Türk Metal’in 17. Olağan Genel Kurulu, Büyük Anadolu Hotel''de toplandı. Kurula Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, MESS Başkanı Özgür Burak Akkol katılırken, açılış konuşmasını gerçekleştiren Türk Metal Genel Başkanı Pevrul Kavlak, “Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılı, onlara olan borcumuzu ödemek için bir fırsattır… Demokrasimizin ve kardeşliğimizin pekişmesi için bir fırsattır… Ve cumhuriyetimizin ikinci yüzyılı, milli gelirden hakça pay almak için… Emeğin sömürülmediği bir düzen için… Vergi adaleti için… Örgütlü mücadele ve toplu sözleşme hakkı için… Hakça bölüşmek ve insanca yaşamak için bir fırsattır… Hem de çok anlamlı bir fırsattır” dedi.

Kavlak''ın açıklamaları şöyle:

Neler görmedik ki bu dönemde… İnsanoğlunun atmosferi geçip Uzayı keşfettiğini gördük… Bilgisayarla tanıştık, internet gibi bir mucizeye tanıklık ettik… atom bombasıyla yıkılan kentler gördük… Bir yarım kürede, sofralardan bolluk fışkırırken, öteki yarım kürede, açlıktan ölen çocuklar gördük… Bu yolda, zalimlerle de karşılaştık, mazlumlarla da…

Kimi zaman kazandık… Kimi zaman kaybettik. Ama meydanlarda bir yumruk gibi birleşen emekçilerle birlikte yürümekten, hak ve özgürlük mücadelesi vermekten
Hep mutlu olduk.

Biz bu yolda, gelmiş geçmiş en büyük devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu cumhuriyeti, onun bağımsızlık tutkusunu, özgürlük aşkını, devrimlerini de gördük. Ve ne mutlu bize ki, kurduğu cumhuriyetin 100. Yılını gördük. Cumhuriyetimizin 100. Yılı hepimize kutlu olsun…

Sizleri, şahsım ve Türk Metal sendikası topluluğu adına sevgiyle, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum.

Büyük bir coşkuyla ve mutlulukla bir demokrasi şöleni olarak kutlamak istediğimiz bu genel kurulumuzu ne yazık ki, büyük bir felaketin ardından gerçekleştirmek zorunda kaldık. Hepimiz, bunun üzüntüsü içindeyiz.

Ülkemiz 6 ve 7 şubat günlerinde çok büyük iki deprem felaketi yaşadı. Merkezi Kahramanmaraş’ta olan ve 11 ilimizi içine alan depremler, yalnızca orada yaşayan vatandaşlarımızı değil, tüm Türkiye’yi derinden sarstı. Depremlerde 50 binin üzerinde vatandaşımız hayatını kaybetti, on binlerce vatandaşımız yaralandı. Kadim şehirlerimiz yerle bir oldu, halkımız, kurulan çadır kentlerde yaşamlarını sürdürmek zorunda kaldı. Acımız çok büyük, yaralarımız çok derin.

Nasıl olmasın ki değerli arkadaşlarım, on binlerce canımızı toprağa verdik. İnsanlarımız sevdiklerini, evlerini, işlerini, anılarını, doğup büyüdükleri şehirlerini kaybettiler. Bir gün önce var olan umutlar, bir gün sonra yok olup gitti. Günler, bir enkazın başında, küçük bir ses duyma ümidiyle geçti. Anneler, babalar, kardeşler yakınlarının ölümlerini çaresizlik içinde izledi. Dedim ya, tarihin en büyük felaketlerinden birini yaşadık.

Ama çok şükür ki biz, acılarını paylaşmayı, yaralarını birlikte sarmayı, ekmeğini bölüşmeyi bilen bir milletiz. Bütün Türkiye, felaketin ilk saatlerinden itibaren bölgedeydi. Devletimiz, gönüllüler, sivil toplum kuruluşları yabancı ülkelerin arama-kurtarma ekipleri, herkes ama herkes oradaydı. Hepimiz, elimizi taşın altına koyduk. Canla, başla çalıştık.

Türk metal sendikası olarak biz de oradaydık… bizim de kayıplarımız oldu…
Bu süreçte iki üyemizi ailesiyle birlikte kaybettik. İskenderun şubemize üye yaklaşık üç bin üyemiz mağdur oldu. Bunun üzerine bütün otellerimizi ve sosyal tesislerimizi
Üyelerimizin ve depremzedelerin hizmetine açtık. Bölgede yemek ve erzak dağıtımı yaptık. Bununla da kalmadık, bölgedeki üyelerimize 10 milyon liralık nakdi destek sağladık. Önümüzdeki süreçte, bu desteği 25 milyon liraya çıkartmak için de karar aldık.

