Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ağustos ayı enflasyon verilerine ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada; "Dönemsel eğitim fiyat artışlarına ve savaşın etkilediği akaryakıt fiyatlarına rağmen enflasyonda düşüş devam etti; yıllık enflasyon yüzde 31,5 olarak gerçekleşti.” Demiş...
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 4 Haziran 2023 tarihinde göreve başladı, üç yıl kadar önce göreve geldiğinde enflasyon oranı yüzde 38.21 seviyesindeydi. TÜİK verilerine itibar edersek o günden bu güne enflasyon sadece 7 puan civarında düşmüş bulunmaktadır.
Diğer yandan Şimşek'in ilk OVP'sinde 2024 için %33, 2025 için %15,2, 2026 için %8,5 enflasyon hedeflenmişti.
2026 yılı Ağustos ayı enflasyon verileri açıklandı ve yapılan ilk OVP’de 2026 yılı için hedeflenen %8,5’luk hedefin tam bir hayal olduğu açıkça görüldü.
Şimşek döneminin enflasyon politikasını yalnızca "enflasyon düştü/düşmedi" şeklinde değerlendirmek eksik olur. Daha anlamlı gösterge başlangıçta ilan edilen hedeflere göre gerçekleşmenin nerede olduğudur.
2023'te hedef neredeyse tam tutturuldu. Fakat 2024'ten itibaren OVP hedefleri art arda yukarı revize edildi ama buna rağmen gerçekleşmeler yine revize edilmiş hedeflerin çok üzerinde kaldı.
Şimşek tarafından yapılan OVP’lerin Hedef ve gerçekleşmeler şöyle:
|
YIL |
İLK HEDEF % |
GERÇEKLEŞME % |
|
2023 |
65,00 |
64,77 |
|
2024 |
33,00 |
44,38 |
|
2025 |
15,20 |
30,89 |
|
2026 Ağustos itibariyle |
8,50 |
31,51 |
Açıkça görülmektedir ki Şimşek'in ilk OVP'sindeki 2026 için %8,5 enflasyon hedefi ile bugün gelinen nokta arasında çok büyük bir fark oluşmuş durumdadır.
Ağustos 2026 itibariyle bugün gelinen noktada yıllık enflasyon % 31,51 seviyesindedir, TÜİK’in olağanüstü gayretlerine rağmen enflasyonun % 30 + seviyesinde seyrettiği ve % 30’un üstünde yapışkan bir enflasyon seviyesi olduğu görülmektedir.
Oysa bu üç yılda enflasyonu düşürebilmek için hem gelirler ve hem de kurlar aşırı baskılanmış bulunmaktadır ve bu baskının sürdürülmesi de gün be gün zorlaşmaktadır, herkes bir noktada bu baskının kırılacağının farkındadır.
Buna ilaveten Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek göreve geldiğinde izleyecekleri rasyonel politikalar sayesinde doğrudan yatırımların geleceğini dış ticaret fazlası verileceğini ve cari açığın kapanacağını falan da iddia etmişti oysa dış ticarette de bu gün durum fevkalade kötüdür. İhracatçı kan ağlamakta pazar kaybetmekte ithalatçı ise yurt içi pazarda hakimiyetini pekiştirmektedir, şirketini kapatıp gitmeyen bir çok üretici üretim tesisini kapatıp pazarını kaybetmemek için ithalatçı olmuş bulunmaktadır.
Son açıklanan dış ticaret verileri de bu durumu göstermektedir, bu verilere göre:
2026 yılı Ağustos ayında geçen yılın aynı ayına göre;
• İhracat, %8,1 oranında artarak 23 milyar 467 milyon dolar,
• İthalat, %10,5 oranında artarak 28 milyar 706 milyon dolar,
• Dış ticaret hacmi, %9,4 oranında artarak 52 milyar 173 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret açığı ise 5 milyar 239 milyon dolar oldu
2026 yılı Ocak-Ağustos döneminde geçen yılın aynı dönemine göre;
• İhracat, %4,0 oranında artarak 185 milyar 6 milyon dolar,
• İthalat, %5,3 oranında artarak 250 milyar 791 milyon dolar,
• Dış ticaret hacmi, %4,7 oranında artarak 435 milyar 798 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret açığı ise 65 milyar 785 milyon dolar oldu
Verilerden de görüldüğü gibi ithalatımız ihracatımızdan daha hızlı artmakta Türk ekonomisi üretebildiğinden fazlasını tüketen dış ticaret açığı veren bir ekonomi olma durumundadır, bu durumun sürdürülebilir olmadığı kurların bir noktada kırılacağı ise aşikardır.
Herkes eli tetikte bu kırılma noktasını beklemektedir ve bu durumda ekonominin yönetimini imkansız hale getirmektedir.