Enflasyonun kendisi yetmedi…

Tahminine de zam geldi!

Geçen yıl açıklanan Orta Vadeli Programda 2026 sonu enflasyon tahmini yüzde 16’ydı.

Yeni OVP’de bu oran yüzde 28,4’e çıktı.

Aradaki fark 12,4 puan.

Başka bir ifadeyle devletin enflasyon tahmini bir yılda tam yüzde 77,5 zam yedi.

Ardından:

“Programın yönünde veya ana çerçevesinde bir değişiklik yok.”

denildi.

İyi de:

Enflasyon tahmini yüzde 16’dan yüzde 28,4’e çıkıyor…

Büyüme tahmini yüzde 3,8’den yüzde 3,3’e düşüyor…

Sanayi büyümesi yüzde 2,3’e geriliyor…

Buna rağmen;

Çerçevede nasıl değişiklik yok?

Bakın:

Orta Vadeli Program sıradan bir temenni listesi değildir.

Bütçe, kamu harcamaları, ücretler, yatırımlar ve şirketlerin gelecek hesapları bu rakamlara göre şekillenir.

Yani yanlış tahmin yalnızca raporda kalan bir hata değildir.

Doğrudan vatandaşın maaşına ve sofrasına uzanan bir hesap hatasıdır!

Yılbaşında yüzde 16 enflasyon denildiğinde maaş artışları, bütçeler ve sözleşmeler bu iyimser rakama göre belirlendi.

Tahmine yüzde 77,5 zam yapıldı ama vatandaşın maaşına, bırak yüzde 77,5’i, yüzde 1 bile düzeltme yapılmadı.

Yani;

Tahmin değişiyor.

Vergi değişiyor.

Etiket değişiyor.

Ama vatandaşın maaşı yerinde sayıyor!

Üstelik bozulan yalnızca enflasyon tahmini de değil.

Enerji ithalatı tahmini 63 milyar dolardan 71 milyar dolara çıkarılmış.

Dış ticaret açığı 96 milyar dolardan 105 milyar dolara yükseltilmiş.

Turizm geliri beklentisi 68 milyar dolardan 65 milyar dolara düşürülmüş.

Cari açığın millî gelire oranı yüzde 2,6’ya yükseltilmiş.

Yani büyüme aşağı…

Enflasyon yukarı…

Enerji faturası yukarı…

Dış ticaret açığı yukarı…

Turizm geliri aşağı…

Fakat programın çerçevesi değişmemiş..

Bu arada gerekçe de hazır:

Bütün mesele savaşmış…

Merkez Bankasının hesabına göre savaşın enflasyona etkisi 7 puan olmuş.

Cevdet Yılmaz da savaş olmasaydı enflasyonun yüzde 31,5 değil, yüzde 25 olacağını söylüyor.

Tamam da hedef yüzde 16’ydı.

Savaşın 7 puanlık etkisini tamamen çıkarsanız bile enflasyon hâlâ eski tahminin 9 puan üzerinde.

Demek ki bütün sapmayı savaşa bağlamak matematiksel olarak da mümkün değil.

Kaldı ki OVP’nin işi yalnızca güneşli havayı tahmin etmek değildir.

Petrolü, jeopolitik riski, kur hareketini, gıda fiyatını ve olası şokları hesaba katmak birinci önceliğidir.

Risk gerçekleştikten sonra tahmini yükseltmek öngörü değildir.

Bunun adı başka bir şeydir.

Bir başka açıklama da enflasyondaki “atalet”…

Doğru…

Türkiye’de fiyatlama davranışı bozuldu.

Şirket yarın yerine koyamayacağı ürünü bugünden pahalı satıyor.

Ev sahibi gelecekteki enflasyonu kiraya ekliyor.

Çalışan maaşının eriyeceğini düşünerek daha yüksek zam istiyor.

Ama bu atalet gökten inmedi.

Bunun sebebi bugün bu açıklamaları yapanlar.

Yani ekonomi yönetiminin ta kendisi.

Yıllarca süren yüksek enflasyonun, bozulan beklentilerin ve kaybedilen güvenin müsebbibi bu arkadaşlar.

Ve onların yanlış ekonomi politikaları!

İşin özeti şu:

Enflasyon tahmini yüzde 16’dan yüzde 28,4’e çıkarılıyor.

Büyüme, sanayi, dış ticaret ve turizm tahminleri resmen çöküyor.

Sonra da pişkin pişkin “Ana çerçeve bozulmadı.” deniliyor.

Oysa bu, beceriksizliğin itirafıdır.

Eğer tahminler yıllardır tutmuyorsa bunun da bir bedeli olmalıdır.

Ve bu bedeli;

Vatandaş ödemek zorunda değildir.

Vatandaşın gelirini eski tahmine göre belirleyip bütün kötü rakamları sonradan güncellemek ise program değildir.

Enflasyon tahminine yüzde 77,5 zam gelmişken hâlâ

“Program aynen devam ediyor.”

diyorsanız…

Ve vatandaşın maaşını hâlâ görmezden geliyorsanız…

Bunun adı en hafif tabirle:

Ayıptır…