Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, partisinin Milli Gençlik Derneği’nde düzenlenen il başkanları toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erbakan’ın konuşmasının önemli bölümünü kamuoyunda tartışılan fon krizi oluşturdu.

Yaşananların sıradan bir piyasa hareketi olarak değerlendirilemeyeceğini savunan Erbakan, denetimsizlik, tedbirsizlik ve ihmaller bulunduğunu ileri sürdü.

“BU BİR PİYASA DALGALANMASI DEĞİL”

Fon krizinin artık toplumun farklı kesimlerinde konuşulduğunu belirten Erbakan, şöyle konuştu:

“Bu bir piyasa dalgalanması değil, olağan bir durum değil, basit bir olay değil. Bu olay, doymuşluğun, para hırsının, kolay yoldan köşeyi dönme arzusunun ve devlet tarafında da denetimsizliğin, tedbirsizliğin ve ihmallerin sonucunda ortaya çıkmış olan büyük bir dolandırıcılık olayı. Gerçekten de belki de yüzyılın dolandırıcılığı diyebileceğimiz bir seviyede bir dolandırıcılık operasyonuyla karşı karşıyayız.”

Erbakan, fonlarda yer alan bazı şirketlerin yönetim kurullarında eski bürokratlar ve siyasetçilerin bulunduğunu söyledi. Bu isimlerin önemli bölümünün iktidar partisine mensup kişilerden oluştuğunu öne süren Erbakan, bazı şirketlerin gerçek değerlerinin üzerinde fiyatlandığını savundu.

Şirketlerin birkaç ay boyunca yüksek oranlı artışlarla yatırımcılar açısından cazip hale getirildiğini iddia eden Erbakan, bu süreçte çok sayıda vatandaşın parasını fonlara yatırdığını söyledi.

“BU FON KRİZİ GÖZ GÖRE GÖRE GERÇEKLEŞTİ”

Fonların çökmesiyle yaklaşık 20 milyar dolar, başka bir ifadeyle 1 trilyon liraya yakın paranın kaybedildiğini ileri süren Erbakan, borsadaki diğer değer kayıpları da hesaba katıldığında toplam zararın 80-90 milyar dolara ulaştığını savundu.

Erbakan ayrıca 500 binden fazla yatırımcının doğrudan fon krizinden etkilendiğini, borsadaki diğer kayıplarla birlikte mağdur sayısının 1 milyonu geçtiğini ileri sürdü.

Krizin daha önceden yapılan uyarılara rağmen önlenmediğini savunan Erbakan, 2025 yılında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, 2026 yılında ise uluslararası finans kuruluşları ile uzmanların borsadaki olağan dışı ve spekülatif hareketlere ilişkin uyarılarda bulunduğunu söyledi.

Erbakan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bütün bunlar bu krizin, bu dolandırıcılık operasyonunun göz göre göre gerçekleştiğini, ‘Ben geliyorum’ diyerek geldiğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Böyle bir noktada bu uyarılar niçin dikkate alınmadı? Bilerek göz ardı mı edildi? Kimler bunu göz ardı etti? Hangi yetkililer bu konuda sorumludur? Milletin parasının böylesine bir sarmalın içerisine girmesine göz yuman yetkililer kimlerdir?”

SPK VE BORSA İSTANBUL’A PEŞ PEŞE SORULAR

Şirketlerde yaşanan değer artışlarının sorgulanması gerektiğini belirten Erbakan, denetleyici kurumların süreçte ne yaptığının açıklanmasını istedi:

“Hayatın olağan akışına aykırı bir şekilde, içi boş fonların, içi boş şirketlerin, birkaç ay önce kurulmuş şirketlerin gerçek değerinin yüz misli değere çıkmasını kimler seyretti? Kimler burada ihmalde bulundu? 50-60 senelik, dişiyle tırnağıyla bir noktaya gelmiş dev kuruluşlarımızın, sanayi kuruluşlarımızın ulaştığı değere bu fonların, bu şirketlerin birkaç ay içerisinde gelmesini nasıl görmediler? Bu noktada Borsa İstanbul yetkilileri ne yapıyordu? Sermaye Piyasası Kurulu ne yapıyordu?”

“DAHA ÖNCE NEDEN HAREKETE GEÇİLMEDİ?”

Fon krizinin üzerinden 19 gün geçtiğini söyleyen Erbakan, soruşturma kapsamında atılan adımların daha önce atılması gerektiğini savundu.

Erbakan şöyle konuştu:

“Şimdi çıkmış, panikle, ‘milletin malına el uzatan karşısında devleti bulur’ masallarını anlatıyordu. Bütün bunlara milletimiz güvenmiyor ve inanmıyor. Siz bu ülkede bir eleştiri tweet'i atan genci yaka paça gözaltına alırken varsınız ama milletin 20 milyar doları buharlaşırken yoksunuz.”

