
Neredeyse bin yıl önce yaşamış (1093 doğumlu) Hoca Ahmed Yesevî’nin birleştirici ruhu, yeryüzünde bütün Türklerin yüreğinde ayrı yer tutar. Bu her faniye nasip olacak bir şey değildir. Hakkında yapılan binlerce araştırma ve yazılan binlerce kitap onun Türk dünyası ilim alemi için de ne kadar önemli bir şahsiyet olduğunu ortaya koymaya yeter. Gazeteci yazar Arslan Tekin de yeni kitabı, “Türk’ün Kalbi Yesevi’nin Türkistan’ı” ile bu büyük Türk aliminin doğduğu coğrafya ve felsefesi üzerine yeni ufuklar açıyor.
Yüzyıllar öncesinden hiç dejenere olmadan günümüze gelebilen tek sufînin Hoca Ahmed Yesevî olduğunu savunan Arslan Tekin, “Bazı isimler vardır; yalnızca yaşadıkları çağın değil, kendilerinden sonra gelen yüzyılların da yolunu aydınlatır. Hoca Ahmed Yesevî, işte bu kutlu isimlerden biridir. Ahmed Yesevî, yalnızca bir sûfî değil; Türk milletinin gönül dünyasında kök salan büyük bir ocaktır. Onun açtığı yol, Türk’ün dilinde dua, gönlünde iman, yürüyüşünde ülkü, hafızasında millî şuur olarak yaşamaya devam etti. O, Yesi’den yükselen sesiyle Türk’e kendi dilinden seslendi. Hikmetleriyle gönülleri yoğurdu. İmanı, irfanı, ahlâkı ve Türk ruhunu aynı potada birleştirdi. Türkistan’dan Anadolu’ya uzanan büyük yürüyüşün manevi işaret taşlarından biri oldu.” değerlendirmesini yapıyor.
Yahya Kemal’in, Hoca Ahmed Yesevî hakkındaki tespitine de dikkat çeken Arslan Tekin değerlendirmesi şöyle sürdürüyor:
“Ahmed Yesevî, “Türk” demiş, Türk’ü öne çıkarmıştır. Yahya Kemal,
“Ahmed Yesevi’yi iyi incelemek lazım. Bizim milliyetimiz onda gizlidir”
der. Bu söz boşuna söylenmiş değildir. Çünkü Ahmed Yesevî’yi anlamak, Türk’ün kendini bulduğu kaynağa inmektir. Türkistan’ı anlamak, Türk milletinin ruh köküne dokunmaktır.
Türk’ün Kalbi Yesevî’nin Türkistan’ı, adlı çalışmamız Hoca Ahmed Yesevî’yi kuru bir tarih anlatısı içinde değil; Türk’ün iman, irfan ve kimlik mücadelesinin merkezinde ele alıyor. Bu kitapta hem Ahmed Yesevî’nin asırlara hükmeden manevi mirasını hem de bizzat Yesi/Türkistan’da gördüklerimi, yaşadıklarımı bulacaksınız.Bu eser, Türk’ün kalbine, Türkistan’ın ruhuna ve Yesevî ocağının sönmeyen ışığına doğru yapılmış güçlü bir yolculuktur. Çünkü Ahmed Yesevi’yi bilmeden Türk’ün gönül haritası tamamlanmaz.”
Arslan Tekin 2 bölüm halinde hazırladığı kitabın birinci bölümünde Ahmed Yesevi’nin Türklük ve Türk dünyası üzerindeki önemi üzerinde dururken, ikinci bölümünde ise Kazakistan’da Yesevi Üniversitesi’nde görev yaptığı yıllardaki izlenimlerini okura aktarıyor. Kitaptaki önemli konu başlıklarından bazıları şöyle:
*Hoca Ahmed Yesevî’nin Türbesi
*Ahmed Yesevî’nin Ortaya Çıktığı Zemin
*Ahmed Yesevî’de İslâmiyet Öncesi İzleri
*Yesevîliği Anadolu’ya Taşıyanlar
*Ahmed Yesevî’nin Manevî Gücü ve Hikmetleri
*Türkistan Yolunda
*Türkistan’da Ramazan Çocukların Bayramı Gibi
*At Etinin Kıymeti
*Türkistan’da Kadir Gecesi
*Çimkent’te Bir Gün
*Türk Dünyasını Kucaklamak
*Kazakistan Millî Marşı Nasıl Yazıldı?
