Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31'in 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da başlamasına sayılı günler kala, KONDA Araştırma ve Danışmanlık’ın Avrupa İklim Vakfı için hazırladığı “COP31 ve Enerji Araştırması” yayımlandı. Araştırmaya göre toplumun büyük çoğunluğu, Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı zirveden haberdar değil.
10-14 Eylül 2026 tarihlerinde 2 bin 568 kişiyle yapılan araştırma, iklim değişikliği konusunda geniş bir mutabakat olduğunu, halkın temiz enerjiyi açıkça desteklediğini ve kömüre itirazın büyüdüğünü ortaya koyuyor.
COP31'i duyanların oranı yüzde 10'da kaldı
Katılımcıların yüzde 90'ı, COP31'in Kasım ayında Türkiye’de düzenleneceğini duymadığını söyledi. Zirveyi duyanların yarısı, yani toplumun yalnızca yüzde 5'i, COP31'in ne olduğu hakkında bilgi sahibi olduğunu belirtti. Açık uçlu soruda COP31'i iklimle ilişkilendirenlerin oranı ise yüzde 3'te kaldı.
Farkındalık eğitim seviyesine göre belirgin biçimde değişiyor. Üniversite mezunlarının yüzde 13'ü zirve hakkında bilgi sahibiyken lise altı eğitimlilerde bu oran yüzde 1'in altında. Zirveden haberdar olanlar erkeklerde yüzde 13, kadınlarda yüzde 7. Duymayanların oranı kırda yüzde 95, metropolde yüzde 88.
Sosyal medya kullanımında da dikkat çeken bir tablo var. LinkedIn, Telegram ve X kullanıcılarında farkındalık daha yüksek. Toplumun en yaygın kullandığı WhatsApp, Instagram ve TikTok’ta ise oran Türkiye ortalamasında kalıyor. Sosyal medya kullanmayanların yüzde 99'u zirveyi hiç duymamış.
Yüzde 77 güneş ve rüzgar diyor
Toplumun yüzde 77'si, Türkiye’nin enerji politikasında önceliği güneş ve rüzgar yatırımlarına vermesi gerektiğini düşünüyor. Seçim hakkı olsa hangi kaynaktan üretilen elektriği kullanacağı sorulduğunda katılımcıların yüzde 40'ı güneşi, yüzde 32'si rüzgarı seçti. Kömürü tercih edenler yüzde 2'de kaldı.

Yeni kömür madenine itiraz büyüyor
Katılımcıların yüzde 78'i Türkiye’de yeni kömür madeni açılmasına karşı. Bu oran 2023'te yüzde 74'tü.

Yeni maden açılmasını isteyenler kırda yüzde 28, metropolde yüzde 19, üniversite mezunlarında yüzde 14. Hayat tarzına göre de fark var. Modernlerin yüzde 88'i yeni kömür madenine karşı çıkarken bu oran geleneksel muhafazakarlarda yüzde 69'a geriliyor.
Katılımcıların yarısı, yeni kömür santralleri açılmasının Türkiye’nin COP31 liderliğiyle çelişeceğini düşünüyor. Yüzde 29'luk kararsız kesim ise KONDA’ya göre zirve hakkındaki bilgi eksikliğiyle bağlantılı.
İklim değişikliğinin varlığına inanç yüzde 90
Halkın yüzde 90'ı iklim değişikliğinin var olduğunu düşünüyor. İklim değişikliğini insan faaliyetlerine bağlayanların oranı 2024'teki yüzde 71'den yüzde 79'a çıktı. Doğal bir süreç olarak görenler ise yüzde 26'dan yüzde 17'ye geriledi.
Endişeli olanların oranı Kasım 2025'e göre 7 puan artarak yüzde 71'e yükseldi. Ancak “çok endişeliyim” diyenler yüzde 21'den yüzde 16'ya düştü. KONDA bu tabloyu endişenin yaygınlaştığı ama yoğunluğunun azaldığı şeklinde yorumluyor.
En büyük korku afet ve susuzluk
Önümüzdeki iki yılda başına gelme ihtimali en yüksek görülen riskler sıralamasında yüzde 44 ile orman yangını, sel ve kuraklık gibi afetler ilk sırada. Bunu yüzde 37 ile susuzluk ve yüzde 34 ile sağlık sorunları izliyor. Kırda yaşayanlarda afet beklentisi yüzde 50'ye, metropolde susuzluk beklentisi yüzde 39'a çıkıyor.
Sorumluluk gelişmiş ülkelere kaydı
İklim krizinin çözümünde kimin sorumluluk alması gerektiği konusunda 2021'den bu yana belirgin bir değişim yaşandı. Gelişmiş ülkelerin hükümetlerini gösterenler yüzde 27'den yüzde 43'e, BM gibi uluslararası kuruluşları gösterenler yüzde 19'dan yüzde 36'ya çıktı. Aynı dönemde hükümet ve bakanlıkları işaret edenler yüzde 50'den yüzde 38'e, büyük şirketleri gösterenler yüzde 41'den yüzde 28'e düştü.

Temiz hava ve halk sağlığı en ikna edici gerekçe
İklim politikalarına destek için en güçlü gerekçe yüzde 57 ile temiz hava ve halk sağlığı oldu. Bunu yüzde 36 ile düşük enerji faturaları ve yüzde 30 ile enerjide dışa bağımlılığın azalması izledi. Türkiye’nin dış politikadaki etkisinin güçlenmesi yüzde 11 ile en zayıf gerekçe olarak kaldı.

Katılımcıların yüzde 45'i COP31'de Türkiye’nin öncelikli gündeminin yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandırmak olması gerektiğini söyledi. Afetlere uyum kapasitesini artırmak yüzde 35 ile ikinci sırada yer aldı. Fosil yakıtlardan çıkış takvimi yüzde 12'de, iklim finansmanı yüzde 8'de kaldı.
Araştırmanın künyesi
Araştırma, KONDA tarafından Avrupa İklim Vakfı için 10-14 Eylül 2026 tarihlerinde KONDA Aracılı Paneli’ne katılan kişilerle telefon görüşmesi yöntemiyle yapıldı. Türkiye’nin 15 yaş üstü nüfusunu temsil eden 2 bin 568 kişiyle görüşüldü. Bulguların hata payı yüzde 95 güven aralığında artı/eksi 1,93 puan.
KONDA’nın “COP31 ve Enerji Araştırması” raporunun tamamına ulaşmak için tıklayınız.