Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel ve tutuklu yargılanan İBB Başkanı İmamoğlu’nun ‘başucu kitabım’ dediği ve "CHP’de ideolojik savrulma mı?" tartışmalarını başlatan Cereyanlar kitabının yazarı Prof. Dr. Tanıl Bora, Birikim Dergisi’ndeki köşesinde hakkında yapılan eleştirilere yanıt verdi.
Prof. Dr. Bora ‘ Öğrenme Korkusu’ başlıklı yazısında "Özgür Özel'in, Ekrem İmamoğlu'nun Cereyanlar'ı okuduğu bilgisinin yol açtığı ahlaki panik ise, eski usul kitap korkusunun bir tecellisi’ ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Tanıl Bora’nın yazısı şu şekilde:
"Bir kitap okudum hayatım değişti" lâfının gözü kör olmasın! Bir kitabı okumakla, mikrop kapar gibi zehirli fikirlere kapılanabileceği korkusu; bir kitabın zararlı ideolojisiyle zihni esir alabileceği korkusu, öğrenme korkusunun en yalın, en cisimleşmiş hali değil mi?
Okuyanın, kitapla temas edenin, öğrenme gayretine girenin, kendi aklına mukayyet olamayacağı, okuduğunu ayrıştıramayacağı, elekten geçiremeyeceği kabulü de saklanıyor bu korkunun arkasında.
‘’CEREYAN KELİMESİ, DİLLERE ÖĞRENME KORKUSUNUN ALÂMETİ GİBİ YERLEŞTİ’’
Bu ülkede egemen ideoloji, Soğuk Savaş anti-komünizminin güdümüyle onyıllar boyunca "zararlı cereyanlar"la, "tehlikeli cereyanlar"la, "dış cereyanlar"la temas korkusunu yaydı. Bunların, tıpkı bizi üşütüp hasta edecek hava cereyanları gibi (cereyan çarpmasından korumak 'adına' çocukları açık havadan mahrum eden evhamlı ebeveynler gibi), toplumu bozacağını, saptıracağını işledi. Bizzat cereyan kelimesi, dillere bu öğrenme korkusunun alâmeti gibi yerleşti. Cereyanlar'ın adının bir imâsı da budur: o korkuyu mesele etmek, sorgulamaktır. Öğrenme korkusunu aşma gayretidir.
‘’….MERTEBE SAYILIR’’
Bu öğrenme korkusu, kültürel hegemonyanın bir veçhesidir. Kültürel hegemonyanın taşıyıcı sütunlarından olan anti-entelektüalizmin bir görünümüdür. İktidarın "...arasında bir fark yoktur... hepsi birdir... ya odur ya şudur" dili, usul usul, öğrenme korkusunu da okşar. Düşünce özgürlüğünün katli, öğrenme korkusu sayesinde daha çok seyirci bulur.
Doğrudur, öğrenme korkusu, karşı karşıya olduğumuz ziyanlık karşısında bir mertebe sayılır; ama yine de bir derttir.’’
Tanıl Bora yazısının devamında kendisine yöneltilen eleştirenleri de sert bir dille tanımladı. Bora, ‘’Bu ziyanlığın arkasında haset, kin, nefret, histeri kuvvetlerinin seferber olduğunu bilmiyor değilim.’’ İfadelerini kullandı.
‘’Ahlâkî paniklerin, sosyal medya linçlerinin dinamiğini büsbütün ve tastamam öğrenme korkusuyla açıklamaya kalkmıyorum. Bu ziyanlığın arkasında haset, kin, nefret, histeri kuvvetlerinin seferber olduğunu bilmiyor değilim. "Sözel"-ideolojik olmaktan öte, duygulanımsal bir dinamik işliyor orada. Duygulanımlar varsa, korkular da vardır. İşte, bu atakların çoğalttığı duygulanımlardan biri de, öğrenme korkusu gibi geliyor bana. Sözle işi olanların dert etmesi gereken bir şey de, budur.’’
CHP’de "Cereyanlar" krizi: Soner Yalçın’dan Özel ve İmamoğlu’na ideolojik uyarıGündem
Nereye gitti bu CHP'liler? Politika Kurulu üyelerinde 'İmamoğlu' etkisiGündem