Gazeteci İzzet Çapa'nın YouTube kanalına konuk olan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, gündeme ilişkin sorularını cevaplandırdı. "Sağ tandanslı ve dindarlara yakın kesimde Atatürk'ün kabul edilmediği, sevilmediği gibi bir gerçek var. Size zarar getirmiyor mu bu?" sorusu üzerine, "Bu gerçek değil" yanıtını veren Baş, Türkiye'nin gerçek sosyolojisine indiğimizde aslında toplumun kahir ekseriyetinin ki bu oranı yüzde 90'lara bile vardırabilirim, Atatürk'le barışık ve aynı zamanda dinine de bağlı insanlar olduğunu gözlemliyorum" dedi.
"ATATÜRK'ÜN İSLAM'A YAPTIĞI HİZMETİ EN BENİM DİYEN MÜSLÜMAN YAPMAMIŞTIR"
"Atatürk'ün muhafazakârla, dindarla bir problemi olduğu algısı gerçeği yansıtan bir algı değildir. Son 30 yıldır, belki 40 yıldır bu algı yayılmaya çalışıldı ve buna ilişkin bazı kitleler de oluşturuldu" diyerek bunların yok sayamayacağını vurgulayan Baş, şöyle devam etti:
"Ama bizim varlığımız da aslında milletiyle devletini, milletiyle askerini ki burada devlet, asker derken bir Atatürk olgusundan bahsediyoruz. Çünkü her devletin bir kurucu unsuru vardır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucu unsuru da Atatürk ve etrafında şekillenen askerdir. Dolayısıyla bunların arasına nifak tohumları ekilmiş yıllarca. Bizim yaptığımız siyasetin oluşturduğu şey de aslında bunu bir arada barındıran, birbiriyle barıştıran bir siyasi çizgi. Biz buna inanarak sarılıyoruz. Atatürk'ün hani muhafazakârlarla sorunu olduğu veya muhafazakârların Atatürk'le sorunu olduğu iddiasına ilişkin bunu söylüyorum. Atatürk'ün İslam'a yaptığı hizmeti en benim diyen Müslüman yapmamıştır. Bakın, çok enteresan. Anadolu'da siz bir savaş veriyorsunuz. Savaşı verdikten sonra cumhuriyet ilan ediyorsunuz. Atatürk gayet tabii rahatlıkla bir ülke kurup, bir devlet kurup, nitekim biz bir imparatorluk bakiyesine sahiptik, bir devlet kurup artık bunu Mustafaoğulları, Kemaloğulları yapabilirdi. Bunu bir Cumhuriyet yapıyor. Cumhuriyet dediğimiz ne? Halk. Peki, kim bu halk? Müslüman halk. Savaş veriyor. Kim için? Aynı Müslüman halk için. Dolayısıyla bu kişinin Müslüman'la, kendi halkıyla, milletiyle, diniyle bir sorunu olma ihtimali mümkün değil."
"EKONOMİK SİSTEMİN ÇÖKÜŞÜNÜ İZLİYORUZ"
Türkiye'yi sarsan fon skandalına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Hüseyin Baş, "Fon olayında birisi manipülasyonla, içeriden haber alarak bir borsa işlemine girmiş ve bundan dolayı bir haksız kazanç elde etmişse cezalandırılır. Hukuken bu böyledir. Ama nasıl cezalandırılır" diye sorarak şöyle devam etti:
"Muhalifse direkt cezaevine atılarak cezalandırılabilir. İktidara yakınsa işte kulağı çekilebilir veya WhatsApp grubundan çıkarılabilir. Cezalandırma yöntemleri, artık orayı biz belirleyemiyoruz ama mutlaka bir cezası vardır ve cezalandırılmalıdır. Orada tabii çok enteresan bir hadise var. Sadece birilerinin vurgun yapmış olması değil, bir ekonomik sistemin çöküşünü izliyoruz ve yıllardır süregelen birikmiş bir hantallığın sonucunu izliyoruz. Mesela bugün bir Bloomberg raporu ortaya çıktı. 'Uyarılar olmasına rağmen uyarı yapanların susturulduğu bir süreç yaşandı' deniyor bu raporda. Bürokrasinin işin içinde olduğu, işte içeriden haberdar olanların olduğu enteresan bir olay."
