Termessos Antik Kenti, Büyük İskender’in doğu seferinde surlarını aşamadığı tek şehir olarak tarihe geçmiş, tarihi zenginliği ve muhteşem doğasıyla gerçek bir arkeolojik hazine niteliğindedir.
Büyük İskender'in fethedemediği gizli kartal yuvası: Termessos Antik Kenti Türkiye'de nerede?
Büyük İskender’in fethedemediği tek şehir Termessos, kartal yuvası gibi konumuyla CNN’de övülen antik bir mücevher. Savaşçı Solymler’in mirası, muhteşem tiyatrosu, lahitleri ve yeni bulunan kadın heykeliyle doğa-tarih harmanı bir hazine. Peki, Termessos Antik Kenti Türkiye'de nerede?
Antalya’nın Döşemealtı ilçesi yakınlarında yer alan bu antik kent; nekropol alanları, lahitleri, çeşitli yapıları, tiyatrosu, yaban hayatı ve endemik bitkileriyle büyük ilgi çekmektedir. Güçlü savunması sayesinde “Büyük İskender’in işgal edemediği şehir” olarak ünlenen Termessos, dev sütunları, kaya mezarları, lahitleri, kartal yuvasını andıran konumu ve doğayla bütünleşmiş haliyle öne çıkmaktadır.
ABD’li yayın kuruluşu CNN, Eylül 2025’te Türkiye’deki Termessos Antik Kenti’ni “Büyük İskender’in fethedemediği gizli kartal yuvası şehir” başlığıyla tanıtan kapsamlı bir makale yayımlamıştı. Makalede, MÖ 333 civarında Anadolu seferinde Büyük İskender’in Termessos’u kuşatmasına rağmen ele geçiremediği belirtilmiş; İskender’in kenti “kartal yuvası” olarak adlandırdığı aktarılmıştır.
CNN, Termessos’u izole konumuyla korunmuş “muhteşem bir arkeolojik mücevher” şeklinde tanımlamaktadır. Makalede şu noktalara değinilmiştir: Termessos halkı, bugün Türkiye topraklarının büyük bölümüne yayılmış eski bir uygarlık olan Luvilerin torunları kabul edilen Solymler’di.
“Solymlerin ne yaptıklarını çok iyi bildikleri açık. Yer seçimi, olağanüstü bir stratejik zekâyı yansıtıyordu. Kent önemli bir ticaret yolu üzerinde bulunuyordu, aynı zamanda yüksek konumu ve hâkim manzarası sayesinde savunması da son derece kolaydı.”
“MÖ 333 civarında Büyük İskender şehre geldiğinde, birçok denemesine rağmen kenti ne işgal edebildi ne de kuşatarak teslim olmaya zorlayabildi. Rivayete göre kente ‘kartal yuvası’ adını verdi.”
SAVAŞ OKULU
Yamaçta daha yukarı çıkıldığında, Termessos’taki yaşamın ne denli gelişmiş olduğunu gösteren başka izler de ortaya çıkar. Sol tarafta gymnasiumun mermer kalıntıları yer alır. Burası asker adayları için bir tür eğitim kampüsüydü; içinde hamam ve yemekhane bulunuyordu. Önündeki palaestra ise güreş ve savaş eğitimi için kullanılıyordu.
Surların ötesinde uygarlığın diğer izleri de vardır. Kapalı su drenaj sistemi kalıntıları mevcuttur. 1.500 tona kadar su depolayabilen dev hazneler, özellikle Büyük İskender’in kuşatma girişimleri sırasında, su kaynaklarının sınırlı olduğu bir kent için hayati önem taşıyordu.
Yakınlarda, kentin yönetim merkezi bouleuterionun (meclis binası) etkileyici dış duvarı, Roma öncesi döneme ait başka bir agora ve şehrin en seçkin dükkânlarının bulunduğu sütunlu cadde kalıntıları görülür. Ancak tüm bunlar, kentin en göz alıcı yapısının yanında ikinci planda kalır: Tiyatro.
SAVAŞÇI VE ÖZGÜRLÜKLERİNE DÜŞKÜNLER
Antalya Bilim Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Koçak, Aralık 2025’te AA’ya verdiği demeçte Termessos’un bölgenin en büyük antik kentlerinden biri olduğunu vurgulamıştı.Yerleşimin 1050-1200 metre yükseklikte kurulduğunu belirten Koçak, Termessosluların savaşçı ve özgürlüklerine son derece düşkün olduğunu ifade etmiştir. Koçak, “Bağımsızlıklarını Roma döneminde bile korumuşlar. Termessos’taki sikkelerde hiçbir zaman imparator portresi basılmamış. Hep kendi kahramanlarını, tanrılarını sikkelerin üzerine basarak bağımsız olduklarını belirtmişler.” demiştir.
UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde bulunan ve kökeni MÖ 4. yüzyıla uzanan antik kentte, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Geleceğe Miras Projesi kapsamında geçen yıl kazı çalışmaları yapılmıştır.Kazı başkanı Koçak, bulunan anıt mezarlarla ilgili Kasım 2025’te AA’ya açıklamalarda bulunmuştu.