Elbette tüm bunlarla yetinmedik. Bir yandan onların yaralarını sarmak için seferber olurken, diğer yandan da kurtarma çalışmalarına katıldık. Türk metal’in örgütlü olduğu birçok işyerinden üyelerimiz, özel kurtarma timleri oluşturarak depremden etkilenen illerimize gitti. Kötü ve zor günlerde canını hiçe sayarak elini taşın altına koyan, hiçbir zorluktan kaçınmayan fedakar metal emekçisi, bir can kurtarma umuduyla
Gece gündüz çalıştı.

Depremden saatler sonra, metal emekçilerinin çabalarıyla Tuğçe ve ırmak kızlarımız hayata döndü. Onların şahsında, kurtarma çalışmalarına katılan herkesi,
Metal emekçilerini, fedakar maden işçilerimizi yürekten kutluyorum. Sizlerin huzurunda bir kez daha deprem felaketinde hayatını kaybedenlere allah’tan rahmet, geride kalanlara sabır ve başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Sayın bakanım, değerli delegeler, Türk Metal Sendikası’nın 16. Genel kurulundan bu yana, ülkemizde ve dünyada birçok olağanüstü durum yaşadık. Öyle anlar oldu ki
Tam her şey yoluna giriyor derken, bir başka sorunla karşılaştık. Yaşadığımız sorunların büyük bir kısmı küreseldi. Bütün dünya halklarıyla birlikte
Aynı sıkıntıları göğüslemek zorunda kaldık.

Hatırlayın, 2020 yılında hayatımıza giren ve girdiği andan itibaren her şeyi alt üst eden covid-19 salgını, “yeni normal” denen ucube bir düzeni de beraberinde getirdi. Bütün dünyada herkes evine kapandı. Maskelerin arkasına saklandık. Birbirimize yaklaşamadık, dokunamadık. Hayat birden duruverdi.

Ancak bizim hayatımız, yani emekçilerin hayatı tüm zorluklara ve risklere rağmen devam etti. Bir tek biz durmadık. Bir tek emekçiler durmadı. Biz, işimizin başındaydık. Ürettik, çalıştık. Hem de canımız pahasına çalıştık, ölümüne çalıştık.

Pandemiyle birlikte ağırlaşan hayat şartları, giderek artan enflasyon, Durgunluk, üretim krizleri, işten çıkartmalar ölümcül bir virüs gibi önce bize bulaşmaya başladı, yeni koşullar herkesten önce emekçileri vurdu. Özellikle örgütsüz işçiler, işlerinden oldu, ücretlerini alamadı. Olan, yine emekçilere oldu.

İşte o zaman, örgütlü toplumun ve sendikanın önemi bir kez daha ortaya çıktı. İşte o zaman, ancak birleşirsek, birlikte mücadele edersek kazanacağımızı Bir kez daha anladık. Nitekim öyle de oldu. Zamanında aldığımız önlemlerle, bir tek türk metal üyesi bile işsiz kalmadı, bir tek türk metal üyesi bile ekmeğinden olmadı.
Çünkü onların arkasında sendikaları vardı… onların arkasında dağ gibi türk metal sendikası vardı… dağ gibi türk metal sendikası vardı…

Sayın bakanım, değerli delegeler, bu süreçte bir de çip kriziyle uğraştık. Özellikle bizim işkolumuzda, otomotivde ve beyaz eşyada, üretim durma noktasına geldi.
İşten çıkarılma riski, ve daha birçok sorun ardı ardına yaşanmaya başladı.
Neredeyse iki yılı aşkın bir süredir devam eden bu krizi,
Daha yeni yeni aşmaya başladık.

Peki, sonra ne oldu? Tüm bunlar yetmiyormuş gibi bu sefer de birileri bir düğmeye bastı. Uluslararası dengeler alt üst oldu. Uzun süre içinden çıkılmayacak bir hal aldı. Kısacası, yine emekçilerin gündeminde olmayan bir gelişme pişmiş aşımıza su katmaya başladı. Rusya – ukrayna savaşının neden olduğu enerji krizi, tahıl krizi derken, dünyada her şey alt üst oldu.

Bunlara bir de, ülke içinde yaşadığımız ekonomik kriz, enflasyon ve hayat pahalılığı eklenince artık bizim için bıçak kemiğe dayandı.

