Son günlerde sosyal medyada 2016 trendi diye viral kültürel bir akım başladı. Modada, endüstride, müzikte vs. yeniden 2016 trendleri öne çıkacakmış. Bu nedenle sosyal medyada da kullanıcılar, 2016 yılına dair anılarını paylaşarak 2016 yılı üzerinden bir nostalji dalgası oluşturuyor.

Buna da 2026 is the new 2016deniliyor. Türkçesi, 2026 yeni 2016”.

İş ve evlilik hayatımın başladığı 2016 yılı benim için önemli ve güzel bir yıl olsa da ülke tarihi açısından 2016 pek de güzellikleriyle hatırlanan bir yıl değildi.

Hatta son yıllarda yaşadığımız, ekonomik ve hukuki tüm sorunların kriz boyutunda başlamasına yol açan kritik bir yıl olmuştu. Bu açıdan, 2016’yı doğru okumak; hangi adımların bizi buraya taşıdığını dürüstçe konuşmak gerekiyor.

Güvenlik endişesi ve kısıtlamalar

2016, Türkiye’deki siyasi tarihin son yıllardaki hazin olaylarından biri olarak hafızalara kazınan darbe girişiminin gerçekleştiği yıldı. Devletin anayasal düzenini hedef alan bu girişim, toplumda derin bir travma ve ciddi bir güvenlik endişesi yarattı. Darbenin hemen ardından ilan edilen olağanüstü hal (OHAL) ise bu güvenlik kaygılarının doğrudan bir sonucu olarak gündeme geldi. Başlangıçta darbe girişimiyle mücadele amacıyla hayata geçirilen OHAL düzenlemeleri, zamanla bu çerçevenin ötesine taşarak siyasal, idari ve hukuki birçok alanda kalıcı değişikliklere zemin hazırladı.

Yönetim anlayışı belirgin biçimde daha sıkı ve merkezi bir yapıya evrildi. İki yıl süren OHAL döneminde yürütme organının yetkileri genişlerken; bu dönem, hukuk devleti algısını derinden etkileyen bir kırılma noktası oldu.

Aynı yıl, Ankara ve İstanbul’da meydana gelen terör saldırıları da toplumsal güvenlik duygusunu zedeledi ve hukuki ile siyasi gündemi sürekli olarak güvenlik ekseninde tutan bir atmosfer yarattı. Bu saldırılar, hem OHAL uygulamalarının meşruiyet zeminini güçlendiren hem de güvenlik merkezli politikaların süreklilik kazanmasına neden olan unsurlar arasında yer aldı.

Böylece 2017 yılında gerçekleştirilen anayasa referandumunun da zeminini hazırladı. Hukuki yapıda yapılan değişiklikler ve yürütme yetkisinin güçlendirilmesi, parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş sürecinin önünü açtı. Neticede 2016’da başlayan olağanüstü dönem, yalnızca geçici bir kriz yönetimi olmaktan çıkarak kalıcı bir sistem değişikliğine evrildi.

Yaşanan tüm bu gelişmeler, ekonomi üzerinde de ciddi bir güvensizlik ortamı yarattı. Hukuki öngörülebilirliğin zayıflaması, kurumsal bağımsızlık tartışmaları ve siyasi risk algısının artması, yatırım ortamını olumsuz etkiledi.

Yeni trend güven veren gelecek” olsun

Tüm bu açılardan “2026 is the consequence of 2016”. Yani, 2026, 2016’nın sonucu. O dönemde yaşanan olumsuz olaylar ve bu olaylar neticesinde alınan bazı yanlış kararlar, aşağı yönlü sürecin başlangıcı oldu ve nihayetinde bizi bugünkü noktaya getirdi.

Bu yeni trend, yalnızca geçmişi romantize etmek değil, geçmişten ders çıkararak daha öngörülebilir, daha dengeli ve daha güven veren bir geleceği yeniden inşa etmek olmalı. Dilerim, 2026, geçmişin yükünü taşıyan bir yıl olmaktan çıkıp; hukukun ve ekonominin yeniden yukarı yönlü bir seyre girdiği dönüm noktası hâline gelebilir.