Öyle bir çalışma yapılıyor ki gizli kapaklı!

Görüşmeler gizli.

Paylaşımlar yavan.

Söylemler inandırıcı değil.

*

Hemen peşinen söylemeliyim ki bu süreç, hayırla noktalanmayacak gibi görünüyor.

Çünkü tarafların millete verdiği mesajlarında samimiyet hissedilmiyor.

*

Yapılan görüşmelerin içinde eğrisi vardır, yanlışı vardır.

Hatta küçük de olsa bir gerçek payı da vardır.

O gerçek, sırf gerçek olduğu için yalanlanır, açıklanmaması gerekiyordur.

Çünkü henüz vakti gelmemiştir.

Millet daha olgunlaştırılmamıştır.

Açıklanırsa milletten ciddi tepki görülebilir.

O nedenle de “Açıklama doğru değil” denilebilir.

“Hazmedemiyorlar” denilebilir.

İşlerine gelmeyenler bunları (O 20 maddenin içinde ne varsa) dillendirmek istemezler.

Ve İktidar:

“Siz bizim sözümüze itibar edin.” der.

Der de biz hep kandırıldık…

Bizdeki güven notunuzu hep aşağıya çektiniz, niye size itibar edelim ki?

*

Hep öyle olmadı mı?

Mesela bugün ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine girilmeden önce iktidar ve onun büyük ortağı şu anki muhataplarıyla ilgili neler neler söylüyorlardı hatırlasanıza!

Hatta İktidar ortakları da birbirlerine öyleydi!

Şimdi ise ‘Can ciğer kuzu dolması.’

Demezler mi adama “Bu ne perhiz ne lahana turşusu!”

*

Yine de Allah muhabbetlerini arttırsın.

İş memleket lehine olacaksa öyle olsunlar.

Ama öyle değil ki!

Sosyal medya onların dünlerde söylediklerinin bugünlerde tam tersini söyledikleri, ya da yaptıklarıyla çalkalanıyor.

Peki yalanlama var mı?

Yok.

Hani olur a, zamanımız yapay zekanın hâkim olduğu bir zaman olduğuna göre, olmayan bir şey olmuş gibi gösterilebilir.

Şimdilerde bu yapılıyor ve insan gerçeğinden ayırt edemiyor bile.

Öyle bir şey de yoksa biz bunların söylediklerine neden güvenelim?

*

Şimdi de DEM Parti, İmralı Heyeti’nden yapılan açıklamada, sosyal medyada dolaşıma giren ve İmralı görüşmelerine ait olduğu öne sürülen notların gerçek dışı ve tahrif edilmiş olduğu belirtilerek:

“Heyetimiz tarafından paylaşılmayan, tahrif edilmiş ve spekülatif içeriklere dayalı paylaşımlara itibar edilmemelidir.” deniliyor.

İyi de ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin İktidara göre Terörist Başı Öcalan’la ‘Amasız-fakatsız’ sürdürülüyordu.

Hani ‘Koşulsuz-Şartsız’ silah bırakılacaktı.

*

Öyle değilmiş ama.

Kim diyor?

Pervin Buldan diyor.

Salı günkü yazımda da yazmıştım.

Buldan, AKP iktidarına “20 maddeden oluşan demokratikleşme paketi adı altında verdiğimiz paket, Hükümetin elindedir.” diyor.

Öyle olunca da demek ki diyorum, bu işin:

‘Aması da var fakatı da…’

‘Şartı da var şurtu da…’

O zaman bu millet size niye güvensin veya inansın ki!

*

Hem, dün başka isim altında, bugün de DEM olarak yıllarca özerklik istemi söylenmiyor muydu?

Söyleniyordu.

O zaman o 20 maddenin içinde olmadığını nereden bilelim?

Bu Devleti ilgilendiren her konu devletin her vatandaşını da ilgilendirir.

Peki 40 yıldır dağda Türkiye Cumhuriyeti Devletiyle çatışan PKK terör örgütü, şimdi silah bırakıyor.

Bırakmazlar.

Bu milletle sonuç değil, sonuca giden süreç paylaşılsın.

O paylaşımdan, sürecin sonunun ne olacağını bu millet anlar.

Ama ben kendi adıma bu sürecin hayra yorulacağına inanamıyorum.

İlerleyen sürecin beni yanıltmasını da çok isterim!..