Yine yaşananların bedeli, bizim sırtımıza yüklendi. Yine emekçiler kaybetti… krizin bedelin biz ödedik… biz…

Biz öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, geçen yüzyıldan bu yana
Neredeyse her on yılda bir, ekonomik krizle karşı karşıya kalıyoruz. Ve yaşadığımız krizler, bütün ekonomik sonuçlarıyla birlikte önce emeğiyle geçinenlere çullanıyor. Sanki iktisat biliminin temel kuralıymış gibi, bizim, yani emekçilerin ekmeği küçülmeden bu krizlerden bir türlü çıkamıyoruz. Yani her seferinde bedel ödeyen biz oluyoruz.

İhracat rekorları kırarak… bütün zorluklara katlanarak… fedakarlığın en büyüğünü yaparak… hatta canımız pahasına ölümüne çalışarak… bu ekonomi için,
Daha da önemlisi, bu ülke için elimizden gelenin fazlasını yapıyoruz. Ancak biz ne yaparsak yapalım, bütün krizlerin, savaşların, darboğazların bedelini yine biz ödüyoruz.

Düşünebiliyor musunuz? Son dönemde ülkemiz bir ekonomik krize girmiş, her şeyin fiyatı üçe, dörde katlanmış, enflasyon almış başını gitmiş, ama patronlara, zenginlere hiçbir şey olmamış. Onlar her zamanki gibi karlarına kar katmış.

İşte bakın büyüme rakamlarına, Türkiye 2022 yılında yüzde 5,6 oranında büyümüş.
Sermayenin bu büyümeden aldığı pay 52,4’ten 54,5’e yükselmiş. Çalışanların aldığı pay ise yüzde 31’den yüzde 26,3’e düşmüş.

Cumhuriyetin ilanından bu yana, yani yüz yıldır, ülkemizde tam 66 hükümet kurulmuş.
Şimdi size soruyorum. Bu 66 hükümetin, hükümet programlarında bizimle ilgili ortak vaatleri nelermiş, bilen var mı? Ben söyleyeyim. Bu 66 hükümetin tamamı, gelir dağılımında adalet vaat etmiş… az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi vaat etmiş… tüm çalışanlara özgürce örgütlenme hakkı vaat etmiş… enflasyonun olmadığı bir ülke ve fiyat istikrarı vaat etmiş… sabit ücretlileri, yani emekçileri kastederek herkese başını sokabileceği bir ev vaat etmiş… bazıları bununla da yetinmemiş bir de araba vaat etmiş… bedava eğitim, bedava sağlık hizmeti, ucuz ve kolay ulaşılabilir temel gıda vaat etmiş… Vaat etmiş de etmiş… Vaat etmiş de etmiş…

Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılı, onlara olan borcumuzu ödemek için bir fırsattır… demokrasimizin ve kardeşliğimizin pekişmesi için bir fırsattır… ve cumhuriyetimizin ikinci yüzyılı, milli gelirden hakça pay almak için… emeğin sömürülmediği bir düzen için… vergi adaleti için… örgütlü mücadele ve toplu sözleşme hakkı için… hakça bölüşmek ve insanca yaşamak için bir fırsattır… hem de çok anlamlı bir fırsattır… çok anlamlı bir fırsattır…

Yeter artık yeter… biz, eski Türk filmlerindeki gibi zengin kızın karşısındaki fakir oğlan olmak istemiyoruz…. Biz artık ezilen, horlanan, sürekli kaybeden olmak istemiyoruz…

Biz, ezenin de, ezileninde olmadığı hakça bir düzen istiyoruz. Biz, uğruna can verdiğimiz bu topraklarda, mutlu, özgür ve refah içinde yaşamak istiyoruz… soruyorum size dostlarım… çok şey mi istiyoruz?

Dediğim gibi, cumhuriyetin ikinci yüzyılında tarih bize bir fırsat sunuyor. Emin olun, tarihin bize sunduğu bu fırsatı çok iyi değerlendireceğiz. Ağustos ayının ikinci yarısından itibaren, 2023-2025 toplu sözleşme sürecine giriyoruz.

Artık hepiniz biliyorsunuz, biz bugüne kadar en iyi sözleşmelere imza attık. Emeğimizin ve alın terimizin hakkını masada bırakmadık. Özellikle de son yıllardaki grup toplu sözleşmeleriyle, tarih yazdık. 2017’de “yüzyılın sözleşmesini” imzaladık. Sendikamızın 16. Genel kurulu’ndan hemen sonra 2019 sözleşmesini imzaladık. Ekonomik krize, sanayi kesiminde sorunlar yaşanmasına rağmen yine tarih yazdık… yine kazandık...

