Kahramanmaraş’ın Afşin ve Elbistan ilçelerinde faaliyet gösteren kömürlü termik santrallerin insan sağlığı, tarım arazileri ve ekosistem üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekmek amacıyla geniş katılımlı bir saha gezisi düzenlendi. Temiz Hava Hakkı Platformu ve Greenpeace temsilcilerinin yer aldığı basın gezisinde, santral bacalarından yükselen dumanların gölgesinde yaşayan bölge halkı maruz kaldıkları ağır sağlık sorunlarını ve ekonomik kayıpları anlattı. Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31 İklim Zirvesi öncesinde, bölgeden "kömürden adil çıkış" için acil kapatma takvimi açıklanması çağrısı yapıldı.

Afşin-Elbistan’da termik santral çilesi: '10 bin nüfuslu köyde 500 kişi kaldık' - Resim : 1

NÜFUS 10 BİNDEN 500’E GERİLEDİ: "ÇOCUĞUM 5 YAŞINDA LÖSEMİYE YAKALANDI"

Afşin-Elbistan A ve B termik santrallerinin en çok etkilediği yerleşim yerlerinden biri olan Çoğulhan Mahallesi’nin sakini Cuma Binboğa, bölgedeki hastalık tablosunun ulaştığı boyutu gözler önüne serdi.

Oğlunun 2015 yılında henüz 5 yaşındayken lösemi teşhisi aldığını belirten Binboğa, tedavi için gittikleri Kayseri Erciyes Tıp Fakültesi’nde karşılaştıkları manzarayı şu sözlerle anlattı:

"Dört yıl boyunca Kayseri’de kaldık. Oradaki hastaların neredeyse tamamına yakını bizim bu bölgedendi. Benim çocuğum iyileşti ama ne yazık ki birçok çocuk orada hayatını kaybetti. Eskiden 10 bine yakın nüfusu olan mahallemizde şu an imkansızlıklar nedeniyle ayrılamayan yaklaşık 500 kişi kaldı. Köyümüz yok oldu, toprağımız zarar gördü. Biz artık burada sağlıklı yaşamak ve santrallerin kapatılmasını istiyoruz."

Mahalle sakinlerinden Nurettin Doğan ise üç ağabeyini akciğer kanseri nedeniyle kaybettiğini, eşinin ise beyin kanseri tedavisi gördüğünü belirterek, "Dallarda tek bir kuş dahi kalmadı, doğa tamamen talan edildi. Ya bu hastalıklarla baş başa kalıp öleceğiz ya da buraları terk edeceğiz" diyerek isyan etti.

Afşin-Elbistan’da termik santral çilesi: '10 bin nüfuslu köyde 500 kişi kaldık' - Resim : 2

“SANTRALDE GİDERİLEMEZ YAPISAL SORUNLAR VAR"

Saha incelemesinde santrallerin mevzuata aykırı durumlarını ve hukuki süreçleri aktaran Greenpeace Avukatı Gökhan Candoğan, bölgede aktif iki santralden Afşin A’nın Çelikler Holding, Afşin B’nin ise Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ) tarafından işletildiğini belirtti.

Afşin A Santrali’nin özelleştirme sürecinde taahhüt edilen çevresel yatırımları tamamlamadığını ifade eden Candoğan, tesisin 2020 yılında çevre mevzuatına uyumsuzluk nedeniyle 6 ay süreyle kapatıldığını hatırlattı. Yürüttükleri iki kritik davaya ilişkin bilgi veren Candoğan, şunları kaydetti:

Santrale ilave edilmek istenen iki yeni ünite için verilen "ÇED Olumlu" kararı, açılan dava sonucu mahkemece iptal edildi. Karar şu an Danıştay’da temyiz incelemesinde bulunuyor.

2024 yılında santralin bir ünitesine verilen çevre izinlerine karşı açılan davada bilirkişi incelemesi tamamlandı. Bilirkişi raporunda santraldeki eksikliklerin geçici olmadığı, yapısal sorunlar nedeniyle tesisin çevre mevzuatına uygun çalışmasının mümkün olmadığı tespit edildi. Bacalardan çıkan koyu gri duman, baca gazı arıtma tesislerinin devrede olmadığını gösteriyor.

'DIŞ ORTAM HAVA KİRLİLİĞİ KESİN KANSEROJEN'

Temiz Hava Hakkı Platformu’ndan Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Gamze Varol, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dış ortam hava kirliliğinin "kesin kanserojen" olarak sınıflandırıldığının altını çizdi.

Kömürlü santrallerden salınan PM2,5 ve PM10 partikül maddelerinin rüzgâr etkisiyle kilometrelerce uzaklığa taşınabildiğini vurgulayan Varol; bu kirleticilerin anne karnındaki bebeklerin gelişiminden üreme sağlığına, kalp-damar hastalıklarından felç riskine, KOAH ve astım ataklarından hücresel/genetik hasarlara kadar geniş bir yelpazede insan sağlığını tehdit ettiğini söyledi. Varol, kirleticilerin sadece havayı değil, toprak ve su kaynaklarını da zehirlediğini ifade etti.

Afşin-Elbistan’da termik santral çilesi: '10 bin nüfuslu köyde 500 kişi kaldık' - Resim : 3

50 YILDA 400 BİN DÖNÜM TARIM ARAZİSİ YOK OLDU

Afşin-Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu Sözcüsü Mehmet Dalkanat ise 1975 yılında bölgede düşük kalorili linyit rezervlerinin bulunmasıyla başlayan 50 yıllık madencilik ve santral geçmişinin bilançosunu çıkardı.

Türkiye’nin dördüncü büyük ovası ve tahıl ambarı konumundaki Elbistan Ovası’nda yaklaşık 400 bin dönüm tarım arazisinin santraller ve maden faaliyetleri nedeniyle üretim dışı kaldığını söyleyen Dalkanat, şu değerlendirmelerde bulundu.

ÇED raporlarında vaat edilen ağaçlandırma ve rehabilitasyon çalışmaları kâğıt üzerinde kaldı. Dikilen ağaçlar 1 metreyi geçemedi. Eskiden elmasıyla meşhur olan Altınelma köyü gibi yerlerde artık meyve ağacı dahi yetişmiyor. Bacalardan çöken kül, tarlalarda ciddi ürün kayıplarına yol açıyor.

Türkiye’nin yaklaşan iklim zirvesi öncesinde bölgede yaşanan ekolojik ve insani yıkımı göz önüne alarak yeni santral projelerinden vazgeçmesi ve mevcut kömürlü santraller için adil bir dönüşüm takvimi belirlemesi gerekiyor.