Amerika, 334 milyonluk nüfusu ve geniş topraklarıyla dünyanın en büyük üçüncü ülkesi olup 50 eyaletten oluşan bir federal cumhuriyettir. Bir devletin büyüklüğü yalnızca nüfusu ve yüzölçümüyle ölçülmez elbette… Ordusu, nükleer silahları, uçak gemileri, ekonomisi ve milletinin desteği gibi unsurlar bir devleti güçlü kılar. Bu güç unsurlarına günümüzde yapay zekâ teknolojisi de eklenmiştir. Amerika bunların hepsine sahiptir.
Amerika reklamı yapmıyorum, ancak imrenilecek şekilde dünya üzerinde etkin bir güçten bahsediyoruz. Dolayısıyla, Amerikan başkanının siyasi kimliği ve izlediği politikalar dünyayı ve bizi oldukça derinden etkiliyor.
Amerika’da Franklin D. Roosevelt dört kez seçilen tek başkandır. 1951’den sonra iki dönem sınırı getirilmiş ve bu uygulamaya son verilmiştir. Bu arada on üç başkan peş peşe iki kez, iki başkan ise aralıklı olarak seçilmiştir. Donald Trump, aralıklı olarak yeniden seçilen ikinci başkan olmuştur. ABD’nin 45. başkanı Donald Trump (2017-2021), 5 Kasım 2024 başkanlık seçimini kazanarak, 20 Ocak 2025’te 47. başkan olarak tekrar göreve başladı.
Amerikan sisteminde yeni başkanın seçilmesiyle göreve başlaması arasında yaklaşık iki buçuk aylık bir geçiş süreci bulunur. Bu süre hem yeni yönetimin kadrolarını hazırlaması hem de değişimden etkileneceklerin pozisyon alabilmesi için tanınmıştır. Trump, dünya ve Türk kamuoyu için zaten tanıdık bir figürdü ve göreve gelene dek geçen süreçte yaptığı açıklamalarla döneminin sinyallerini veriyordu.
İlk başkanlık döneminde Türkiye ile Amerika arasında bazı sıkıntılar da yaşandı ve bu süreçlerde iki taraf birbirlerinin reflekslerini öğrendi. Dolayısıyla pozisyon almak gerekiyordu; zira ilişkilerimizde Trump’ın Erdoğan’a yazdığı mektubun izleri hâlâ belirgin bir şekilde duruyor.
Trump, “America First” (Önce Amerika) sloganıyla ifade ettiği bir ekonomik milliyetçilik yaklaşımını benimsiyor. Bu anlayışın ürünü olan Ortadoğu politikaları ise Türkiye’yi doğrudan etkiliyor. Geleneksel Amerikan siyaseti bilindiği üzere İsrail’in çıkarları üzerine şekillenir ama şimdi Trump’ın ekonomiye öncelik vermesi sayesinde Suudi Arabistan’ın çıkarları üzerinden de belirleniyor.
Trump basitleştirilmiş bir siyaset tarzı izliyor ve ifade edilmesi zor görülen çoğu fikrini de basit cümlelerle, “örneğin Gazze’yi lüks bir turizm merkezine dönüştürme” gibi söyleyiveriyor. Trump’ın başkanlığı sürecinde sıkça göreceğimizi düşündüren bu tarza bizde ilk ayak uyduran Devlet Bahçeli oldu. O da 22 Ekim 2024’te bebek katilini TBMM’ye davet ederek herkesi şaşırttı. İlk başta şaşırdık ama gelişmeler gösteriyor ki; ne de olsa Trump, mektubunda da bahsettiği gibi projeleri hayata geçirecek; o bize tekrar mektup yazmadan, ön alalım “Biz yapalım” demiş olmalılar. Zira Trump bizi ifşa eder düşüncesiyle artık taraflarını ve pozisyonlarını gizlemiyor ya da gizleyemiyorlar.
Trump’ı kızdırmadan koltuğu nasıl koruruz?’ sorusu, yeni siyasi dönemin temel belirleyeni hâline geldi. Bu anlayışla şekillenen politikalar, Cumhur İttifakı’nın kendi seçmenleri dâhil olmak üzere geniş bir kesimde hayal kırıklığı yaratmaya devam ediyor. Bu sürece sonradan ‘Terörsüz Türkiye’ adı verildi; ancak süreç gün geçtikçe, Türk egemenliğinin silikleştiği, içinde Türklerin de bulunduğu bir Türk-Kürt-Arap emirliğine dönüşme yolunda ilerleyen bir yapıya evrilmekte.
Demokrasi, seçimlerle kendini yenileyerek yeni yönetimlerle yeni yollar açmaya şans veren bir sistemken, biz aynı yönetimin devamı için her şeyi, gerçekten en değerli varlığımız olan kimliğimizi bile koltuklara feda etme noktasına geldik.
Hâlbuki Trump iyi takip edilse, onun geri vitesinin de olduğu görülür. Bir poker oyuncusu gibi, eli kuvvetliyse bastırır, eli zayıfsa uzlaşır. Türkiye hem dünyanın hem bölgenin güçlü bir ülkesidir ve eli boş değildir. Eski ya da normal şartlar altında Türkiye, Trump’ın hesaplarını bozar. Eğer Halkbank, SBK gibi olaylar olmasa, bir “Eyyy Trump” çıkışı karşılıksız kalmaz, Amerika politikalarını yenilemek zorunda kalır, Trump’ın bölge valisi gibi davranan Ankara Büyükelçisi çoktan istenmeyen adam ilan edilirdi. Ancak maalesef özellikle son günlerde teslim olmuş bir görüntü veriyoruz.
Trump dört yıllığına seçildi ve bir daha seçilmeyecek. Kanımca tarihte ilginç kişiliği ve siyaset tarzı yanında, Türkiye ile Ortadoğu’ya verdiği hasarla anılacaktır. Bu arada bizimkilerin de aziz Türk milleti tarafından pek de iyi anılmayacaklarını söylemeden geçmeyelim.