Demokrasi, “Halkın kendini yönetecek kişileri belirlemesi” diye tanımlanabilir kısaca.

Bilinen en iyi yönetim biçimi.

Ancak zaafları olduğunu da bilmek gerekiyor.

Dünyayı büyük bir savaşa sürükleyip 50 milyondan fazla insanın ölümüne neden olan Adolf Hitler, Almanya’nın başına demokrasi yoluyla yani seçimle gelmişti örneğin.

Zaman içinde astığı astık, kestiği kestik acımasız bir diktatöre dönüştü ve insanlık tarihinin en büyük felaketlerinden birinin mimarı oldu.

***

Yaşadığımız dönemde demokrasinin zaafına en çarpıcı örnek olarak Donald Trump gösterilebilir.

Ne yaptığı ne ettiği belli değil.

Güven duymak imkânsız.

Adeta, “Dünya yuvarlak” dese bile şüpheye düşülecek, inanılmayacak.

Aldığı kararlarda kimi zaman çılgın bir diktatörün, kimi zaman kurnaz bir tüccarın parmak izlerine rastlamak mümkün.

Her an bırakın füzeleri, nükleer silahları bile ateşleyecek potansiyele sahip.

***

Trump özelinden hareketle en zengininden en yoksuluna bütün ülkeler demokrasinin zaaflarına karşı önlem almalı.

***

Peki, ne yapılabilir?

Tüm insanların çağdaş bir eğitimden geçirilmesi, bilinçlendirilmesi birinci koşul bence.

Ancak bu yapıldığı takdirde günlük küçük çıkarları için oy kullanmazlar, uzun vadeli düşünmeyi öğrenirler.

İnsanlığın Trump deneyiminden öğreneceği çok şey var.

Büyük dersler veriyor.

SAĞIM SOLUM ÖNÜM ARKAM ÇETE!

Havasından mıdır suyundan mıdır bilmiyorum, çetelere çok iyi gelen bir ülke burası.

Lavaş ekmek üreten fırınları haraca bağlayan “Lavaş çetesi” bile varmış meğer. İki gün önce televizyon haberlerinde duydum.

Yakında çavdarlı köy ekmeği ile ekşi mayalı tam buğday ekmeği çeteleri de çıkarsa hiç şaşırmam.

***

Türkiye’de hangi çetelerin icra-i sanat eylediğine ilişkin biraz düşününce aklıma o kadar çok çete geldi ki...

Uyuşturucu üretip satanlar, yurt dışından kaçak yollarla getirenler...

Devlet ihalelerine sadece kendi istediği firmaların girmesini, böylece ihale bedelinin yüksek belirlenmesini sağlayanlar...

Zamanında ödenmeyen çek ve senetlerin tahsili işini üstlenip bunu sağlamak için motosikletli ve silahlı adamlarını seferber edenler...

Naylon faturalar hazırlayarak isteyen firmalara pazarlayanlar...

Organ nakline ihtiyaç duyan hastalar için yurt içinden ve yurt dışından organ bağışçısı bulanlar...

Barları, pavyonları, fuhuş yapılan yerleri gözüne kestirip belirlediği haraçları alanlar...

Çok satan kitapların korsan baskılarını yaparak piyasaya sürenler...

Kumar oynatılan mekânlardan, hazırladığı tarife gereğince düzenli olarak haraç alanlar...

İcra yoluyla satışa çıkarılan malların ihalelerine sadece kendilerine haraç veren firmaların katılmasına izin verenler...

Caddeleri, sokakları parselleyip buralarda kendi belirlediği kişilerin otopark görevlisi olarak çalışmasını sağlayanlar...

Sınırını çizdiği yerlerde kendinden izin alanlar dışında hiçbir işportacıya çalışma fırsatı tanımayanlar...

Kaçak silah üretip satanlar ya da yurt dışından kaçak getirdiği silahları pazarlayanlar...

Dilencilerin hangi alanlarda çalışacağını saptayanlar, oralara başka dilencilerin gelip çalışmasını engelleyenler...

Hal ve pazarlarda kendi belirlediği fiyatların altında ürün satılmasını önleyenler, bunun karşılığında esnaftan haraç toplayanlar...

İşyeri ya da evindeki kiracıyı çıkarmak isteyenlerle anlaşıp alacağı para karşılığında işyeri ve evleri zorla tahliye ettirenler...

***

Neyse burada keselim...

Saymakla bitecek gibi değil çünkü.

Yol biter, ömür biter, çete bitmez bizde.

Keşke topraklarımızdan çete yerine petrol fışkırsaydı...