Kuzey Kutbu'nun ıssız topraklarında, savaşlardan ve terörden uzak bir köşede yükselen beton bir yapı, insanlığın en değerli miraslarından birini saklıyor. Tohumlar, Norveç'in Svalbard Takım Adaları'nda bulunan Küresel Tohum Deposu, dünyanın en büyük tarımsal genetik koleksiyonu olarak biliniyor. 2025 Haziran ayı itibarıyla 1.355.591 farklı tohum erişimini muhafaza eden bu tesis, 13 bin yıllık tarım tarihini dondurarak geleceğe taşıyor.
İnsanlığın geleceğini kurtaracak depo: Kuzey Kutbu'nun donmuş hazinesi
Norveç'in Svalbard Adaları'nda, buzla kaplı bir dağın derinliklerinde yatan Küresel Tohum Deposu, 1,3 milyondan fazla tohum çeşidini içinde barındırarak adeta tüm dünyanın gıda güvenliğini depoluyor.
Bu depo, popüler kültürde "kıyamet kasası" olarak anılsa da asıl amacı küresel bir felakete değil, yerel genetik kayıplara karşı koruma sağlamak. Örnek verecek olursak, Suriye, Hindistan, Pakistan ve Meksika gibi ülkelerden gelen tohumlar, bu bölgelerdeki savaşlar veya afetler nedeniyle yok olma riskine karşı burada yedekleniyor. Her gün dünya genelinde büyük genetik yıkımlar yaşanıyor; son 50 yılda tarımsal biyoçeşitlilik dramatik şekilde azaldı.
Bugün insanlığın gıda ihtiyacının yüzde 95'i yalnızca 30 mahsul türüyle karşılanıyor. Çin'de 1950'lerdeki pirinç çeşitlerinin sadece yüzde 10'u günümüzde kullanılıyor, ABD ise 1900'lerden beri sebze-meyve çeşitliliğinin yüzde 90'ını kaybetti. Bu tek tip tarım, kuraklık veya hastalık salgınlarında gıda zincirini kırılgan hale getiriyor.Deponun iç yapısı, adeta bir bilim kurgu filmini andırıyor. Kar manzarasına bakan dikdörtgen giriş, soğutucuların uğultusuyla dolu bir tünele açılıyor. Dağın derinliklerine inen beton koridor, tohum odalarına ulaşıyor; burada vakumlanmış gümüş paketler ve test tüplerindeki tohumlar, -18°C sıcaklıkta raflarda saklanıyor.
Tarihi, 1980'lerde Cary Fowler'ın fikriyle başlayan depo, 2001'de Birleşmiş Milletler'in Uluslararası Tohum Anlaşması'yla hayata geçti. Dünya çapında 1700'den fazla gen bankasının yedeği olarak hizmet veriyor. Etkileyici anlardan biri, Suriye'deki ICARDA merkezinin 2012'de savaştan etkilenmesi: Halep yakınındaki gen bankası tahrip olunca, Svalbard'dan ödünç alınan tohumlar Fas ve Lübnan'da yeniden yetiştirildi ve geri gönderildi.
Bu, deponun tarihindeki ilk ödünç verme işlemiydi ve yaşamın döngüsünü simgeliyordu.Benzer felaketler başka yerlerde de yaşandı: Afganistan ve Irak'taki gen bankaları savaşta yok edildi, Filipinler'dekiler sel, tayfun ve yangınla harap oldu.
Daha büyük tehdit ise kaynak eksikliği; birçok gen bankası yeterli donanıma sahip değil. Tarihin en çarpıcı örneği ise II. Dünya Savaşı'ndaki Leningrad Kuşatması: Bilim insanları, tohumları korumak için kendilerini odaya kapattı ve açlıktan ölürken bile tek bir tohuma dokunmadı. Dimitri Ivanov gibi isimler, pirinç çuvalları arasında hayatını kaybetti, ancak bu fedakarlık Rusya'nın toparlanmasına ve insanlığın mirasına katkı sağladı.Günümüzde, Rusya-Ukrayna savaşı gibi çatışmalar gıda krizlerini tetiklese de depo tarafsızlığını koruyor. Kuzey Kore'den ABD'ye, Rusya'dan Ukrayna'ya kadar tohumlar yan yana saklanıyor; kökenleri önemli değil. 2025'te Sudan ilk depozitini yaptı, Kore, Hollanda ve Benin gibi ülkelerden ikonik bitkiler eklendi.
İklim değişikliğiyle artan tehditler karşısında, bu eski ve yabani tohumlar, dayanıklı yeni türler geliştirmek için paha biçilmez. Depo, tarımın doğuşundan beri insanlığın devamlılığını sağlayan bir sigorta poliçesi gibi.