Yolu bu çarşıdan hiç geçmeyen kayıptadır - Resim : 1

İstanbul’da kültür hayatının önemli can damarlarından biridir Beyazıt Camisi ile Kapalıçarşı arasındaki bölgede konumlanmış Sahaflar Çarşısı… Okumuş yazmış, mürekkep yalamış sıradan kişilerin yanı sıra pek çok münevverin vazgeçilmez uğrak noktası olmuştur Sahaflar Çarşısı… Buradan gelip geçenlerin haddi hesabı yoktur. Öğrenciyken buraya ilk adımını atıp kendi alanında profesörlüğe kadar yükselmiş nice ilim adamının ziyaretgahı olma özelliğine sahip gözde bir kültür köşesidir Sahaflar Çarşısı… Bu özelliği sadece İstanbul ölçeğinde değil Türkiye çapında da geçerlidir. Kimler gelip geçmemiştir ki buradan?.. Bu sorunun cevabını verebilecek sayılı isimlerden biridir Sahaf Turan M. Türkmenoğlu…

Türkmenoğlu’nun 1974 yılında açtığı ve Turan Kitabevi adını verdiği dükkanının müdavimleri arasında Necdet Sevinç gibi Türk milliyetçilerinin kanaat önderlerinin yanı sıra Ülkücü Hareket’in marşlarının bestekarı Bahri Yüzlüer gibi nice değerli isimler, ilim adamları, akademisyenler, iş adamı koleksiyonerler bulunuyordu. Hatta ünlü “Malazgirt Marşı”nın bestekarı da olan Bahri Yüzlüer, Türkmenoğlu’nun mesleğini bugün dördüncü kuşak olarak sürdüren oğlu Burak’ın isim babası olduğunu gururla anlatırdı.

Yolu bu çarşıdan hiç geçmeyen kayıptadır - Resim : 2

Bir yangın sonrası dönemin İstanbul Valisi Fahrettin Kerim Gökay’ın ön ayak olmasıyla 1952 yılında kurulan Sahaflar Çarşısı’nın hizmete açılmasından 1 yıl önce dünyaya gelmiş olan Turan M. Türkmenoğlu, 1900’lü yılların başından itibaren sahaf olan ve yayıncılıkla iştigal eden bir ailenin üçüncü kuşak temsilcisi. Daha 4-5 yaşlarında iken babasının elinden tutup getirmesiyle adımını attığı Sahaflar Çarşısı’nın bütün ömrünü geçireceği bir mekan haline geleceğini Turan M. Türkmenoğlu nereden bilebilirdi ki? Babasının dükkanında çıraklıkla başlayan ve bugünlere uzanan meslek yolculuğunu kaleme almayı kültür hayatımız adına görev bilince, “Sahaflar Çarşısı’nda Görüp İşittiklerim” adlı hatıratı okurla buluşmuş oldu. Ötüken Neşriyat’tan çıkan bu hatırat, Sahaflar Çarşısı’nın önemli simalarına, müdavimlerine ve bu ortamdaki yaşanmışlıklara panoramik bir bakış sunuyordu. Yayınlanmasıyla birlikte kitabın büyük ilgi görmesi Türkmenoğlu’nu bunun devamı niteliğindeki “Sahaflar Çarşısı’ndan Hatıralar”ı yazmaya adeta mecbur bıraktı. Turanoğlu bu kez çoğunlukla basma ve yazma kitaplar etrafında şekillenmiş anekdotlarla çarşının tarihine ışık tutmayı sürdürüyor. Turan M. Türkmenoğlu’nun kültür hayatımıza önemli bir katkı sağlayacak, “Sahaflar Çarşısı’ndan Hatıralar”ının da kitabın ilk cildi gibi yankı yaratacağı kesin. Meraklılarının bir solukta okuyacağına eminim. Bu vesile ile dizinin ilk kitabı, “Sahaflar Çarşısı’nda Görüp İşittiklerim”i gözden kaçırmış olanlara da alıp okumalarını tavsiye ederim. Bu dizide yer verilen yaşanmışlıklardan öğrenilecek çok şeyler olduğuna inanıyorum.

Ötüken Neşriyat

Tel:(0212) 251 03 50

Yolu bu çarşıdan hiç geçmeyen kayıptadır - Resim : 3

Attila’nın kapısından geri döndüğü şehir

+++

Sanat tarihçi Talha Uğurluel, Payitahtın Kapıları” adlı kitabıyla üç imparatorluğun izlerini taşıyan İstanbul sur ve kapılarının incelikle işlenmiş mimari özelliklerinin yanı sıra bu kapıların ardında saklı kalan nice hikâyeyi günümüze taşıyor:

“Tarih boyunca en çok kuşatılan ve ele geçirilmek için en çok çaba sarf edilen şehir; İstanbul... Üç imparatorluğun başkenti, dünyanın gözbebeği. İstanbul, bu dünyaya düşmüş bir inci tanesi ise etrafını saran surlar onu koruyan istiridye kabuklarıdır. Bu surların önlerine kimler gelmemiştir ki? Boğaz'a köprü kuran Perslerden devasa orduları ile hücum eden Bulgarlara, Roma İmparatoru Septimus Severus’tan kendi dindaşlarına bile acımayan Latinlere kadar bu surların önüne gelenlerin zorladığı kapılar ancak 1453'te açılacaktır.”

Sarayburnu'ndaki İmparatorluk Sarayı, Theodious surları, V. Leon'un eklemeleri, Haliç'in önem kazanmasıyla büyüyen Blaherna Sarayı, Osmanlı döneminde yapılan eklemeler, yazdırılan kitabeler, sur duvarlarının ve kapılarının mimari detayları Talha Uğurluel’in bu çalışmasında kapsamlı şekilde ele alınıyor.

Kitapta cevabını bulan sorulardan bazıları şöyle:

* Avrupa Hun İmparatoru Attila'nın önüne kadar gelip geri döndüğü Altın Kapı'nın Bizans imparatorları için anlamı neydi?

* İstanbul'un fethine sebep olan, açık unutulan bir kapı mıydı?

* Osmanlı sultanları kılıç kuşanma merasiminden sonra şehre neden Edirne Kapı'dan girerlerdi?

* Eğri Kapı'nın adı nereden geliyordu?

* Kaşıkçı Elması hangi kapının önünde bulundu?

* Sur dibinde yatan sahabeler kimlerdir?

TİMAŞ Yayınları

Tel:(0212) 511 24 24