Erbakan, kaybolduğunu ileri sürdüğü para miktarıyla soruşturmalarda el konulan mal varlıkları arasında büyük fark bulunduğunu savunarak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Giden paranın yanında çerez parası kalacak; arabaların, yatların, jetlerin peşinde şov yapmakta varsınız ama gerçek sorumlulardan hesap sormaya gelince yoksunuz. Henüz 19 gün geçti, milyonlarca insanımızı etkileyen bu fon kriziyle ilgili bir kişinin dahi sabah altıda gözaltına alındığını görmedim. Hiçbir yetkilinin istifa ettiğini, istifasını istediğini görmedim.”

“900 MİLYAR VEYA 1 TRİLYON LİRA BUHARLAŞTIKTAN SONRA MI?”

Devlet Denetleme Kurulu ve Sermaye Piyasası Kurulu üzerinden yürütüleceği belirtilen incelemelere de değinen Erbakan, bunların kriz yaşanmadan önce yapılması gerektiğini savundu:

“Şimdi ne yapıyorlar? Devlet Denetleme Kurulu'nu harekete geçireceklermiş. ‘Sermaye Piyasası Kurulu'ndan hesap soracaklarmış. Kimsenin yaptığı yanına kar kalmayacakmış.’ Ey iktidar sahipleri, bu söylediklerinizi bu dolandırıcılık gerçekleşmeden önce yapmanız gerekmiyor mu?”

Erbakan, sözlerini şu sorularla sürdürdü:

“Devlet Denetleme Kurulu, Sermaye Piyasası Kurulu yetkilileri, bu dolandırıcılık göz göre göre gelirken, böylesine hayatın olağan akışına aykırı bir değer artışı, spekülasyon ortadayken neden harekete geçmediler de 900 milyar veya bir trilyon lira buharlaştıktan sonra bunları yapmaya çalışıyoruz?”

“PARASINI ÇEKİP KURTARAN BÜROKRATLAR VE SİYASİLER KİMLER?”

Erbakan konuşmasının devamında, borsadaki düşüş öncesinde bazı bürokrat ve siyasetçilerin paralarını çekerek kayıptan kurtulduğunu öne sürdü ve bu kişilerin kim olduğunun açıklanmasını istedi.

“Borsadaki bu tarihi çöküşü ve kaosu önceden haber alarak sermayesini, parasını çekip kurtaran bürokratlar ve siyasiler kimlerdir? Bunların açığa çıkartılması gerekmektedir. Bu soygunun, bu dolandırıcılığın siyasi sorumluluğunu kim üstlenecek? Çıkıp bunları bu aziz millete tek tek açıklamanız gerekmektedir.”

EMEKLİ POLİSİN ÖLÜMÜ ÜZERİNDEN İKTİDARA TEPKİ

Erbakan, konuşmasında ekonomik sorunlara da değindi. Ankara’da Anayasa Mahkemesi önünde yaşamına son veren emekli polis memurunun “Emekliyim, geçinemiyorum” sözlerini hatırlatan Erbakan, emeklilerin insan onuruna yaraşır bir gelir elde etmesinin devletin sorumluluğu olduğunu söyledi.

Erbakan, “Bütün emekli camiasının başı sağ olsun. Bu insanların insanlık onuruna yaraşır bir maaşla geçinmelerinin sağlanması devletin sorumluluğudur. Paraları imtiyazlılara, ödedikleri faize ve israfa akıtacağınıza bu paraları getirip millete verin. Önce milleti düşünün ve milletimizin insanlık onuruna yaraşır bir şekilde yaşamasını sağlayın” dedi.

MERSİN’DEKİ GÖRÜNTÜLERE TEPKİ

Erbakan, konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Mersin’de belediye başkanlarının gözaltına alındığı operasyonlarda bir kadının pijamalı görüntülerinin servis edilmesine ilişkin soruya Erbakan, özel hayatın gizliliğine dikkat çekerek yanıt verdi.

Erbakan, “Bunun uygun olmadığını düşünüyoruz. Özel hayatın gizliliğine her ne şart altında olursa olsun riayet edilmesi lazım. Bu operasyonların daha aklı başında bir şekilde yapılması gerekir. Bu yaklaşımı, bu davranışı uygun bulmuyoruz” ifadelerini kullandı.

GRAND KARTAL YANGINI İÇİN “YARGILANMALILAR” ÇAĞRISI

Bolu Grand Kartal yangınında yakınlarını kaybeden ailelerin adalet nöbetine ilişkin de konuşan Erbakan, ihmali bulunan kamu görevlilerinin hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini söyledi.

“İçeride ihmali bulunan, içeride yapması gerekeni yapmayan kim varsa bunların da hukuk önünde yargılanmaları ve gerekli cezalara çarptırılmaları bir hukuk devletinin gereğidir, adaletin bir gereğidir. Bunun mutlaka yerine getirilmesi gerekir.”