*Fergana Vadisi: Tarihin Bir Yüzü
*Tuvalıları Ne Kadar Tanıyorsunuz?
*Türkler İçinde Türkler
Bilgeoğuz Yayınları
Tel:(0553) 129 86 86
Not: İkinci kitap
KIBRIS TÜRKLERİ’NİN GARANTİSİ MEHMETÇİK

Kıbrıs davası denilince ilk akla gelen isim şüphesiz KKTC’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’tır. Gerçekten de ömrünü Milli Kıbrıs davasına adamış ve bu kutsal mücadeleyi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile taçlandırmıştır. Bu mücadele sürecinde Denktaş’ın müzakerelerde dilinden düşürmeyip dünyaya ilan ettiği bir şart vardır:
“Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi”
Gazeteci Züleyha Karaman yeni kitabı, “Türk Askerinin Ada’ya Gelmesini Sağlayan Adam”da Denktaş’ın bu ısrarının sebeplerine açıklık getiriyor.
Denktaş, 1958’de devrin Türkiye Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’ya şöyle dedi:
“Kıbrıs Türkleri uydurma bir bayrak için çarpışmadı. Devletin resmi bir bayrağı olacaksa bile Türk Cemaati, Türk Bayrağından kat'iyyetle vazgeçemez! Türkiye ve Yunanistan'ın statümüzü beynelmilel anlaşmalarla garanti altına almasına gelince, biz yazılı taahhütlere itimat edemeyiz. Fiilî garanti isteriz.”
Fatin Rüştü Zorlu, “fiilî garantiden maksadını” sordu, Denktaş, "Türk askerînin Kıbrıs’a gelmesi” dedi. Denktaş’ın vizyonu:
“Türk askeri Kıbrıs’a gelmeli ve bir daha gitmemeli!”
Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesini ve Rauf Denktaş’ın liderlik vizyonu ile Türk askerinin yeniden Kıbrıs’a gelmesi için verdiği mücadeleyi konu alan, “Türk Askerinin Kıbrıs’a Gelmesini Sağlayan Adam” konuya ilgi duyanların okuması gereken bir kitap. Yakın tarih-biyografi-araştırma-inceleme türündeki kitapta, Denktaş’ın, neden her zaman, “Türk askerinin Ada’ya gelmesini sağlayan adam” olarak anılmak istediği tarihi diyaloglarla aktarılıyor. Karaman’ın bu çalışması, bir liderin ve Kıbrıs Türk halkının varoluş ve bağımsızlık mücadelesinin iç içe geçmiş hikâyesi ile bir dava adamının iç dünyasının samimi anlatımı. Bir bayraktan inen gölgeyle başlayan büyük özlem, Kıbrıs Türk halkının direnişten devlete giden varoluş hikâyesine dönüştü. Dava adamı Rauf Denktaş’ın hayatı, Kıbrıs Türklerinin varoluş mücadelesiyle özdeşleşmiştir. Onun, “Türk askerinin Ada’ya gelmesini sağlayan adam” olarak anılmak istemesi boşuna değildir, altı dolu doludur. O, torununa, “Ben göremeyeceğim ama siz göreceksiniz” diyen dedelerin, kapı önünde telgraf başında İzmir'in kurtuluşunu bekleyen Kıbrıs Türk analarının ve “Bayrağımız, şanımız; feda olsun kanımız!” diye bağıran çocukların sesi, umudu; acısıyla, özverisiyle, dik duruşuyla, esprileriyle, yalnızlığıyla direnişin sembolü oldu.
Berikan Yayınevi
Tel:(0312) 232 62 18