Sanal medya, sınırları belirsiz ve kontrolü zor bir alan haline gelirken, barındırdığı riskler özellikle çocuklar açısından her geçen gün büyüyor. Platform adı fark etmeksizin, bu mecralarda dolaşıma sokulan içerikler çocukların ruhsal ve bedensel gelişimini tehdit ediyor.
Sanal dünya çocuklarda erken ergenliği getiriyor
X, Instagram, YouTube ve TikTok gibi sosyal medya platformlarında giderek artan müstehcen paylaşımlar ve normalleştirilen çıplaklık algısı, çocuklar üzerinde ciddi psikolojik ve fiziksel etkiler yaratıyor.
Prof. Dr. Ali Murat Kınık, özellikle TikTok, YouTube ve X gibi küresel merkezli platformlarda denetim sorunlarına dikkat çekiyor. Prof. Dr. Oytun Erbaş ise bu mecraların artık bireysel bir tercih değil, toplumsal bir sorun haline geldiğini belirterek, etkileşim uğruna sınırların giderek daha fazla zorlandığını vurguluyor. Erbaş’a göre şiddet ve müstehcenlik, görünür olmanın bir aracı haline gelmiş durumda.
Sosyal medyada teşhirin olağanlaşması, gerçeklik algısını da bozuyor. Filtrelerle yaratılan kusursuz bedenler ve yapay hayatlar, özellikle çocukların kendilerini yetersiz hissetmesine yol açıyor. Prof. Dr. Oytun Erbaş, sanal medyada görülen bedenlerin büyük ölçüde gerçek dışı olduğunun altını çiziyor.
Sanal medya ergenliği öne çekiyor
Uzmanlara göre müstehcen içeriklere yoğun şekilde maruz kalan çocuklarda ergenlik daha erken yaşlara kayabiliyor.
Prof. Dr. Oytun Erbaş, beynin bu tür uyaranlara maruz kalmasıyla hormonal sistemin erken uyarıldığını, bunun da erken ergenlik ve boy kısalığı gibi sonuçlar doğurduğunu belirtiyor. Son yüzyılda ergenlik yaşının geriye gitmesinde, sanal medya ve artan cinsel teşhirin önemli bir payı olduğu ifade ediliyor.
Eğlence ve mizah maskesi altında sunulan bu içerikler, çocuklar için sanıldığı kadar masum değil. Psikolog Aysu Çelenoğlu, sürekli çıplaklık görüntülerine maruz kalan çocukların bunu zamanla normalleştirdiğini, bunun da giyim, özgürlük ve güven kavramlarını farklı bir noktaya taşıdığını söylüyor.
Sosyal medyada büyüyen bazı gençler, daha açık giyinmedikleri günlerde bile kendilerini eksik hissettiklerini dile getiriyor. Bu durum, sanal dünyanın çocukların iç sesine kadar nüfuz ettiğini gözler önüne seriyor.
Uzmanlar, bilinçaltına yerleşen bu görüntülerin çocukların biyolojik gelişimini etkilediğini vurguluyor. Erken ergenliğin fiziksel büyümeyi durdurabildiği, bunun da kalıcı sonuçlar doğurabildiği belirtiliyor.
Öte yandan çocukların sanal ortamda cinselliğe sürekli maruz kalması, yeni ve daha tehlikeli davranışları da beraberinde getiriyor. Prof. Dr. Ali Murat Kınık, çocukların kendi ya da arkadaşlarının uygunsuz görüntülerini üretip kapalı gruplarda paylaşabildiğine dikkat çekiyor. Veliler ise bu içeriklerden çocuklarını ne kadar koruyabilecekleri konusunda çaresiz olduklarını ifade ediyor.
Halk sağlığını tehdit eden bir sorun
Uzmanlara göre sanal medyada artan müstehcenlik, yalnızca bireysel değil, toplumsal ve hatta halk sağlığını ilgilendiren bir meseleye dönüşmüş durumda. Prof. Dr. Oytun Erbaş, bu içeriklerin zorbalığı artırdığını, bedeninden memnun olmayan ve özgüven sorunları yaşayan çocukların sayısının hızla arttığını söylüyor.
Psikolog Aysu Çelenoğlu ise sosyal medyada görülen kıyafetleri ve bedenleri kendileriyle kıyaslayan çocuklarda depresyon, yeme bozuklukları ve beden algısı problemlerinin sıklaştığını belirtiyor. Prof. Dr. Ali Murat Kınık da ergenlerin kabul görme isteğiyle sanal dünyadaki kalıplara uymaya zorlandığını, reklamlar ve dijital pazarlama yoluyla bu baskının daha da arttığını ifade ediyor.
Sanal medyada yaratılan “kusursuz insan” algısı, aile bağlarını da zedeliyor. Prof. Dr. Oytun Erbaş’a göre çocuklar, sanal dünyada gördükleri hayatları gerçek çevreleriyle kıyaslayarak ailelerinden ve sosyal çevrelerinden uzaklaşabiliyor. Bu durum, yalnızlaşma ve depresyonu beraberinde getiriyor.
Uzmanlar, okulların ve kurumların daha fazla sorumluluk alması gerektiğini vurgularken, Prof. Dr. Ali Murat Kınık mevcut yasal düzenlemelerin yetersiz kaldığını ve sanal medya yasalarının güncellenerek daha caydırıcı hale getirilmesi gerektiğini belirtiyor.