Türkiye’de son yıllarda sessiz sedasız ama son derece kritik bir dönüşüm yaşanıyor. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), klasik anlamda bir kamu kurumu olmaktan çıkıp fiilen dev bir holding haline geldi. Kayyum atanan şirket sayısı 1.116’ya ulaşmış durumda. Bu rakam, TMSF’yi Türkiye’nin en büyük şirket gruplarından biri yapıyor.

Ancak asıl soru şu:

Bu kadar şirket, bu kadar farklı sektör, sınırlı bir kamu organizasyonu ile gerçekten etkin yönetilebilir mi?

Yoksa ortaya çıkan tablo, verimlilikten çok kaynak israfı, yönetim zafiyeti ve ekonomik tahribat mı yaratıyor?

Ölçek Sorunu: Kontrol edilemeyen bir dev

1.116 şirket demek; üretimden ticarete, medyadan enerjiye, madencilikten lojistiğe kadar çok farklı alanlar demek. Özel sektörde bile birkaç düzine şirketi olan holdingler için güçlü yönetim kadroları, bağımsız denetimler ve profesyonel sistemler gerekirken; TMSF’nin bu devasa yapıyı sınırlı sayıda bürokrat ve kayyumla yönetmesi ciddi bir soru işareti yaratıyor.

Bu ölçek, etkin denetimi neredeyse imkânsız hale getiriyor. Karar alma süreçleri yavaşlıyor, sorumluluk dağılıyor ve hataların bedelini kimsenin ödemediği bir yapı oluşuyor.

Kayyum modelinin doğası gereği sorunlu yapısı

Kayyum sistemi geçici olmak üzere tasarlanmıştır. Ancak Türkiye’de bu geçicilik çoğu zaman kalıcı bir yönetime dönüşüyor. Kayyumların temel motivasyonu şirketi büyütmek, rekabet gücünü artırmak ya da uzun vadeli yatırım yapmak değil; statükoyu korumak ve risk almamak oluyor.

Bu durum şu sonuçları doğuruyor:

  • Yenilikçilik azalıyor
  • Yatırım kararları erteleniyor
  • Şirketler piyasanın gerisinde kalıyor
  • Değer üretmek yerine değer kaybı yaşanıyor

Özel sektör refleksleriyle yönetilmesi gereken firmalar, kamu mantığıyla idare edilmeye çalışılıyor.

Verimlilik yerine donma etkisi

TMSF yönetimindeki şirketlerin önemli bir kısmında ortak bir tablo görülüyor:

Şirketler batmıyor ama büyümüyor da.

Bu, ilk bakışta başarı gibi görülebilir. Oysa modern ekonomilerde asıl mesele ayakta kalmak değil, katma değer yaratmaktır. Uzun süre TMSF bünyesinde kalan firmalar, rekabet güçlerini kaybediyor, pazar payı düşüyor ve sonunda satıldıklarında gerçek değerlerinin altında elden çıkıyor.

Bu da dolaylı olarak kamunun ve dolayısıyla toplumun zararı anlamına geliyor.

Şeffaflık ve hesap verebilirlik sorunu

TMSF’nin yönettiği şirketler, kamuoyuna açık, detaylı ve düzenli performans raporları sunmuyor. Hangi şirket kâr ediyor, hangisi zarar ediyor, hangi kararlar alındı, hangi kaynaklar nasıl kullanıldı?

Bu soruların net cevapları çoğu zaman yok.

Şeffaflığın zayıf olduğu yerde:

  • Verimsizlik büyür
  • İsraf görünmez hale gelir
  • Hatalar tekrar eder

Bu kadar büyük bir ekonomik gücün, kamusal denetime bu kadar kapalı olması, başlı başına ciddi bir risk oluşturuyor.

Piyasa mekanizmasına verilen zarar

TMSF’nin dev bir holding gibi hareket etmesi, serbest piyasa dengelerini de bozuyor. Çünkü bu şirketler:

  • Kamu gücüyle korunuyor
  • Finansmana erişimde avantajlı olabiliyor
  • Rekabet baskısını daha az hissediyor

Bu durum, aynı sektörde faaliyet gösteren özel firmalar için adil olmayan bir rekabet ortamı yaratıyor. Sağlıklı piyasa yerine, devletin dolaylı olarak belirleyici olduğu bir yapı ortaya çıkıyor.

Ekonomi için sessiz bir risk

TMSF’nin bu ölçekte büyümesi, kısa vadede “kontrol” duygusu verse de uzun vadede ekonomik dinamizmi zayıflatan bir etki yaratıyor. Üretkenlik düşüyor, girişimcilik cesareti azalıyor ve özel sektör “her an kayyum riski” algısıyla daha temkinli davranıyor.

Sonuçta kazanan kim oluyor?

Ne ekonomi, ne vergi mükellefi, ne de çalışanlar.

Sonuç: Yönetilen bir ekonomi, kaybedilen bir potansiyel

TMSF bugün fiilen Türkiye’nin en büyük holdinglerinden biri. Ancak bu, övünülecek bir tablo değil. Aksine, ekonomideki kurumsal tıkanıklığın ve yönetim sorunlarının açık bir göstergesi.

1.116 şirketin kamu eliyle uzun süre yönetilmesi; verimlilik değil, donma, büyüme değil kaynak erozyonu yaratıyor. Asıl ihtiyaç, bu şirketlerin hızla şeffaf, rekabetçi ve piyasa dostu bir şekilde ekonomiye yeniden kazandırılmasıdır.

Aksi halde TMSF büyürken, Türkiye ekonomisi küçülmeye devam eder.