Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) bünyesindeki Akran Zorbalığını Araştırma Alt Komisyonu tarafından hazırlanan rapor, çarpıcı tespitleriyle ön plana çıktı.
TBMM raporu acı tabloyu ortaya koydu: Her 7 çocuktan biri zorbalık mağduru
TBMM Akran Zorbalığını Araştırma Alt Komisyonu, okullardaki gizli tehlikeyi raporlaştırdı. Türkiye’de her 7 çocuktan biri akran zorbalığına maruz kalıyor.
Rapora göre her 7 çocuktan biri zorbalığa uğruyor. Zorbalığa uğrayan çocuk depresyona giriyor, uyku problemleri çekiyor.
TBMM bünyesinde çalışmalarını yürüten Akran Zorbalığını Araştırma Alt Komisyonu; bu sorunun ilkokul ve ortaokul çağındaki çocuklar üzerindeki sosyal, fiziksel ve ruhsal yansımalarını inceleyen kapsamlı bir rapor oluşturdu.
Hazırlanan raporda zorbalığın mağdur, zorba ve tanık olmak üzere 3 çocuğun da hayatını olumsuz etkilediği kaydedildi.
Raporda ayrıca şu değerlendirme yapıldı:
"Arkadaşlarının zorbalığa maruz kaldığını gören diğer çocuklar korku ve endişe duyabilmekte; ve okuldan uzaklaşma gibi tepkiler gösterebilmektedir." denilirken "Bu öğrenciler üzüntü, kendini güçsüz veya baskı altında hissetme gibi duygusal etkilerle de karşılaşabilmektedir."
Hazırlanan raporda; akran zorbalığına başvuran öğrencilerin akademik performanslarının düşük olduğu, okula karşı aidiyet hissetmedikleri ve okul ortamından hoşlanmadıkları ifade edildi.
Zorbalığa maruz kalan öğrencilerin kısa vadede fiziksel sağlık problemleri, depresyon, uyku problemleri, mide bulantısı ve karın ağrısı gibi fiziksel belirtiler yaşadıkları da belirtildi.
NTV'nin haberine göre, uzman görüşlerine göre akran zorbalığı, çocuklar arasında gerçekleşen fiziksel, ruhsal, sözel veya sosyal içerikli saldırganlıkların genel adıdır. Bu süreçte taraflar arasında belirgin bir güç dengesizliği gözlemlenir; zorbalık yapan çocuk tipik olarak kurbanından daha büyük yaşta, fiziksel olarak daha kuvvetli ya da sosyal çevresi bakımından daha baskın bir konumdadır.
Akran zorbalığı, yaygın inanışın aksine sadece kaba kuvvet veya fiziksel temasla sınırlı değildir. Fiziksel şiddet, bu olgunun yalnızca bir boyutunu oluştururken; günümüzde sözel saldırılar ve sosyal dışlama gibi yöntemler de en az onun kadar sık görülen zorbalık türleri arasında yer almaktadır.
Sözel zorba davranışlar kişiye lakap takılması, alay edilmesi, küfür edilmesi ve gurur kırıcı sözel ifadeler zorbalık olarak açıklanabiliyor.
Duygusal zorba davranışlar ise şu şekilde tanımlanıyor: Arkadaş grubu içinde dışlamak, görmezden gelmek, yardım etmemek, ortak grup aktivitelerinde görev veya sorumluluk vermemek.
Fiziksel zorba davranışlar ise fiziksel güç kullanarak yapılan davranışlar olarak tanımlanıyor. Örneğin yanından geçerken omuz atmak, iteklemek, tekme veya yumruk atmak gibi.
Akran siber zorbalığı, bir çocuk veya gencin, kendi yaş grubundaki birine karşı dijital platformları kullanarak uyguladığı psikolojik şiddettir.
Bu durum, sadece bir "internet kavgası" değil; sürekliliği olan, güç dengesizliğine dayanan ve mağdurun sosyal saygınlığını hedef alan dijital bir saldırı biçimidir.