ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş 32 gündür devam ediyor. Karşılıklı saldırıların devam ettiği savaşta özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapanması küresel ekonomide ciddi sorunlara neden oluyor. Petrol fiyatlarındaki artış başta olmak üzere tedarik zincirindeki sorunların enflasyonda artışı neden olmasından ve daha büyük bir krizin çıkmasından endişe ediliyor.
Orta Doğu’daki savaş otomotivi fena vurdu: Yıllarca sürebilecek kriz çıktı
Orta Doğu’da bir ayı aşkın süredir devam eden savaş otomotiv sektörünü ciddi şekilde vurdu. Üretimden tüketime kadar tüm ekosistemi vuran krizin yıllarca sürmesinden endişe ediliyor.
Orta Doğu’daki savaşın otomotiv sektöründe ciddi bir krize neden olmasından endişe ediliyor. Savaşın sadece jeopolitik bir kriz olarak değil çok katmanlı bir ekonomik şok olarak hissedildiği belirtiliyor. Ekonomik şokun hem üretim hem de tüketim ve satış sonrası hizmetlerde hissedildiği öğrenildi. Uzmanlara göre bu tür şokların etkisi hızlı hissedilse de sistemin yeniden dengeye gelmesi aylar hatta yıllar sürebilir.
Gerilimin ilk ve en hızlı yansıması enerji piyasalarında görüldü. Brent ham petrol fiyatı varil başına 119 dolara kadar yükselerek savaşın başlangıcından bu yana en yüksek seviyelere yaklaştı. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatması, küresel petrol arzında ciddi bir daralma yaratarak fiyatları hızla yukarı taşıdı. Bu artış doğrudan akaryakıt fiyatlarına yansıdı. Avrupa, Türkiye, ABD ve Asya dahil olmak üzere birçok ülkede akaryakıt fiyatları son yılların zirvesine yükseldi.
PETROL FİYATININ YÜKSELMESİ ZİNCİRLEME ETKİ YARATTI
Petrol fiyatının yükselmesi sadece yakıt maliyetleriyle sınırlı kalmıyor. Petrol türevlerine dayalı üretim girdileri nedeniyle motor yağları, lastikler, plastikler, sentetik kauçuk ve kaplama malzemeleri gibi temel otomotiv bileşenlerinin maliyetleri de doğrudan yükseliyor. Sonuç olarak üretimden perakendeye kadar tüm zincirde maliyet baskısı ve kâr marjı daralması yaşanıyor.
Fiilen kapanan Hürmüz Boğazı, küresel deniz ticaretinin yaklaşık %11’ini taşıyor. Aynı zamanda otomotiv sektörünün enerji, parça ve yarı mamul akışında hayati rol oynuyor. Analizlere göre mevcut kesinti küresel petrol arzının yaklaşık %20’sini etkiliyor. Normal şartlarda burada günde 20 milyon varil petrol geçiyordu.
Uzmanlar, bu ölçekte bir arz şokunun tarihsel örneklere kıyasla oldukça büyük olduğuna dikkat çekiyor. Mevcut kriz, 1970’ler ve 1980’lerdeki petrol şoklarına kıyasla 3 ila 5 kat daha büyük bir etki potansiyeli taşıyor.
Alternatif rotalara yönelen gemiler Afrika’nın etrafından dolaşmak zorunda kalırken, bu durum taşımacılık sürelerini yaklaşık 14 gün uzatıyor ve her sefer için 1 milyon dolara varan ek yakıt maliyeti yaratıyor.
YEDEK PARÇA ÜRETİMİ DE TEHLİKEDE
DonanımHaber'in derlediği habere göre, otomotiv tedarik zincirleri halihazırda küresel ölçekte karmaşık ve birbirine bağlı yapısıyla biliniyor. Ancak mevcut kriz, özellikle “tam zamanında üretim” modelinin zayıf noktalarını yeniden ortaya çıkardı. Parça, ham madde ve bileşen sevkiyatlarında yaşanan gecikmeler uzayan teslim süreleri, stok belirsizliği ve üretim planlamasında aksaklıklar anlamına geliyor.
ABD merkezli Auto Care Association’a göre özellikle lastik, kablo tesisatları, plastik parçalar ve yağlar gibi üretimin merkezinde yer alan bileşenlerde yaşanabilecek kesintiler, üretim hatlarını doğrudan durma noktasına getirebiliyor. Bu da üreticilerin alternatif tedarik kaynaklarına yönelmesine ve maliyetlerin daha da artmasına yol açıyor.
Analizlere göre kriz, otomotiv pazarının büyüme beklentilerini de aşağı çekmiş durumda. Daha önce %3,8 olarak öngörülen küresel hafif araç büyümesi, güncellenen tahminlerde %0-2 bandına gerilemiş durumda.
Bununla birlikte tüketicilerin tercihleri de değişiyor. Büyük motorlu ve yüksek tüketimli araçlar yerine daha küçük, yakıt verimli modeller, hibrit ve elektrikli araçlara yönelim artıyor. Özellikle Asya-Pasifik bölgesinde elektrikli mobilite, artık çevreci bir tercihten çok ekonomik bir korunma aracı olarak görülmeye başlanmış durumda.