PKK/SDG ile Suriye Hükümeti arasında SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyonu için yapılan 10 Mart anlaşmasının son maddesinde “Uygulama komisyonları, anlaşmanın yıl sonuna kadar tamamen hayata geçirilmesi için çalışmalar yürütecektir.” hükmü yer alıyordu. Anlaşma üzerinden tam 280 gün geçti ancak taraflar ilerleme sağlayamadı. Mutabakat süresinin dolmasına ise sadece 2 hafta kaldı.
PKK/SDG, 10 Mart mutabakatının hayata geçirilebilmesi için süre uzatımı istedi ise de Suriye ve Türkiye bunu kabul etmedi.
Suriye Hükümeti’ne entegre olmadığı için şimdi, Türkiye-Suriye ortaklığında sınırlı veya geniş ölçekli bir operasyon başlatılacağı gündemde.
Kaçınılmaz görünen savaşta PKK/SDG, öncelikle ABD, Avrupa ve İsrail’e, sonrasında ise büyük ölçekli silah gücüne, şimdiden hazırlamış olduğu yaygın tünel ağına, drone gücüne ve 100 bin kişilik kadrosuna güveniyor.
Başından beri Suriye’de izlediği stratejisinin bel kemiğini PKK/SDG oluştursa da, ABD artık 10 Mart mutabakatına uyulmasını istiyor. Bu yüzden ABD, SDG’ye yönelik “geniş kapsamlı” operasyonlara karşı. İsrail ise bölgede hem Suriye’ye hem de Türkiye’ye karşı kullanmak üzere tüm gücüyle PKK/SDG’nin arkasında.
PKK/SDG’nin 70.000’i asker, 30.000’i polis gücünden oluşan toplam kadrosunun üçte biri Kürt olmayanlardan; bunların çoğu ise zorla silah altına alınmış ve maaşlı askerler. Son iki ayda Kürt basınına yansıdığı kadarıyla PKK/SDG en az 12 Arap çocuğunu kaçırarak asker yaptı. PKK/SDG içerisindeki Arap ve Kürt olmayanların olası bir çatışmada PKK/SDG’yi terk edeceği bekleniyor.
Arapça QSD, Süryanice ve Kürtçe HSD, İngilizce SDF ve Türkçe kısaltmasıyla SDG olarak bilinen PKK yapılanmasının ABD ve Batı nezdinde gördüğü kabul ve ilginin tek nedeni, güya IŞİD’e karşı mücadeledeki başarısı.
Oysa terör örgütünün tarihi Stalingrad direnişine benzettiği ve propagandasını yaptığı Kobani direnişinde, 2014 yılında IŞİD Kobani’nin yarısını ele geçirmiş ve şehre tamamen hâkim olmak üzereyken ABD’nin ağır hava bombardımanı ile IŞİD geri çekilmek zorunda kalmıştı. Türkiye, o sıralar ÖSO ve Peşmerge’nin sınırdan Kobani’ye geçmesine izin vermeseydi IŞİD, Kobani’den PKK/SDG’yi tümüyle silip atmıştı. Ama bu gerçek, PKK’nın yoğun propaganda etkisindeki kamuoyunca kolayca unutulmuşa benziyor.
Öte yandan, ABD’nin Suriye ordusuyla geçtiğimiz günlerde IŞİD’e karşı gerçekleştirdiği onlarca ortak operasyon, ABD’nin PKK/SDG ve Suriye’ye karşı yaklaşımlarında esaslı bir değişimin de işareti.
Oysa, güya IŞİD tehlikesine karşı PKK/SDG’ye, Suriye İç Savaşı’nın başından bugüne kadar ABD tarafından 20 milyar dolardan fazla tutarda, 40 bin TIR, 4 bin uçak ile 600 bin ton silah ve mühimmat gönderilmişti.
İşte ABD’nin aralıklarla takviye ettiği çok büyük silah gücü SDG’nin en büyük kozlarından.
Bugüne kadar PKK/SDG’ye yapılan yardımlar arasında belki de en az dikkat çekeni, günde 15 metreye kadar çapla, 50 metreye kadar kazı yapabilen; her birinin değeri 100 milyon dolardan fazla, dönen delici, kesici ve kazıcı uçları; hidrolik pistonlar ve konveyör bantlarla çalışan, üstelik ABD üsleri yakınında betonarme üretim tesisleri ile birlikte bütün olarak kullanılan TBM teknoloji sistemleri.
Güya IŞİD tehlikesine karşı Vietnam tünel savaşlarından esinlenen çok katlı tünellerden oluşan bir yeraltı ağı ile PKK/SDG’nin bazı tünellerinin sınırımıza yüz metreye kadar yaklaştığına dair çeşitli bilgiler kamuoyuna yansıdı.
PKK/SDG, özellikle Fırat’ın doğusu ve çevre bölgelerinde yoğunlaşan, çok katlı, birbirine bağlı; içine bir kamyonun girip çıkabileceği yükseklikte, onlarca hatta yüzlerce kilometre uzunluğundaki tünellerin kendisine sağlayacağı sızma ve ani baskınlar, yer değiştirme, hava saldırılarından korunma, ameliyathane ve yaşam alanı sağlama imkânları ile “tünel savaşı”na oldukça güveniyor.
Örgüt yöneticileri de, yaptıkları açıklamalarda sıklıkla bu tünellere duydukları güveni belirterek “yer altı kaleleri” ile yenilmez olduklarını vurguluyorlar.
TSK ve MİT’in tespit ettiği bu tünellerin bir bölümü zaman zaman imha edilse de, yer altındaki ileri teknolojik sistem sayesinde imha edilen tüneller kısa sürede onarılıyor.
İşte bu tüneller ve drone atölyelerinde SİHA’ya çevirdikleri “teknik” gücü, güya PKK/SDG’nin en büyük güvencesi.
PKK/SDG, kendisini inandırdığı “Kobani Direnişi” propagandasıyla, “tünel direnişi planı”yla yenilmez sanıyor.
Kahraman askerlerimizin, polisimizin, istihbaratçılarımızın hendek-çukur operasyonlarında elde ettiği deneyim ve başarıyı, unutmuş görünen PKK/SDG, 3.000’den fazla kayıp verdiği 2015 yılındaki hendek-çukur kalkışmasından ders almamış.
PKK/SDG istediği kadar militan sayısına, silah gücüne, dronelarına, yaygın tünel ağına güvensin, Türkiye, SDG’yi tümüyle imha ederek ortadan kaldıracaktır.
Ancak Türkiye ile Suriye’nin, PKK/SDG’ye karşı başlatacağı askeri harekâtın çözüm sürecini sonlandıracağı da tartışmasız bir gerçek.