2021 sözleşmesinde yine olağanüstü bir başarıya imza attık… yine bir kuruşunuzu bile masada bırakmadık.

Bununla da kalmadık. Uzunca bir süredir yaşadığımız ağır enflasyon baskısı altında kaybettiğimiz kazanımlarımızı telafi etmek için, yine sözleşme tarihinde ilk kez, MESS’le imzaladığımız bir protokolle ek zam aldık. Böylece, 2021-2023 sözleşme döneminde ortalama saat ücretine aldığımız zam, kümülatif olarak yüzde 229.96 oldu. Bu oran, sosyal haklarla birlikte yüzde 239.22’ye ulaştı.

Bu vesileyle, içinde bulunduğumuz ekonomik zorlukların aşılması için yapıcı bir tavır ortaya koyan, Türk Metal ve MESS tarihinde ilk kez, ek zam verilmesi konusunda,
Desteğini esirgemeyen, TİSK ve MESS başkanı değerli dostum özgür Burak Akkol’a… huzurlarınızda teşekkür ediyorum.

Elbette, geçen genel kurulumuzdan bu yana üyelerimizin refah seviyesini yükseltmek ve yaşam şartlarını iyileştirmekle kalmadık. Üyelerimizin sayısını da arttırdık. Örgütlü güce inanan, o sesin, en gür ses olduğunu bilen bir sendika olarak biz de büyüdük.
Hem de öyle böyle değil…
Çalışma Bakanlığı’nın temmuz 2019 istatistiklerinde 202 bin 572 olan üye sayımız, bugün 265 bine ulaştı. Dile kolay dostlarım, 265 bine ulaştı.

Ama emin olun, bu da bize yetmez. Bu yılın sonunda en az 300 bin olacağız…

Şimdi sırada ikinci yüzyılın ilk sözleşmesi var… dedelerimizin kurduğu, babalarımızın ayağa kaldırdığı bu ülkede, canı pahasına ölümüne çalışan emekçilerin, insanca yaşaması için önümüzde büyük bir fırsat var.

Son iki yıldır yaşadıklarımızı kimse aklından çıkartmasın. Küçülen ekmeğimizi,
Eriyen ücretimizi, sırtımıza yüklenen vergileri, hele hele sürekli çarpıtılan
TÜİK rakamlarını kimse aklından çıkartmasın.

İşte buradan ilan ediyorum, öyle bir sözleşme imzalayacağız ki kaybettiklerimizin hepsini yerine koymakla kalmayacağız, bir de üstüne koyacağız… bir de üstüne koyacağız… hakkımızı, kayıplarımızı son kuruşuna kadar alacağız. Bu sözleşme, adına yaraşır bir sözleşme olacak. Çünkü bu sözleşme, türkiye işçi sınıfı için cumhuriyet sözleşmesi olacak… cumhuriyet sözleşmesi olacak…

Bu sözleşme, Türkiye işçi sınıfının ayağa kalktığı, yeter artık dediği… bir haykırış sözleşmesi olacak bir direniş sözleşmesi olacak.

Bu sözleşme, işçi sınıfının gözbebeği… buzkıran gemisi… Türk Metal’in yiğit üyelerinin zafer sözleşmesi olacak… zafer sözleşmesi olacak…

Geçtiğimiz dönemde, Türk-İş olarak da, önemli başarılara imza attık. Çalışma hayatının elli yıllık kanayan yarası asgari ücretten vergi kesilmesi sorununu çözdük. Bununla da kalmadık, tüm ücretlerin asgari ücret kadar olan kısmını da vergi dışı bıraktık. Kamudaki taşeron işçilerin kadroya alınmalarını sağladık. İki gün önce tbmm’de kabul edilen torba kanunda yer alan düzenlemeyle, geçici işçilik sorununu ortadan kaldırdık.
Bunlar gibi, birçok sorunu da çözdük, bitirdik.

Bu sorunların çözümü için bize destek olan çalışma ve sosyal güvenlik bakanımız
Sayın Vedat Bilgin’’e, ve gecesini gündüzüne katan
Türk-iş genel başkanımız sayın Ergün Atalay ve yönetim kuruluna huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Sağ olsunlar… var olsunlar…

Türk metalli olup da sendikasının büyüklüğünü, gücünü, üyelerine sunduğu olanakları bilmeyen yoktur.

