İŞTE CHP!.. (2. BÖLÜM)

Türk milliyetçilerine saldırdılar

İsmet İnönü’den CHP Genel Başkanlığını alan Bülent Ecevit’in söylemleri Marksist örgütlere davetiye çıkardı. 12 Mart sürecinde büyük bir darbe yiyen Marksist örgütler, 1974 sonlarından itibaren CHP içinde yuvalanıp örgütlenmek için harekete geçti.

1-12-mart-1971-2-4-2812202216359771.jpg

2-8wmxr0kwgksd1.jpeg

27 Mayıs 1960 darbesi ile tesis edilen yeni düzen ve 1961 Anayasası ile oluşan ortam Türkiye’deki gençlerin, dünyadaki gençlik hareketlerinden etkilenmesine yol açtı. Kendilerini daha sonraki yıllarda “68 kuşağı” olarak adlandıran Sovyet Rusya’nın güdümündeki bir grup Marksist-Leninist genç, ABD’nin bölgedeki artan etkisine tepki görüntüsünde protesto, sabotaj ve terör eylemlerine girişti. Bu eylemler 12 Mart 1971 muhtırasına da fırsat oluşturdu. Başbakan Süleyman Demirel’in istifasından sonra asker ülke yönetimine ağırlığını koydu. Bu süreçte Deniz Gezmiş ve arkadaşları idam edilirken, Mahir Çayan ve arkadaşları da Niksar’ın Kızıldere köyündeki askeri operasyonla etkisiz hale getirildi.

3-kizildere-001.jpg

4-kizildere-gun.jpg

İLK ŞEHİTLER

1968’de “öğrenci olayları” veya “sağ-sol çatışması” diye adlandırılan dönemde CHP tarafından da büyük himaye gören Marksist- Leninist dünya görüşlü militanlar, devletin asker ve polisine yönelik eylemleri dışında karşılarına dikilen Türk milliyetçilerini de “faşist” diye damgalayıp acımasızca öldürdüler. Ruhi Kılıçkıran (4.1.l968), bu eli kanlı katillerin kıydığı ilk milliyetçi gençtir. O dönemde katledilen Ülkücü-milliyetçi gençlerden ilk akla gelenler arasında Mustafa Bilgi (1969), Mustafa Kahraman (1969), Süleyman Özmen (1970), Dursun Önkuzu (1970), Yusuf İmamoğlu (1970), Ümit Beyazçavdar (1971) ve Nihat Tosuner (1972) vardır.

5-ruhi.png

6-dursun-onkuzu.jpg

ECEVİT’İN SÖYLEMLERİ MARKSİSTLERE DAVETİYE ÇIKARDI

12 Mart Muhtırası, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin emir-komuta zinciri içinde hükümeti istifaya zorladığı ve siyasi hayatı yeniden şekillendirmeyi hedeflediği bir müdahale olarak, hem CHP’nin iç dinamiklerini hem de sol hareketlerle ilişkilerini derinden etkiledi. CHP, 1965’ten itibaren Genel Sekreter Bülent Ecevit’in öncülüğünde partiyi sol bir çizgiye sürüklenmişti.. Ancak bu çizgi, partinin bazı kesimlerinde ve özellikle muhafazakâr elitlerde rahatsızlık yaratmıştı. Hatta 12 Mart Muhtırası’nın da bu çizgiyi hedef aldığı düşünülmüştü. 12 Mart Muhtırası sonrası CHP içinde ciddi bir liderlik krizi yaşandı. İsmet İnönü CHP Genel Başkanı olarak, muhtırayı destekledi ve Nihat Erim’in başbakanlığındaki partiler üstü hükümeti onayladı. Ancak Genel Sekreter Bülent Ecevit, muhtıranın Marksist hareketleri bastırmayı hedef aldığını savundu. İnönü’nün Erim hükümetini desteklemesine karşı çıkarak istifa etti. Bu iç çekişme, CHP’nin Marksist-Leninist sol örgütlerle ilişkisini de şekillendirdi. Ecevit’in söylemleri Marksist örgütler arasında sempati yarattı. 12 Mart sürecinde büyük bir darbe yiyen Marksist örgütler, 1974 sonlarından itibaren CHP içinde yuvalanıp örgütlenmek için harekete geçti. Bülent Ecevit’in Başbakanlığında kurulan CHP-MSP koalisyon hükümetinin çıkardığı 1974 affı, Marksist, devrimci sol hareketlerin tekrar meydanlara çıkmasına ve faaliyetler yapmasına zemin hazırladı. 12 Mart öncesi yaşanan siyasal çatışmalar, öğrenci olayları ve kaos ortamına giden süreç yeniden başladı. Marksistlerin ve aşırı solun CHP içinde yuvalanması da bu dönemde hız kazandı. Ecevit affının ardından Marksist örgütlerin güçlendiği bir ortamın oluşması gecikmedi. Bu süreç örgütlerin eylem yapar hale geldiği bir dönemi getirdi.

CHP-MSP KOALİSYONU BOZULDU, SİYASİ KRİZ BAŞLADI

1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası Başbakan Bülent Ecevit, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın getirdiği popülariteyle CHP’yi tek başına iktidara taşıyabileceğini düşündü. Erken seçime gitmek amacıyla 18 Eylül 1974’de istifa etti. Türkiye’de CHP-MSP koalisyonunun yıkılması, ülkede siyasi bir belirsizlik dönemini başlattı. Ardından başlayan süreçte yeni hükümet kurma çalışmaları başarısız kaldı. Ecevit’in bu hamlesi, beklenmedik siyasi gelişmelere yol açtı. Sonrasında Bağımsız senatör Sadi Irmak tarafından kurulan hükümet de güvenoyu alamadığı için sınırlı yetkilerle bir süre görevini sürdürdü.

