YENİÇAĞ - Görüş / Arslan BULUT

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturması hakkında açıklama yaparken “Devlete sızan şebeke” tanımlaması yaptı ve “Karşımızdaki yapının basit bir borsa manipülasyonu ya da borsa vurgunu ile sınırlı olmadığı, kapsamlı bir suç yapılanması olduğu tespit edilmiştir. Bu örgütsel yapının içindeki isimler arasında hiyerarşik ve sistemli bir iş birliğinin delillerine ulaştık. Borsa bürokrasisi, manipülasyonları yapanlar ve medya arasında kapsamlı bir iş birliği yapıldığını görüyoruz. Parayı kontrol eden mekanizmanın içindeki isimler rüşvet çarkını kurarak üzerlerindeki denetim mekanizmalarını etkisiz hale getirmişlerdir. Bu şebekenin amacı bazı hisseler üzerinde oynayarak piyasadaki likiditeyi toplamak ve piyasayı ele geçirmektir. Bu şekilde kartelleşerek ekonomimize zarar vermişlerdir.” dedi.

***

Tayyip Erdoğan da 2014 yılında henüz başbakanken, FETÖ’yü kastederek “Şunu herkes bilsin ki, devletin kılcal damarlarına sızmaya çalışan, Türkiye’nin çıkarlarını hedef alan bu örgüte asla fırsat tanımayacağız.” demişti.

Özgür Özel de 2025 yılında, CHP Genel Başkanı olarak, sahte diploma krizine ve FETÖ ile ilgili iddialara değinmiş, geçmişte devlet kurumlarının içine sızan yapılanmaların yarattığı tahribata dikkat çekmiş ve “FETÖ ile bu devlete siz saldırdınız. 15 Temmuz gecesi Meclis’in üzerinde uçan uçağı o pilota veren sizsiniz. Devleti acz içinde bıraktınız, veriler çalındı. Cumhurbaşkanısınız, beş yaverinizin beşi de FETÖ’cü. Siz devleti çaldırdınız” demişti.

AKP Ankara milletvekili Yalçın Akdoğan de 2013 yılında “Kendi ülkesinin milli ordusuna, milli istihbaratına, milli bankasına, milletin gönlünde yer edinen sivil iktidarına kumpas kuranların bu ülkenin hayrına bir iş yapmış olmayacağını" söylemişti.

***

Devlete sızma ile ilgili son haber de FETÖ’nün Ergenekon kumpasında tutuklanıp cezaevinde hayatını kaybeden eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun 15 yıl sonra yapılan otopsi raporu hakkında... Mezar toprağında bulunmayan ancak Kozinoğlu'nun dokularında tespit edilen antimon maddesi, zehirlenme şüphesini güçlendirdi.

Kozinoğlu'nun cezaevinde zehirlendiği anlaşılıyor. Dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı da “kalp damar hastalığına bağlı ölüm gerçekleştiği” iddiasıyla takipsizlik kararı vermişti. Kozinoğlu'nun tedavisini kasten geciktirenlerle ilgili herhangi bir işlem yapılmamıştı...

***

Bütün bu devlete sızma olaylarından anlaşılan o ki APK iktidarı, başından beri sadece Kozinoğlu'nu değil, devlete sızanlarla hatta devleti zehirleyenlerle birlikte çalışmış ve onlara ne istemişlerse vermiştir. Bütün bu örgütlerin devlete sızmasından başlangıçta sadece AKP iktidarı, 2015'ten itibaren ise Cumhur İttifakı partileri hukuken ve siyaseten sorumludur.

23 yıl boyunca devlete sızılır mı? Sızılıyorsa, bu iktidar ülkeyi yönetmeye devam edebilir mi?