CHP Genel Başkanı Özgür Özel, iktidarı eleştirirken, “Bizim adımız Tatar Ramazan, biz bu oyunu bozarız” demiş.

Bana kalırsa danışmanları yanıltmışlar Özgür Bey’i.

Çünkü Tatar Ramazan pek kendisiyle özdeşlik kurulacak, örnek alınacak, rol model yapılacak biri değil; cinayetlere, kanlı olaylara karışmış, ömrünün büyük bölümünü cezaevlerinde geçirmiş bir kabadayıydı.

***

Kerim Korcan, uzun yıllar önce 9 hikâyeden oluşan bir kitap yayımlamıştı.

Hikâyelerden “Tatar Ramazan” aynı zamanda kitabın da adıydı.

Bu hikâyeden yararlanılarak daha sonra film ve diziler çekildi.

Tatar Ramazan kurgu ürünü değil gerçekten yaşamış biriydi. Mesleği kunduracılıktı. “Biz ağzımızdan emziği çıkarır çıkarmaz belimize bıçağı takarız” ve “Bu dünyanın hesabı ahrete kalmamalı, bu dünyada verilmeli” anlayışına sahipti.

Yaşadığı kentte zabıtaların esnafa karşı yasaları hiçe sayan keyfi davranışlarını belediye başkanına şikâyet etmeye gitmiş ama başkanın sert tavrı karşısında sinirlenip onu öldürmüştü.

Cezaevinde de haksızlıklara karşı çıkmış, koğuş ağasıyla sert mücadeleye girişmişti.

Karıştığı olaylar nedeniyle kaldığı cezaevleri sık sık değiştiriliyordu.

Son götürüldüğü cezaevinde de koğuş ağasını bıçaklamıştı.

Şiddeti, sorunları çözme aracı olarak kullanmak ana ilkesi olmuştu.

***

Evet, Özgür Özel’in “Biz Tatar Ramazanız. Biz bu oyunu bozarız” diye rol model yaptığı Tatar Ramazan böyle biriydi işte.

Oysa onun, partisindeki herkesin ve tüm Türk vatandaşlarının tartışmasız biçimde rol model olarak alacağı sadece bir kişi vardır:

“Cumhuriyetimizin ve CHP’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk.”

Hatırlatayım dedim.

Çocuklar cezaevlerine sığmaz oldu!

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklar Komisyonu’na ilgili kurumlar tarafından sunulan raporlardan bir cümle:

“Türkiye’de kapasitesi 2 bin 736 olan 9 çocuk cezaevi var.

Buna karşın söz konusu cezaevlerinde 4 bin 421 çocuk hükümlü bulunuyor.”

İlginç değil mi?

Yani çocuklar cezaevlerine sığmaz olmuş.

Bin 685 yeni yere ihtiyaç duyuluyor.

Bir diğer deyişle her biri 300 kapasiteli 6 cezaevinin acilen yapılması gerekiyor.

***

Yine komisyona sunulan raporlarda, “Suç işleyen 16-17 yaş grubundaki çocukların 9 bin 763’ü halen denetimli serbestlik kapsamında bulunuyorlar” tespiti de dikkat çekiyor.

Demek denetimli serbestlik olmasa o çocuklar da cezaevine girecek ve onlar için de en az 30 cezaevine ihtiyaç duyulacakmış.

***

“Cezaevlerindeki çocukların işlediği suçların başında uyuşturucu suçları geliyor. Bunu hırsızlık ve kasten öldürme suçları izliyor.”

Evet, bu ifade de komisyona sunulan raporlarda yer alıyor.

Türkiye’de uyuşturucu sorununun hangi boyutlara ulaştığını ve uyuşturucu mafyaları tarafından çocukların nasıl yaygın bir şekilde kullanıldığını göstermesi açısından bu bilginin altı da kalınca çizilmeli.

***

Ülkenin iyi yönetilip yönetilmediği tartışılırken genellikle enflasyon ve ücretlere bakılıyor.

Oysa cezaevlerindeki ve denetimli serbestlikteki çocuklara da bakılmalı.

Onlar da çok şey anlatıyor.