Sağlık tavsiyeleri ile ilgili yaptığı açıklamalarla gündemde kalmaya devam eden Prof. Dr. Canan Karatay, ezber bozan bir açıklama daha yaptı. Yaptığı açıklama ile şekerden bin kat daha zararlı bir tüketim ürününe dikkat çeken Canan Karatay aynı zamanda sağlık üzerine de değerli bilgiler paylaştı.
Canan Karatay'dan ezber bozan 'kaşık kaşık yiyin' çıkışı: Şekerden bin kat zehirli
Prof. Dr. Canan Karatay, kalpten daha önemli olan karaciğerdeki yağlanmanın nasıl giderileceğini açıkladı, kaşık kaşık yiyin dedi. Şekerden bin kat daha zararlı ürünü de açıkladı.
Tıp dünyasında alışılagelmiş tavsiyeler genellikle kalbi merkeze koyar; "Kalbinizi koruyun, ömrünüz uzasın" denir. Ancak İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, bu hiyerarşiyi tamamen sarsacak bir çıkış yaparak dikkatleri başka bir noktaya çekiyor. Karatay'a göre vücudun asıl gizli kahramanı kalp değil, sağ yanımızda sessizce çalışan karaciğerimiz. Bir üretim üssü gibi çalışan bu organ, aslında sağlığımızın gerçek komuta merkezi.
Bir kalp doktoru olmasına rağmen karaciğerin önemini her fırsatta vurgulayan Karatay, karaciğeri vücudun en meşakkatli ve stratejik fabrikası olarak tanımlıyor. Hücrelerimizin ihtiyaç duyduğu her şey; yani savunma sistemimizin askerleri olan antikorlar, sağlıklı kolesterol ve hayati enzimler burada imal ediliyor. Karatay'ın tabiriyle, eğer bu ana fabrikada bir arıza varsa, dışarıdan hangi vitamini veya takviyeyi alırsanız alın, hiçbir işe yaramıyor. Çünkü sistemin temeli burada atılıyor.
YAĞLANMANIN ASIL SORUMLUSU ŞEKERLİ BİR ALDATMACA
Yıllardır duyduğumuz "Yağlı yersen karaciğerin yağlanır" tezi, Karatay'ın en sert eleştirdiği noktaların başında geliyor. Ünlü profesör, doğal tereyağı, zeytinyağı ve yumurtanın karaciğere zarar vermek bir yana, onu bir kalkan gibi koruduğunu savunuyor. Peki, henüz 12 yaşındaki çocuklarda bile görülen bu yağlanmanın asıl sebebi ne?
Cevap, modern dünyanın en tatlı zehrinde saklı: Fruktoz. Meyve şekeri olarak bilinen bu madde, endüstriyel gıdalarda karşımıza çıkan mısır şurubu ve nişasta bazlı tatlandırıcılarla birleştiğinde karaciğer için tam bir yıkıma dönüşüyor. Karatay, fruktozun normal beyaz şekerden bin kat daha toksik olduğunu belirterek, çocuklarımızın içtiği o renkli, gazlı ve asitli içeceklerin karaciğeri erkenden yağ bağlatan asıl suçlular olduğunu söylüyor.
Tehlike sadece şekerle sınırlı değil. Hazır gıdaların raf ömrünü uzatan koruyucular, iştah açıcı Çin tuzu (MSG) ve yapay tatlandırıcılar karaciğerin biyolojik ritmini bozuyor. Karatay, resmi kurumların "yağı azaltın" çağrılarına karşı çıkarak ezber bozan bir formül sunuyor: "Yağlanmayı yok etmek istiyorsanız, sağlıklı yağ tüketeceksiniz." Soğuk sıkım doğal bir zeytinyağının, karaciğerde biriken o kirli yağları temizleyen en doğal deterjan olduğunu vurguluyor. Canan Karatay, kaşık kaşık zeytinyağı tüketilmesini bile öneriyor.
DETOKS MODASINA SON VEREN BAĞIRSAK DESTEĞİ
Son yıllarda popüler olan "üç günlük karaciğer detoksu" gibi ticari uygulamalara da Karatay'ın güveni yok. Ona göre vücudu arındırmanın yolu kısa süreli kürlerden değil, sindirim sisteminin temelini onarmaktan geçiyor. Karaciğere giden her yol bağırsaklardan geçtiği için, bağırsak florası bozuk olan birinin karaciğerini temizlemesi imkansız hale geliyor.
Gerçek bir temizlik için pahalı kürlere değil; evde mayalanmış doğal yoğurda, katkısız sirkeye ve hakiki zeytinyağına ihtiyaç olduğunu belirten Karatay, vücudu alkali hale getirmenin önemini hatırlatıyor. Özetle, karaciğerimizi korumak aslında doğaya ve geleneksel mutfağımıza geri dönmekten geçiyor. Modern dünyanın işlenmiş gıdalarından kaçıp doğal yağlara sarılmak, bu dev fabrikanın ömrünü uzatmanın en garantili yolu gibi görünüyor.