Bir anıt mezarın bir kadına ait olduğunu belirten Koçak, kadının mezarı kendisi ve eşi için yaptırdığını söyleyerek şu bilgileri paylaşmıştır:
“Anıt mezar büyük bir podyuma sahip. Podyumun 4 tarafında da kalkan, mızrak, kılıç, zırh ve baltalar gibi silah kabartmaları görünüyor. Bu silahların bir kısmı kendi dönemlerinde kullanılan bir kısmı da efsanevi düşmanlara ait silahlar. Bunların en önemlisi de amazon kadın savaşçılarına ait kalkan, balta kabartmaları…”
2025 YILINDA YENİ HAZİNELER
Termessos Antik Kenti’nde, E1 Nekropolü’nde ortaya çıkarılan beyaz mermer kadın heykeli, minderli bir tabure üzerinde oturur vaziyette betimlenmiş ve yaklaşık 137 santimetre yüksekliğiyle neredeyse gerçek insan boyutlarındadır. Khiton giymiş ve onu tamamen örten himationla tasvir edilen heykel, iki parça halinde günümüze ulaşmıştır.
Baş kısmı kayıp olsa da, kollarını bileklerine kadar örtüsüne sararak vücuduna yakın tutan duruşu ve kıyafet tercihi, heykelin büyük ihtimalle mezarın sahibesi olan saygın bir aile kadınına ait olduğunu düşündürmektedir. Bu buluntu, Termessos toplumunda “iffetli, ağırbaşlı ve itibarlı kadın” idealinin anıtsal heykel diliyle nasıl yansıtıldığını göstermektedir.
TERMESSOS ANTİK KENTİ
Termessos Antik Kenti, Antalya’nın Döşemealtı ilçesi yakınlarında, Güllük Dağı (eski adıyla Solymos Dağı) üzerinde, yaklaşık 1000-1200 metre yükseklikte kurulu muhteşem bir Pisidya şehridir. “Kartal yuvası” olarak da anılan bu kent, doğal konumu ve güçlü savunması sayesinde tarihin en ünlü isimlerinden Büyük İskender’in bile MÖ 333’te kuşatmasına rağmen fethedemediği tek şehir olarak ünlenmiştir.
Termessos Antik Kenti, Antalya’nın Döşemealtı ilçesi yakınlarında, Güllük Dağı (eski adıyla Solymos Dağı) üzerinde, yaklaşık 1000-1200 metre yükseklikte kurulmuş muhteşem bir Pisidya şehriydi. “Kartal yuvası” olarak da anılan bu kent, doğal konumu ve güçlü savunması sayesinde tarihin en ünlü isimlerinden Büyük İskender’in bile MÖ 333’te kuşatmasına rağmen fethedemediği tek şehir olarak ünlenmişti.
Pisidia bölgesinin güneybatısında, Milyas olarak bilinen alanda yer alan Termessos, Solymler (Luvilerin torunları) tarafından kurulmuştu. Homer’in İlyada’sında adı geçen Solymler’in kurduğu kent, stratejik konumu, yüksek rakımı ve çevreleyen dağlarla doğal bir kale görünümündeydi. Bu izolasyon sayesinde Roma döneminde bile bağımsızlığını korumuş; sikkelerinde imparator portresi yerine kendi tanrı ve kahramanlarını basmıştı.
Kent, Türkiye’nin en iyi korunmuş antik kentlerinden biriydi ve Güllük Dağı Termessos Milli Parkı içinde bulunuyordu. Çam ormanları, endemik bitkiler ve yaban hayatıyla çevrili olup doğa ile tarihin eşsiz bir birleşimini sunuyordu. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyordu.
Başlıca yapılar ve özellikler şunlardı:
En etkileyici yapı olan tiyatro: Dağ manzaralı, muhteşem konumdaydı.
Nekropol alanı: Binlerce lahit ve anıt mezar (2025 kazılarında restore edilen 14 metre yüksekliğinde iki anıtsal mezar öne çıkmıştı).
Gymnasium, bouleuterion (meclis binası), agora, sütunlu cadde, hamamlar, dev su sarnıçları ve kapalı su drenaj sistemi.
Kaya mezarları, tapınaklar ve savunma surları.2025 yılında ilk kez sistematik kazılara başlanmıştı; Geleceğe Miras Projesi kapsamında nekropol yolları, anıtsal mezarlar, su yapıları ve Hadrian Kapısı gibi alanlarda çalışmalar yapılmıştı. Bu kazılarda dans eden kadın figürlü mezar kemeri, büyük lahit parçaları ve elit ailelere ait anıt mezarlar gün yüzüne çıkarılmıştı. Ancak 2025 sonunda bir aslan başlı gargoylün (çörten) hasar gördüğü haberi üzüntü yaratmıştı.
Ziyaretçiler için Antalya-Korkuteli yolundan özel bir yol ile ulaşılıyordu. Milli park girişi ücretliydi, Müzekart geçerliydi. Yolculuk biraz zahmetli olsa da, sessizliği, panoramik manzarası ve dokunulmamış havasıyla unutulmaz bir deneyim sunuyordu. Özellikle doğa yürüyüşü sevenler ve tarih meraklıları için ideal bir destinasyondu.
Termessos, fethedilemeyen bir dağ kalesi olarak hâlâ gizemini koruyan, doğa ve arkeolojinin en güzel buluştuğu yerlerden biriydi.