Ülke yönetiminde bu kaos sürerken 12 Mart sonrasında yedikleri darbelerin ardından kendilerine kucak açan CHP ve ona yakın kuruluşlara sığınan Marksist-Leninist zihniyet iyice palazlanmaya başlamıştı. CHP teşkilatları ve Halkevleri gibi yan kuruluşları Sovyet Rusya yanlısı İGD’nin (İlerici Gençlik Derneği) karargahı haline gelmişti. Bunlara 1974’de CHP- MSP iktidarının affıyla hapisten çıkan yasadışı aşırı sol örgüt mensupları da katılınca anarşi ve terör için uygun zemin oluşmaya başlamıştı bile. CHP-MSP koalisyonunun yıkılması, Türkiye’de 1970’lerin siyasi kutuplaşmasını derinleştirdi. Ecevit’in erken seçim hamlesi, uzun süren bir hükümet krizinin ardından Demirel’in Erbakan, Türkeş ve Feyzioğlu ile kurduğu 1. Milliyetçi Cephe koalisyonuyla sonuçlandı. I. MC (Milliyetçi Cephe) Hükümeti 1977 seçimlerine kadar görev yaptı.

7-1-mc.jpg

8-1668881237493-sengun-kilic.jpg

9-mc1.jpg

SOVYET TAŞERONLARININ “BAĞIMSIZ TÜRKİYE” MASALI

1977’ye gelindiğinde ülkede kızıl terör, siyasi ve sosyal çalkantılar çoğalıyor, siyasal cinayetler, çatışmalar her geçen gün artarak devam ediyordu. İki kutuplu dünyanın hemen tepemizin üstündeki süper gücü Sovyetler Birliği’nin komünist rejimini ülkemize ihraç etme faaliyetlerinde kullandığı bu Marksist taşeronların ilk hedefi de kendilerine engel gördükleri Türk milliyetçileri, Ülkücüler ve onların siyasi temsilcisi Milliyetçi Hareket Partisi mensupları oluyordu. Ülkeyi komünist Rus istilasına karşı korumak adına mücadele veren bu vatansever kitle, sözde “Bağımsız Türkiye” sloganıyla ortaya çıkan satılmışların kurşunlarıyla katlediliyordu. Ülkenin kan gölüne döndüğü bu ortamda Adalet Partisi’nin yaptığı erken seçim çağrısı CHP’de olumlu yankı buldu.

10-igd.jpg

İLK HEDEF TÜRK MİLLİYETÇİLERİ OLDU

Seçimlere gidilirken İstanbul, İzmir, Adana, Bursa gibi bazı illerde MHP seçim büroları basıldı, bombalandı. MHP ve Ülkü Ocakları’na mensup birçok Türk milliyetçisi silahlı saldırılarla şehit edildi. Bu arada CHP’nin başını çektiği sol kesim, hem ülkede hem de Avrupa’da Türk milliyetçilerini hedef alan “Faşist yuvalar dağıtılsın.” diye kampanyalar başlattı. CHP, DİSK ve radikal Sol grupların bu kampanyasına TKP’nin yayın organı “Moskova’nın Sesi Bizim Radyo” da destek vererek Türk milliyetçilerini hedef alan saldırılarda bulunuyordu.

Seçimlerde, arka bahçesi DİSK ve birçok sosyalist çevreler, CHP’yi destekledi. TKP’nin radyosu “Bizim Radyo” ilerici-devrimci oyların CHP’ye verilmesini istedi. 5 Haziran 1977 seçimlerinde CHP kendisiyle derin işbirliğine giren her türlü sol çevrelerin de desteğiyle oylarını artırarak birinci parti oldu, ancak tek başına hükümet kuracak çoğunluğu elde edemedi.

AZINLIK HÜKÜMETİ GÜVENOYU ALAMAYINCA…

11-udc-de-birles.jpg

Ecevit'in genel başkanlığını yaptığı CHP yüzde 41 oy alarak 213 milletvekili çıkardı. Adalet Partisi yüzde 39 oy aldı ve 189 milletvekili çıkardı. 2 bağımsız aday da CHP'nin yanında yer aldı ancak Bülent Ecevit tek başına hükümet kuramadı. 12 milletvekiline daha ihtiyacı vardı. Kurduğu azınlık hükümeti 22 Temmuz 1977'de güvenoyu alamadı ve istifa etti. 4 Temmuz 1977 günü Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, AP Genel Başkanı Süleyman Demirel’e, yeni hükümeti kurma görevi verdi. Cumhurbaşkanınca onaylanan 2. MC (Milliyetçi Cephe) hükümeti de 21 Temmuz 1977’de kuruldu. Hükümetin güven oylamasına 2 gün kala, 29 Temmuz günü CHP’nin yan kuruluşu gibi çalışan DİSK’in (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) Genel Başkanı Kemal Türkler, Milliyetçi Cephe’ye karşı Ulusal Demokratik Cephe (UDC) çağrısı yaptı. Çağrıyı ilk sahiplenen CHP ve Genel başkanı Bülent Ecevit oldu. Ecevit UDC’ye destek vereceklerini ifade ederek 2. Milliyetçi Cephe diye adlandırılan AP-MSP-MHP koalisyon hükümetine karşı açılan savaşta yerini aldı.

12-2-mc.jpg

DEVAMI 3.Bölüm: Bülent Ecevit Hükümeti

ÖNCEKİ BÖLÜMLER:

İŞTE CHP! 1.BÖLÜM: CHP’nin Marksist ideolojisi