Yıllar önce, sosyal sendikacılık olarak ifade ettiğimiz kavram, artık yerini yeni bir kavrama bıraktı. O da yeni nesil sendikacılıktır. İlkelerimiz ve sendikacılık anlayışımız gereği, bugüne kadar sizden aldığımız her kuruşu yine sizin için harcadık. Mesleki eğitimlerin yanı sıra eşleriniz ve çocuklarınız için de eğitimler, seminerler düzenledik.
Boş zamanlarınızı daha iyi değerlendirin diye sosyal tesisler kurduk.
Üyelerimizin yararlanması için işçi evleri ve üniversite çağındaki kızlarımız için modern ve güvenlikli yurtlar yaptık.

Ailenizle huzur içinde tatil yapın diye, Türkiye’nin en güzel beldelerinde beş yıldızlı tatil köyü ve otel yatırımları yaptık.

Ben şimdi sizlere, son dört yıllık dönemde yaptığımız bütün bu çalışmaları, yatırımlarımızı, sendikal harekete getirdiğimiz yenilikleri, ve daha nice çalışmamızı anlatmayacağım. Bunların hepsi sizlere dağıttığımız çalışma raporunda var.
Lütfen okuyun. Orada göreceksiniz. Sadece geçen sene 70 bin üyemizi, yani eş ve çocuklarıyla beraber 250 bin kişiyi otellerimizde misafir ettik. Üstelik bunu, ceplerinden bir kuruş harcatmadan yaptık.

Bunları bilin ki kendinizle gurur duyun… bunları bilin ki, Türk Metalli olmaktan gurur duyun…gurur duyun… değerli arkadaşlarım, son olarak şunu söylemek istiyorum.
Ülkemiz de, sendika olarak biz de bir dönüm noktasındayız. Ülkemiz için önemli bir süreç başladı. Seçim kulvarına girdik. Sonuçların, başta türkiye işçi sınıfı olmak üzere, herkes için hayırlı olmasını diliyorum. Yakında kurulacak olan 67. Hükümetin emekçinin sesini duyması, emeğin hakkını koruması en büyük dileğim.

Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılıyla birlikte başlayacak olan bu yeni dönemin, emeğin sömürülmediği, emekçinin hakkının yenmediği, özgürce örgütlenebildiğimiz, kendimizi özgürce ifade edebildiğimiz, sebebi olmadığımız krizlerin mağduru da olmadığımız, kısacası insan gibi yaşayabileceğimiz yeni bir süreç olmasını diliyorum. Bu sene, sendikamızın kuruluşunun 60. Yıldönümünü kutlayacağız. Geçen süre içinde, bir avuç metal emekçisinin diktiği fidan koca bir çınar oldu. Köklerini bu topraklara salan,
Bu iklimin örfüyle, bu iklimin terbiyesiyle, bu iklimin emekçisiyle, bu iklimin insanıyla beslenen bir çınar oldu.

Türk metal çınarı büyümeye devam edecek. Üretmek, kazanmak ve kazandırmak aşkıyla, insana sevgi, emeğe saygı düsturuyla metal emekçisinin kalesi olmaya devam edecek.

Bu çınarın bir dalı olmaktan, hep onur duydum. Emeğinden başka hiçbir şeyi olmayan insanlar için yol arkadaşlarımla birlikte mücadele ettim. Ömrümü adadığım bu yolda,
Sizlerle birlikte yürümekten daha güzel hiçbir şey olamaz. Bu güne kadar, bana bu fırsatı verdiğiniz, yanımda olduğunuz ve gücüme güç kattığınız için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ama unutmayın, daha yapacak çok işimiz var. Verilmiş sözlerimiz,
Kazanılacak zaferlerimiz, uğruna her şeyi feda edeceğimiz bir ülkemiz, bir geleceğimiz var. Bu yolda, birlikte yürümeye var mısınız?...var mısınız?..

Dostlarım, geçen genel kurulumuzdan bu yana, aramızdan ayrılan, hayatını kaybeden dostlarımız da oldu. Başta önceki genel başkanımız sayın mustafa özbek,
Genel merkez yöneticilerimiz Süleyman Yıldırım, yücel yücel ve Gemlik şube başkanımız kemal durmaz olmak üzere, bu dava uğruna birlikte yürüdüğümüz,
Birlikte mücadele verdiğimiz tüm Türk metallileri saygıyla anıyor, hepsine Allah’tan rahmet diliyorum. Ruhları şad olsun.

Bu duygularla, sendikamızın 17. Olağan genel kurulunun başta metal emekçileri olmak üzere tüm işçi sınıfına hayırlı, uğurlu olmasını diliyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum."