.

Bu yüzden sadece bir inanç grubuna değil, Türk toplumunun tüm fertlerinin sorunlarına yönelik politikalarımız olacak. Alevi vatandaşlarımızın talepleri de, tıpkı Sünni, gayrimüslim ve inançsız vatandaşlarımızın talepleri gibi, eşit yurttaşlık ilkesi içinde ele alınacak. Hiçbir kesimin ayrıcalığa değil, hakkına ihtiyacı var.

Cem Vakfı ve CEM TV ile herhangi bir bağımız yok. Bu zaten açık. Kendimizi anlatıp halka sevdirdikten ve hiçbir yapıyla bağımızın olmadığı bilindikten sonra bu algının büyük bir sorun olmayacağını düşünüyorum."

*İki ayda 38 ilde teşkilatlanma iddiasıyla yola çıktınız. CEM Parti seçimlerde nasıl bir güç olmayı hedefliyor? İlk seçimde hedeflediğiniz oy oranı nedir? Herhangi bir ittifaka katılmayı düşünüyor musunuz, yoksa kendi adaylarınızla mı seçime gireceksiniz?

"Teşkilatlanma çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor. Şimdiye kadar Türkiye’nin üçte birinde teşkilatlandık. Bu tempoyu koruyarak ülke geneline yayılmayı sürdürüyoruz.

Önceliğimiz, gençlerin tercih ettiği bir siyasi parti olmak. Gençler bizi sahiplendiği ölçüde güçleneceğiz. Gençlerin hiçbir parti tarafından ciddiye alınmadığı bir ülkede, onlara söz ve karar hakkı veren bir parti olmak en büyük iddiamız.

"İTTİFAK KONUSUNU DEĞERLENDİRECEĞİZ"

Seçimler konusunda konuşmak için çok erken. Seçimin ne zaman yapılacağı da belli değil. Şu anda oy oranı rakamları vermek yerine, programımızı oturtmaya, kadrolarımızı kurmaya ve halkla temasımızı artırmaya odaklanıyoruz.

Ama şunu açıkça söyleyebilirim: iddiamız, sadece mecliste bulunmak değil, Türkiye’de bu kadar yıldır süren iki kutuplu düzenin dışında üçüncü bir yol açmaktır.

İttifak konusunu da seçim zamanı geldiğinde, programımıza ve ilkelerimize uygunluk ölçüsünde değerlendireceğiz. Ama biz, iktidar ve muhalefetin birbirini düşmanlaştırarak büyüdüğü bir düzenin parçası olmak için değil, o düzeni değiştirmek için yola çıktık."