Gazeteci Mehmet Ali Güller, YouTube kanalı konuşmasında, ABD’nin yeni Ankara Büyükelçisi Thomas Barak’ın görevlerinden birinin, Türkiye’yi PYD’yi SDG olarak tanımaya mecbur etmek olduğunu söyledi... Nitekim Erdoğan ve Yaşar Güler, artık “SDG” diyor.

Güller’in konuşması şöyle:

Thomas Barak, ABD’nin Türkiye büyükelçisi olarak geldi ama aynı zamanda Suriye özel temsilcisi oldu.
Amerika İsrail ve Türkiye, Esad'ı devirmede ve HTŞ'nin Şam'da iktidar olmasında dolaylı ortaklık yaptılar. Evet Türkiye ile İsrail Gazze meselesi nedeniyle karşı karşıya ama Esad'ı devirmede ve HTŞ'nin Şam'da iktidar olmasında dolaylı ortaklık yaptılar.

Yani Amerika adına James Jeffrey'in, İngiltere adına eski Amerika büyükelçisi Robert Ford'un, İsrail adına Benyamin Netanyahu'nun ve Türkiye adına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın açıklamaları aslında her üç ülkenin de zaten dolaylı ittifakına işaret ediyordu. Her üç ülkenin HTŞ ile işbirliği yaptığı 8 Aralık'tan önce işbirliği yaptığı ve hatta ABD’nin terör örgütü başına para ödülü koyduğu Colani'yi Suriye ordusuna karşı koruma rolleri üstlendiklerini ortaya koyuyordu...

Jeffrey, Ford, Netanyahu ve Fidan'ın açıklamalarını bir bütün olarak düşünürsek, Esad'ı devirmede ve terör örgütü lideri Colani'yi Ahmet Şara olarak Suriye'ye cumhurbaşkanı yapmakta dolaylı ortaklık yaptılar...

İŞTE BARAK'IN MiSYONU

Amerika, İsrail ve Türkiye‘nin Kürt meselesi ve nasıl bir Suriye konularında çeliştiği görülüyor. Barak’ın özel misyonu işte bu çelişkiyi çözmek...

Şimdi görebildiğim kadarıyla Amerika'nın Suriye'de iki hedefi var:

*Birincisi Şara'yı Suriye-İsrail normalleşmesine mecbur etmeye çalışıyorlar. Şara'nın da buna olumlu yaklaştığı görülüyor. Zaten Azerbaycan'da İsrail ve Suriye heyetlerinin görüştüğü biliniyor. Hatta Türkiye'nin gözlemci olarak bu görüşmelerde bulunduğu da ifade edildi.

Amerika'nın ikinci hedefi de tıpkı Irak'ta yıllar önce yaptıkları gibi şimdi de Suriye'de Türkiye'ye Kürt özerk bölgesini kabul ettirmek...

İsrail'in de Suriye'de iki temel hedefi var. Biri Suriye'de genişlemek; tampon bölge elde etmek... İşte bu tampon bölgeyi de Dürzi bölgesiyle desteklemek ve bunları sağlayabilmek için de Suriye ordusunu sürekli belli bir güç seviyesinin altında tutmak. İşte bu nedenle biliyorsunuz periyodik olarak İsrail Hava Kuvvetleri, Suriye ordusuna ait silah depolarını mevzilerini bombalıyor.

"İSRAİL BAĞIMSIZ KÜRT DEVLETİ İSTİYOR"

İsrail'in ikinci hedefi ise Suriye'de esas olarak bir bağımsız Kürt devleti istiyor. Yani Türkiye ile kendi etkin olduğu bölge arasında bir Kürt devleti istiyor ama bu olamadığı takdirde yani bağımsız bir Kürt devleti kurulamadığı takdirde tıpkı Irak'taki gibi bir Kürt özel özerk bölgesinin olmasını istiyor.

Suriye'de Türkiye'nin iki hedefi var. Birincisi, Ankara etkisinde İslamcı bir Suriye rejiminin inşasını istiyorlar. Bu en başından beri zaten iktidarın programıydı. Esad'a şu şu şu diye isim listesi de verdiler, bu ihvancıları hükümete monte et dediler ve Esad bunu kabul etmediği için kardeşim Esad olmaktan çıkıp düşman Esad'a dönüşmüştü. Şimdi Ankara, Colani ile bu İslamcı rejimi adım adım inşa etmek istiyor.

İkincisi de tabii Ankara resmi olarak Suriye'nin siyasal birliğini, üniterliğini savunuyor.

Yalnız Ankara’nın kültürel seviyede bir Kürt özerk bölgesini kabul edebilme olasılığı var. Türkiye etkisinde veya himayesinde bir Kürt özerk bölgesi...
Bu, en başından beri bir Amerikan planı olarak vardı zaten...
Bu olamazsa Türkiye etkisinde bir Kürt özerk bölgesi...

Tıpkı Barzanilerle kurulan ilişki gibi... Ama bu da olamıyorsa bir kültürel seviyede, otonominin daha zayıf olduğu merkeze daha bağlı olan bir Kürt özerk bölgesini kabul edebileceği izlenimini veriyor.

"TÜRKİYE İLE GERİLİMİ DÜŞÜR"

Tom Barak'ın asıl amacı İsrail’in çıkarlarını da gözeterek sorunu Amerika'nın yararına göre çözmektir. Barak ilk iş olarak YPG ve SDG komutanı olan Mazlum Abdi ile görüştü. Abdi’ye “IŞİD'le mücadelede Amerika'nın desteği sana sürecek. Türkiye ile gerilimi düşür” dedi.

Yani anlıyoruz ki Amerika'nın arabuluculuğunda Türkiye ile PYD/YPG/SDG arasında görüşmeler sürüyor. Mazlum Abdi ise bir açıklama yaparak "Türkiye ile beş aydır bir ateşkesimiz var. Bunun kalıcı bir ateşkese dönüşmesini umuyoruz Türkiye ile doğrudan ilişkilerimiz ve doğrudan kanallarımız var. Aynı zamanda arabulucular da mevcut Türkiye ile ateşkesimiz bu çözüm sürecinin ürünüdür. Türkiye'nin çözümünü istediği bazı güvenlik dosyaları var ve biz şu anda bu dosyalar üzerinde çalışıyoruz. Sınır hatları, temas hatları ve diğer dosyalarla ilgili meseleler de var. Ayrıca Türkiye SDG'nin Suriye ordusuyla bütünleşmesi ve diğer dosyalar konusuna da önem veriyor. Erdoğan ile görüşmeye açığız.” dedi.

"ADI SURİYE DEMOKRATİK GÜÇLERİ OLACAK"

Türkiye SDG’nin PKK olduğu tezlerini geri almış gibi görünüyor. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler 14 Nisan 2025'te, ardından da Cumhurbaşkanı Erdoğan 29 Mayıs 2025'te Azerbaycan dönüşünde uçakta, “Suriye Demokratik Güçleri” diye telaffuz etmeye başladılar...

SDG'nin HTŞ ile yaptığı anlaşmayı da Ankara memnuniyetle karşılamıştı. Şimdi hiç PYD YPG demeden Suriye Demokratik Güçleri demeye başladılar. Bunun anlamı çok açık. Bu, PKK'nin Suriye kolu PYD ve onun askeri birimi olan YPG'nin Ankara için adım adım Suriye Demokratik güçleri adı altında normalleştirilmesidir. Bunun başka hiçbir açıklaması yok...

İşte Thomas Barak'ın misyonu da buydu zaten...

aaaaaaaa.jpeg