Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı Danimarka’dan 6 aylığına Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne (GKRY) geçti.
Bu görevi 14 yıl aradan sonra ikinci kez üstlenen GKRY yetkililerinin “dönem başkanlığını ulusal sorunları gündeme getirmek için kullanmayacakları” yönünde açıklamalar gelse de GKRY’nin bazı hamlelerde bulunabileceği düşünülüyor. Toplantılara Türkiye’nin de davet edilmesi gündeme gelebilir. Özellikle iki toplantı öne çıkıyor.
Bunlardan ilki 23-24 Nisan’da Lefkoşa’da yapılması hedeflenen gayriresmi nitelikli AB Liderler Toplantısı. Bu toplantıya Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın davet edilmesi gündemde.
Diğer toplantı ise 27 Mayıs’ta Limasol’da AB dışişleri bakanlarının bir araya geleceği gayriresmi nitelikli toplantı (Gymnich). Bu toplantı için de Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a davet gönderilmesi ihtimal dahilinde.
"PAZARLIK YAPMAYA KALKIŞIYOR"
Rum yönetiminin bu hamlelerine karşı Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz uyarılarda bulundu. Gürdeniz sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "1 Ocak 2026’dan itibaren altı aylığına AB Dönem Başkanlığını devralacak olan Güney Kıbrıs Rum yönetimi, hadsiz bir cüretle Türkiye ile pazarlık yapmaya kalkışıyor." dedi.
'ZEHİRLİ HAVUÇ'
Gürdeniz paylaşımında Kıbrıslı gazeteci Sabahattin İsmail'in analizine de yer verdi. İsmail'in analizi ise şöyle:
“Hristodulidis yönetimi, Türkiye’nin AB savunma programı SAFE’ye katılımını veto etmekle tehdit ederken; gayriresmî AB davetleri, vize kolaylığı ve gümrük birliği söylemleriyle süslenmiş zehirli bir havuç uzatmakta, bunun karşılığında ise federasyon görüşmelerinin Crans-Montana’dan yeniden başlatılmasını ve Türk deniz ile hava limanlarının Rum bayraklı gemi ve uçaklara açılmasını talep etmektedir. Bu teklif, Rum yönetiminin tüm Kıbrıs adına muhatap alınmasını dayatan, Türkiye’nin ve KKTC’nin egemen eşitliğini aşındırmayı hedefleyen açık bir tuzaktır. Türkiye’nin limanlarını ve hava sahasını Rum yönetimine açması, fiilen Rum egemenliğinin tanınması ve milli Kıbrıs davasının tek kurşun atılmadan tasfiyesi anlamına gelir. Bu nedenle Türkiye, AB’nin uzattığı hiçbir havuç karşılığında KKTC’den, adadaki meşru hak ve çıkarlarından ve iki devletli çözüm vizyonundan geri adım atmamalıdır. Doğru tutum; gayrimeşru Rum yönetiminin AB Dönem Başkanlığının tanınmadığını ilan eden bağlayıcı bir memorandum yayımlamak, bu süre boyunca AB–Kıbrıs diyaloğunu askıya almak, AB’nin Kıbrıs özel temsilcisini muhatap almamak ve KKTC’deki AB Koordinasyon Ofisi’nin tüm faaliyetlerini durdurmaktır. Verilmesi gereken mesaj nettir: Kıbrıs’ta çözüm ancak egemen eşitlik ve eşit uluslararası statünün teyidiyle mümkündür; limanlar açılamaz, hava sahası pazarlık konusu yapılamaz.”