Çapa'nın "Belki bunlar yok ama dünya böyle bir şeyi görmediği için öyle bakıyor olabilir. Ne dersiniz" sorusu ise Baş, "Bunların olmama ihtimali yok. Birileri koruyup kollamazsa bugün sizin hesabınızdaki 2 bin lira hareketliliği raporlayan organizasyonun 2 milyar liralık para hareketini dikkat çekici bulmaması mümkün değil. Bunun görülmemiş, anlaşılmamış olması ihtimal dâhilinde değil" yanıtını verdi.
"ABD TÜRKİYE'NİN STRATEJİK ORTAĞI DEĞİLDİR"
Baş, "Amerika bizim gerçekten stratejik ortağımız mı" sorusunu ise şöyle yanıtladı:
"Hayır. Amerika'nın Türkiye'de, Orta Doğu'da, bölgemizde bizim menfaatimize olan değil, bizim menfaatlerimizi yok eden beklentileri ve planları var. Dolayısıyla stratejik ortağımız hiçbir zaman olamaz. Amerika'yla ilişkilerimiz iyi olmalı mıdır? Elbette. Amerika'yla kavga etmeli miyiz? Hayır. Ama biz Amerika'nın iç siyasetini kendimize dış politika edinirsek veya Amerika'nın dış politikasını kendimize iç politika edinirsek bundan hiçbir fayda görmeyiz. Bizim parti olarak bakış açımız bu. Çünkü arada 10 bin kilometre var ve Amerika'nın dünyayı yönetmek gibi arzuları, istekleri var. Bunu yaparken de çok canice yöntemlere de başvurabilen bir devlet. Bugün emperyalizmin bayrağını en üst düzeyde dalgalandıran ülkeden bahsediyoruz.
"ABD İRAN İLE SAVAŞ HALİNDE DİYE BİZ DE Mİ İRAN İLE SAVAŞACAĞIZ"
"Biz kendimize baktığımız zaman tarih boyu emperyalizmle mücadele etmiş, bağımsızlık için çok büyük mücadeleler vermiş bir milletiz ve bir devletiz. Dolayısıyla Amerika'yla stratejik olarak çıkarlarımızın örtüşmesi mümkün değil. Buna bir örnek, Amerika ile İran savaş hâlinde. Şimdi stratejik ortaklık ne demek? Bizim de İran'la mücadele etmemiz demek. Peki, biz komşumuzla, ki sınırlarımızın en eski olduğu ülke Kasr-ı Şirin Antlaşması'yla İran'dır. Amerika savaşıyor diye biz de onunla stratejik ortaklık mı yapalım? Bunu söylerken İran'ın stratejik çıkarları da bizim için önemli değil. Bizim için önemli olan sadece Türkiye'nin stratejik çıkarlarıdır."
"TRUMP DÜNYAYI GTA HİLELERİ GİBİ YÖNETİYOR"
Çapa'nın Monopoly oyunu hatırlatarak "Dünyanın her yerinden alırsınız evleri. Trump dünyayı biraz öyle mi yönetiyor" diye sorması üzerine ise Hüseyin Baş şöyle konuştu:
"Trump dünyayı hem öyle yönetiyor hem de işte oyundan örnek verdiniz. GTA vardır çok meşhur. Bizim lise zamanımızda GTA'nın Vice City modeli vardı. O oyunda hile vardı bir tane. NUTTERTOOLS yazınca, taba basıp bütün silahlar yükleniyordu size. O arada şehri birbirine katıyordunuz. Şu anki GTA 6 çıktı herhâlde, onu bilmiyorum ama Vice City'de böyleydi. Şimdi Amerika biraz Türkiye'de de iç siyasette iktidar da aynı pozisyonda. NUTTERTOOLS yazmış, bütün silahları elinde, 'hadi savaşalım' diyor. Bu hakkaniyetli değil. Amerika böyle bir vaziyette."