Vize karaborsası meselesi, Türkiye’nin kanayan yarası haline geldi.

Milyonlarca vatandaşımızın mağdur olduğu bu yapıdaki ortak nokta ise “Vize alamıyorum” değil: “Schengen vizesi için randevu bulamıyorum.” şeklinde.

Bazı kişiler işi inada bindirip bilgisayar ve telefon ekranları başında sabahlara kadar otursa da sonuç değişmiyor.

Alınan mesaj hep aynı: “Randevu yok!”

İddialara göre randevu olmama nedeni ise “yoğunluk” falan değil.

Asıl mesele; organize suç yapılanması.

Üstelik bu suç yapısı, yıllardır haksız yere milyarlarca euroluk parayı cebe indirirken, konunun muhatapları duruma tamamen sessiz.

****

Şimdi gelelim bu yazının asıl omurgasına…

Uzun yıllardır yurt dışında yaşayan bir Türk vatandaşı olan Teoman Ergün, üşenmemiş konuyla ilgili ayrıntılı bir rapor hazırlamış.

Geçtiğimiz günlerde bu raporu tarafıma mail yoluyla ulaştırdı.

Hem rapor hem de içinde geçen iddialar çok çarpıcı.

Eğer rapordaki iddialar doğruysa, vize krizinin perde arkasındaki karanlık mekanizmayı tüm çıplaklığıyla ifşa ediyor.

Rapora göre siz bilgisayar başında sayfayı manuel olarak yenileyip vize randevusu yakalamaya çalışırken, karşı tarafta “Headless Browser” denilen arayüzü olmayan tarayıcılar ve doğrudan veri tabanlarına sızan API botları işi çoktan bitiriyor.

Bu botların çalışma şekli ise tüyler ürpertici.

Visard gibi bot ağları, VFS Global ve İDATA sistemlerini her 3 saniyede bir sorguluyor. Bu tek bir botun günde 28 bin 800 kez kontrol yapması demek.

Binlerce botun aynı anda sisteme saldırdığını düşünün; bu durum sunucular üzerinde bir tür “Düşük Yoğunluklu DDoS” saldırısı etkisi yaratıyor ve gerçek insanların sisteme girişini fiilen imkânsız hale getiriyor.

Yazılımcıların yakından bildiği GitHub gibi platformlarda “vfs-appointment-bot” veya “idata-visa-tracker” gibi isimlerle açık kaynaklı olarak başlayan bu yazılımlar, bugün Dubai merkezli devasa bir karaborsa şebekesinin “stratejik silahı” haline gelmiş durumda.

Raporda ilginç bir ayrıntı daha var.

Botların kuluçka merkezi haline getirdiği Dubai’de, vize randevularının ana kaynağı olan VFS Global şirketi de konuşlanmış durumda.

Yani VFS Global’in de küresel operasyon merkezi Dubai.

Umarım bu durum sadece bir rastlantıdır.

****

Şimdi gelelim, randevuların ana merkezlerinden birisi olan VFS Global’in kim olduğu meselesine.

VFS Global, 168 ülkede 4 bin 105 merkezle çalışan devasa bir tekel.

Şirketin toplam kurumsal değeri 7 milyar dolara ulaşmış durumda.

Ve şirketin yüzde 75’i, BlackRock’ın da ortak olduğu dünyanın en büyük varlık yönetim fonlarından The Blackstone Group’a ait.

Kısacası dev bir şirketten bahsediyoruz.

Tam burada sorulması gereken iki soru var:

1- Bu kadar büyük bir yapı nasıl oluyor da üç beş uyanık tarafından yıllardır hacklenirken koca şirketten kimsenin sesi çıkmıyor?

2- Standart randevular hacklenirken nasıl oluyor da VIP randevularda hiçbir sorun yaşanmıyor?

******

Şimdi gelelim çok daha sıkıntılı bir duruma…

Rapora göre kurumların yarattığı bu boşluktan, Türkiye içinde faaliyet gösteren bazı Instagram ve Telegram dolandırıcıları da yolunu buluyor.

Raporda paylaşılan mağduriyet hikâyeleri tam bir felaket tablosu.

Bakın, bunlar daha randevu bile almadan parasını kaptıran vatandaşlar:

  • Fransa vizesi için 12 bin 200 TL kaptıran Lidya…
  • Polonya randevusu vaadiyle 100 Euro dolandırılan Furkan…

Daha da vahimi, “başarıdan sonra öde” tuzağıyla pasaport ve kimlik bilgilerini bu karanlık gruplara teslim eden binlerce vatandaş…

Kısacası bu durum, sadece bir randevu sorunu olmaktan çoktan çıkmış durumda.

TC vatandaşlarının en mahrem kimlik verileri, birilerinin eliyle Dubai veya Rusya merkezli sunuculara aktarılıyor.

Eğer doğruysa bu durum tam bir milli güvenlik meselesidir.

****

Bitti mi?

Ne yazık ki hayır…

Rapora göre sistemin çöküşü, “Visa Shopping” yani Vize Alışverişi denilen bir garabeti de beraberinde getiriyor.

Örneğin; İş insanı Fransa’ya gitmek zorunda ama randevu yok.

Botlar ona farklı ülkelerden randevu yakalıyor.

Vatandaş, sırf randevu bulabildiği için aslında gitmeyeceği bir ülke üzerinden dosya hazırlıyor, sahte otel rezervasyonları yapıyor.

Sonuç?

Konsolosluklar bu “inandırıcılıktan uzak” dosyaları tespit edip reddi basıyor ve Türk vatandaşının pasaportuna kalıcı bir “kara leke” sürülüyor.

Teoman Ergün’ün sunduğu bu araştırma raporu, Schengen vize sisteminin artık idari bir prosedür değil, bambaşka bir organizasyonu işaret ettiğini gösteriyor.

Görünen o ki eğer randevu alma süreci gerçek bir kimlik doğrulamasıyla insan hızına indirilmezse ve bu sektördeki tekel yapısı kırılmazsa, bu soygun düzeni büyüyerek devam edecek.

Açıkçası Avrupa ve Türk hükümetlerinin töhmet altında kalmaması için acilen adım atması ve duruma müdahale etmesi gerekiyor.

Ayrıca tekelleşmiş bu aracı kurumların şu soruya da dürüstçe yanıt vermesi gerekiyor:

Gerçekten botlarla mücadele var mı?

Bu dijital kaostan beslenen milyar dolarlık rant kimin cebine giriyor siz de araştırdınız mı?

Bu sorulara gerçek anlamda yanıt almadığım sürece, vatandaşımızı soyan bu sistemin arkasındaki karanlık güçler ortaya çıkana kadar yazmaya ve konuşmaya devam edeceğim.

Konuyla ilgili bilgi ve belgesi olan herkesten de selcukgeceryt@gmail.com adresine destek bekliyorum.