YENİÇAĞ ÖZEL HABER/ ORHAN UĞUROĞLU

Yeniçağ gazetesi Ankara Temsilcisi Orhan Uğuroğlu, Emekli Büyükelçi Dr. Bülent Meriç’e DSG Komutanı terörist Mazlum Abdi’nin Şam’da, Suriye’nin bütünlüğü içerisinde merkezi olmayan bir devlet yapısı talep etmesi ile nasıl bir yapı düşünüldüğünü sordu. Meriç, büyük tehdidi işaret ederek, “Kanımca şekere batırılmış bir ideoloji ile Türkiye, Suriye, Irak ve İran toprakları üzerinde adım adım bağımsız bir Kürt devletinin oluşturulması hedeflenmektedir” dedi.

Terör örgütü DSG Komutanı terörist Mazlum Abdi, AP’ye verdiği bir röportajda, Suriye’deki son durum ile Ahmed Şara’nın Cumhurbaşkanı seçilmesi sonrası, Şam’dan, Suriye’nin bütünlüğü içerisinde merkezi olmayan bir devlet yapısı talep ettiklerini kaydetti.

Emekli Büyükelçi Dr. Bülent Meriç’e sordum:

  • Merkezi olmayan bir devlet yapısı” terimi ile Suriye’nin kuzeyinde, Fırat’ın doğusunda nasıl bir yapı düşünülüyor?

Meriç:

Öncellikle bugün Suriye’de Fırat’ın doğusunu kontrolü altında tutan PYD ve onun askeri gücü olan YPG’nin PKK’nın Suriye’deki Kolu olduğu bir gerçektir. PYD, Abdullah Öcalan’ın talimatıyla 17 Ekim 2003 günü kurulmuştur. Bunun, ABD’nin KDP ve KYB’yi bir araya getirerek, Irak’ta bir federe birim olarak “Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ni (IKBY) ortaya çıkarması ile aynı zamana tesadüf etmesi manidardır.

"PKK’NIN, TÜRKİYE’NİN BÖLÜNMESİ YOLUNDA OLUŞTURDUĞU TEHDİT"

Türkiye’ye gelince, Irak, İran ve Suriye’nin, Kürtlerin yaşadığı belli bölümleri ile birlikte, ülkemizin güneydoğusu ve bazı doğu vilayetlerini de içine alacak şekilde, bağımsız bir birleşik Kürt devletinin kurulması amacıyla 1970’li yılların sonunda kurulan PKK’nın, Türkiye’nin bölünmesi yolunda oluşturduğu tehdit, güvenlik güçlerimizin başarılı mücadelesine rağmen devam etmektedir. Kanaatimce, “Büyük Kürdistan” ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesi’nin bir uzantısı olarak hala önümüzde durmaktadır.

PKK 1980’lı yıllar ile 1990’ların ilk yarısında terör yoluyla propaganda; gerilla tarzı eylemlerle mücadelenin iç savaş kalıbına sokulması ve kontrol altına alınmış bir coğrafyanın kazanılması suretiyle stratejik üstünlük elde edilmesi olmak üzere, müteselsil üç aşamalı bir strateji planlanmıştır. Ancak, güvenlik kuvvetlerimizin kahramanca mücadelesi neticesi bu strateji sonuç vermemiştir.

Terör Örgütü, 1995 yılı başında gerçekleşen 5. Kongresinde iki önemli strateji değişikliğine yönelmiştir: Bunlardan birincisi Türkiye’den bağımsızlık hedefinin geri plana itilerek, Kürt kimliğinin tanınması, Kürtlere birtakım kolektif haklar verilmesi ve nihayetinde iki uluslu bir federasyon oluşturulması hedefinin ön plana çıkarılmasıdır. Bilahare İmralı’da yeni bir ideoloji arayışına giren Öcalan, Türkiye’nin sorunlarının daha fazla demokrasi ile çözümlenebileceğine inanan kesimlere sempatik gelen söylemle, demokrasiyi önceleyen bir propaganda sürecini başlatmıştır.

Abdullah Öcalan, bu dönemde, “Demokratik Cumhuriyet” teziyle Kürt kimliği ve kültürünün anayasal güvenceye bağlanmasını, Kürtçenin ikinci resmi dil olarak kabul edilmesini, Türk ulusu yerine Türkiye ulusu denilmesini savunmuştur. Bunun, Türkiye’nin AB’ne üyelik hedefinin canlı olduğu bir döneme tesadüf ettiği kaydedilmelidir.

  • Soru: Terörist başı Mazlum Abdi’nin Amerika’ya verdiği bu mesaj, Suriye’nin gelecek anayasal yapısında PYD’nin kontrolü altındaki bölgenin bir eyalete dönüştürülerek, varlığının Amerikan ordusu tarafından korunması amacını mı taşıyor?

"SURİYE KÜRTLERİ İLERİDE DAHA İLERİ HAKLAR TALEP EDECEKLER"

Meriç:

Evet, Fırat’ın doğusunda PYD’nin kontrolündeki bölgede ilk aşamada bir eyalet oluşturulması ve bunun yeni anayasaya dercedilmesi hedefleniyor olabilir. Bu gerçekleşirse, Suriye’deki Kürtler açısından büyük kazanım olacaktır. Zira, Suriye Kürtleri değişik kaynaklara göre nüfusun ancak 10-15%’ini oluşturmaktadır. Bu nedenle, ABD, Araplar ve bazı Türkmenleri de elde ederek “ Suriye Demokratik Güçleri” ismi altında suni bir yapılanma ortaya çıkarmak zorunda kalmıştır.

Eyalet tesis edildiği takdirde, Suriye Kürtleri ileride daha ileri haklar talep edecekleri bir coğrafyaya sahip olacaklardır. Burası petrol bakımından zengin bir coğrafyadır. Bu tutum PKK’nın bugünkü “Komünalist Konfederalizm” stratejisine de uygundur. Öcalan, 2010’lu yıllarda, Kürtlerin sadece bir egemen devletin değil, dört egemen devletin coğrafyası içinde bulundukları gerçeğini dikkate alarak Amerikalı anarşist siyaset felsefecisi Murray Bookchin’in çalışmalarını esas alarak, bu yola meyletmiştir.

  • Soru: Hangi ülkeler?

"BAĞIMSIZ BİR KÜRT DEVLETİNİN OLUŞTURULMASI HEDEFLENMEKTE"

Meriç:

Kısaca, “Komünalist Konfederalizm” bir yerel öz yönetim projesidir. Bu projenin Atlantik-ötesinden mi PKK’ya empoze edildiği, düşünülmesi gereken bir husustur. Malumunuz üzere, Irak’ta yeni anayasa federasyonu getirmiştir. IKBY federe bir birim olarak yeni Irak’ın kurucu unsurlarından biri haline gelmiştir. PYD ise, Suriye’de Kürt Komününü uygulamaya başladığını, geçtiğimiz yıllarda ilan etmiştir. ABD’nin icazeti olmadan PKK’nın böyle bir adımı atması düşünülemez. Ancak, gerçek hayatta olanlar Bookchin’in projesi ile çelişkilidir. Adı Geçen yazar hiyerarşinin olmadığı demokratik yerel öz yönetimden söz etmişken, PYD’nin komününde PKK’nın hakimiyetinde katı bir silahlı hiyerarşi mevcuttur.

Kanımca şekere batırılmış bir ideoloji ile Türkiye, Suriye, Irak ve İran toprakları üzerinde adım adım bağımsız bir Kürt devletinin oluşturulması hedeflenmektedir.