Altın piyasasında yeni haftanın başlangıcında aşağı yönlü hareket öne çıktı. Ons altın 4.300 dolar seviyesinin altına gerilerken, piyasaların Federal Rezerv'in bu haftaki faiz kararına odaklandığı dönemde değerli metalin kısa vadeli görünümü de tartışma konusu oldu.
Sprott, altının seyrini açıkladı: Sona mı geldi, yeni mi başlıyor?
Altın fiyatı yeni haftaya ons başına 4.300 doların altında başlarken, Sprott Başkanı Ryan McIntyre uzun vadede mali risklerin değerli metale destek sağlayabileceğini söyledi. McIntyre, yatırımcıların kısa vadeli faiz beklentileri yerine mali görünüme odaklanması gerektiğini belirtti.
Kanada merkezli dev şirket Sprott Inc. Başkanı Ryan McIntyre ise altın için asıl belirleyici unsurun tek bir faiz kararı olmadığını düşünüyor.
McIntyre, artan kamu borçları ve mali istikrara ilişkin endişelerin değerli metalin uzun vadeli konumunu güçlendirdiğini ifade etti.
McIntyre'a göre altın bu yıl güçlü bir performans ortaya koymasına rağmen özellikle ABD'deki kurumsal yatırımcıların portföylerinde değerli metalin payı hâlâ sınırlı.
McIntyre, jeopolitik gelişmeler ve mali belirsizliklerin arttığı bir ortamda altının gösterdiği performansın yatırımcıların portföy çeşitlendirmesine ilişkin değerlendirmelerini değiştirebileceğini belirtti.
McIntyre, yatırım talebindeki daha büyük artışın finansal risklerin yeniden değerlendirilmesiyle ortaya çıkabileceğini söyledi.
McIntyre, Bu değişimin yükselen tahvil getirileri veya hisse senedi piyasalarında yaşanabilecek bir zayıflıkla tetiklenebileceğini kaydetti.
Uzun vadeli getiriler yükselmesine rağmen yatırımcıların portföylerindeki değerlemeleri yeniden ele almak konusunda beklenenden daha isteksiz davrandığını dile getirdi.
McIntyre'ın altına yönelik olumlu değerlendirmesinin temelinde ABD'nin mali durumuna ilişkin kaygılar bulunuyor.
Kamu borcundaki artışın yanı sıra ekonomik büyüme ile devletin faiz ödemeleri arasındaki dengenin yakından takip edilmesi gerektiğini belirten McIntyre, faiz giderlerinin nominal ekonomik büyümeyi aşmasının önemli bir sorun yaratacağını savundu.
Nominal ekonomik büyümenin yaklaşık yüzde 4 seviyesinde bulunduğunu belirten McIntyre, normalleşmiş kamu faiz maliyetlerinin bu seviyeye tehlikeli biçimde yaklaştığını söyledi.
Tahvil piyasasının da politika yapıcıların uzun vadeli faizler üzerindeki etkisinin bir bölümünü kaybettiğine ilişkin sinyaller verdiğini ifade etti.
McIntyre, hükümetin bütçe açığına ilişkin harcamaları yeniden yapılandırmaması halinde mali görünümdeki istikrarsızlığın sürebileceğini söyledi.
Bununla birlikte, kapsamlı bir mali sıkılaştırmanın ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekerek politika yapıcıların daha karmaşık bir tercihle karşı karşıya kalabileceğini belirtti.
Bu koşullarda yüksek faizlerin altın üzerindeki geleneksel baskısının da önemini yitirebileceğini ifade eden McIntyre, mali risklerin büyümesiyle birlikte faiz oranlarının altın üzerindeki etkisinin daha az belirleyici hale geleceğini söyledi.
McIntyre, "ABD çok büyük olduğu için, insanların buna karşı koyabileceği tek doğal çıkış yolu altın. Serbest bırakma vanasının altın olduğunu biliyoruz. Bunu biliyoruz. Başka bir eşdeğeri yok" ifadelerini kullandı.
Mali risklerdeki artışın zamanla yatırımcıların altına olan ilgisini daha yüksek seviyelere taşıyabileceğini öngören McIntyre, altın destekli borsa yatırım fonlarında (ETF) rekor düzeyde varlık görülebileceğini söyledi.
McIntyre, mali koşulların "şüphesiz daha riskli hale geldiğini" belirtti. Bu risklerin yalnızca ABD ile sınırlı olmadığını da vurgulayan McIntyre, dünyanın önde gelen ekonomilerinde ve para birimlerinde görülen mali sorunların altının konumunu güçlendirdiğini ifade etti.
Devlet yükümlülüğü niteliğinde olmayan altının bu nedenle yatırımcılar açısından farklı bir seçenek sunduğunu belirtti. McIntyre, "Altının bir nevi tahliye vanası haline gelmesinin nedeni tam olarak bu, çünkü gerçekten başka bir alternatifi yok" dedi.
Altının uzun vadeli görünümünü olumlu değerlendiren McIntyre, kısa vadede ise Federal Rezerv'in para politikası kararının piyasalar üzerinde etkili olabileceğini söyledi.
Piyasanın faiz artırımını büyük ölçüde fiyatladığını belirten McIntyre, buna karşın kararın yatırımcı beklentilerinden daha çekişmeli geçebileceğini ifade etti.
Fed'in bir yandan devam eden enflasyon baskısını, diğer yandan daha yüksek borçlanma maliyetlerinin yaratacağı finansal sonuçlarla dengelemesi gerektiğini söyledi.
Bununla birlikte McIntyre, olası bir faiz artışının altının genel yönünü kalıcı biçimde değiştirmesini beklemiyor. Sıkı para politikasının önemli ölçüde fiyatlara dahil edildiğini belirten McIntyre, yaşanabilecek düşüşün kısa süreli kalabileceğini savundu.
"Faiz oranlarını yükseltirlerse altının düşeceğini düşünüyor muyum? Pek sayılmaz. Düşse bile, bu sadece bir günlüğüne olabilir. Faiz oranlarını yükseltmezlerse, altın muhtemelen yükselecektir."
McIntyre, yatırımcıların aylık faiz kararlarına ilişkin beklentilerden ziyade ABD'nin giderek kötüleşen mali görünümüne yoğunlaşması gerektiğini söyledi.
"Gözüm ufukta. Altınla ilgili daha büyük resim çok daha net. Uzun vadeli bakış açısı, kısa vadeli bakış açısından çok daha açık" diyen McIntyre, izlenen mali yolun olumlu olmadığını ve koşulların daha da kötüleşebileceğini belirtti.
NOT: Bu haberde yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi vermemektedir.