Mutlak butlan davasında önemli rol oynayan TGRT Ankara Temsilcisi Fatih Atik, son dönemde YENİ Parti'nin geleceğiyle ilgili konular üzerine yapılan yorumlardan sonra bir köşe yazısı kaleme aldı.
YENİ Parti seçimlere girebilecek mi?
Son dönemde özellikle MHP'li Feti Yıldız'ın seçim sistemi ve siyasi partiler kanununa ilişkin yorumları ve iktidara yakınlığıyla bilinen gazetecilerin YENİ Parti'ye yönelik analizleri akıllara o soruyu "YENİ Parti seçimlere girebilecek mi?" sorusunu getirdi.
YENİ Parti'nin üye sisteminde hukuki boşluklar olduğunu öne süren Atik, "YENİ Parti seçimlere girebilecek mi?" sorusuna yanıt aradı.
TGRT Ankara Temsilcisi Fatih Atik'in yazısı şöyle:
Siyasette bazen bir parti kurarsınız, sonra da kendi koyduğunuz kurallarla kendi ayağınıza dolanırsınız. Yeni Parti’de yaşanan tam olarak bu…
Genel Başkan Özgür Özel çıkıp, “İl başkanını, ilçe başkanını, parti yöneticilerini üyeler seçecek” dedi.
Ardından daha büyük bir iddia geldi:
“Doğrudan demokrasiyi getireceğiz.”
Güzel sözler…Ama bir sorun var…
Slogan başka, hukuk başka.
Yeni Parti online üyelik sistemi başlattığını açıkladı. Ekrem İmamoğlu da ilk üyeliği bu sistem üzerinden yaptı ve vatandaşları online üye olmaya çağırdı. Hatta ardından 600 bin üyeye ulaşıldığı açıklandı.
Peki gerçekten 600 bin üye var mı?
İşte asıl mesele burada başlıyor.
Siyasi partilerde internet üzerinden üyelik başvurusu yapılabilir. Ancak bir kişinin internet üzerinden form doldurması, o kişiyi kendiliğinden siyasi parti üyesi yapmıyor.
Başvurunun parti tarafından işleme alınması, gerekli kontrollerin yapılması ve üyeliğin ilgili sistemde hukuken geçerli hale gelmesi gerekiyor. Bunu ise Yargıtay bizzat kontrol ederek yapıyor. Partilerin sisteme girdiği üyelik başvurularını kontrol edip kesinleştirme görevi Yargıtay’da..
Ve henüz sisteme işlenmiş üye görünmüyor.. Tüm siyasi partilerin üyelik durumunu Yargıtay Başsavcılığının yıl sonunda yapacağı açıklamayla öğrenebileceğiz ...
Dolayısıyla ortada 600 bin kişinin başvuru yapması varsa bile, buna 600 bin kesinleşmiş parti üyesi demek başka bir şey.
Başvuru ile üyeliği birbirine karıştırırsanız, ortaya siyasi iletişim açısından büyük bir rakam çıkar ama hukuken aynı şeyi ifade etmez.
Yeni Parti, üyelerin doğrudan genel başkanı ve parti yöneticilerini seçmesini öngören bir sistem anlatıyor.
Oysa siyasi partilerin kongre ve teşkilat yapısı kanunla belirlenmiş durumda.
“Biz doğrudan demokrasiyi getirdik” diyerek kanunda bulunmayan bir seçim yöntemi icat edemezsiniz.
Parti tüzüğü kanunun üzerinde değildir.
Üyelerin doğrudan oy kullanacağı bir sistem, mevcut siyasi partiler mevzuatıyla çelişiyorsa, bunu sadece bir kongre kararıyla hayata geçiremezsiniz.
İşte Yeni Parti’nin önündeki kritik soru da burada:
Üyelerin doğrudan genel başkanı seçtiği bir kongre yapılırsa, bu kongrenin hukuki geçerliliği ne olacak?
Eğer mevcut sistem buna izin vermiyorsa, cevap çok açık:
O kongre yapılmadan önce durdurulmak zorunda kalabilir. Daha açık ifadeyle böyle bir kongre yapılamaz.
Zaten kulislerde de Yeni Parti’nin açıkladığı kongre takvimini bu nedenle yeniden değerlendirdiği, üyelerin doğrudan seçiminden vazgeçilerek yeniden delege sistemine dönülebileceği konuşuluyoruki cevap verme zamanı.
Çünkü bir kongrenin daha tartışmalı hale gelmesi, özellikle daha yolun başındaki bir parti için ciddi bir siyasi maliyet yaratır.
Bu nedenle mesele artık “Yeni Parti’nin kongresi yapılacak mı?” sorusu değil.
Asıl soru şu: Yapılacak kongre hukuken geçerli olacak mı?
Yoksa bunun için de yeni bir parti daha mı kuracaklar?