Bazı insanlar sadece kendi hayatlarını kurmaz; aynı zamanda temsil ettikleri milletin karakterini, kültürünü ve itibarını da gittikleri coğrafyalara taşırlar. İşte bu yüzden yurt dışına çıkmayı yalnızca para kazanmak, ticaret yapmak ya da bireysel başarı elde etmek olarak görmek eksik bir değerlendirmedir. Asıl mesele; doğduğun toplumun değerlerini başka toplumlarla buluşturabilmek, kendi milletinin vakarını, çalışkanlığını ve üretim anlayışını sınırların ötesinde görünür hale getirebilmektir.
Romanya’nın başkenti Bükreş’te gerçekleştirdiğimiz bir dizi iş görüşmesi sırasında, Türkiye Romanya Sanayi Odası Başkanı Dr. Tamer Atalay ile yaptığımız temaslar, Dr. Tamer Atalay’ın konukseverliği bana tam da bunu düşündürdü. Çünkü bazen bir insanın kurduğu yapıdan daha önemlisi, o yapının arkasındaki mücadele ruhudur. Bir toplum kuruluşunun başka bir ülkede neleri başarabileceğini görmek isteyen herkesin, Dr. Tamer Atalay’ın Romanya’daki oda kuruluşundan bugüne kadar verdiği emeği dikkatle incelemesi gerekir. Türk iş adamının, adamlığı ve nasıl bir rol modele dönüştüğünü, ilerleyen yaşına rağmen herkesten daha enerji üreten yanını şahitlik ettim.
Çünkü burada yalnızca ekonomik ilişkilerden söz etmiyoruz. Burada bir milletin kendisini başka bir coğrafyada nasıl temsil ettiğinden söz ediyoruz. Yabancı bir ülkede saygınlık oluşturmak kolay değildir. Hele ki bunu yalnızca bireysel çıkarlar için değil, iki toplum arasında kalıcı bağlar kurmak amacıyla yapıyorsanız, mesele artık ticaretin ötesine geçer. O noktada oluşan şey; güven, itibar ve kültürel etkileşimdir.
Bugün dünyanın birçok ülkesinde Türk iş insanları bulunuyor. Ancak herkes bulunduğu yerde iz bırakamıyor. Çünkü iz bırakmak sadece sermaye ile değil; karakter, vizyon ve aidiyet duygusuyla mümkündür. Dr. Tamer Atalay’ın ortaya koyduğu örnek tam da budur. Romanya’da oluşturulan ekonomik ve sosyal ilişkiler, sadece şirketlerin büyümesine değil, Türkiye’nin algısına da katkı sunmaktadır.
Türkiye Romanya dostluğunun temel taşı Sayın Dr. Tamer Atalay’dır.
Aslında tarih boyunca Türk milletinin en büyük gücü yalnızca askeri kabiliyeti değildi. Türkler gittikleri yerlere düzen kurma, ilişki geliştirme ve medeniyet taşıma iddiası götürdüler. Bugün “Akıncı Beyliği” “uç beyliği” denildiğinde akla sadece savaş gelmemelidir. Günümüzün akıncıları; ticarette, diplomaside, kültürde ve uluslararası ilişkilerde kendi milletinin vakarını temsil eden insanlardır. İşte Dr. Tamer Atalay’ın yürüttüğü mücadele de modern zamanların böyle bir temsil anlayışıdır.
Modern zamanın son uç beyi; Sayın Dr. Tamer Atalay’dır.
Bir insanın doğmadığı bir toplumda itibar kazanması önemlidir. Ama daha önemlisi, bunu yaparken doğduğu toplumun değerlerini unutmamasıdır. Kendi kültürünü, ahlakını ve milli kimliğini koruyarak başka toplumlarla güçlü bağlar kurabilmek herkesin başarabileceği bir şey değildir. Çünkü sınırların dışında özgür ve bağımsız biçimde var olabilmek, aynı zamanda güçlü bir kimlik ve sağlam bir duruş gerektirir.
Türkiye’nin geleceği yalnızca kendi sınırları içinde aranamaz. Dünyanın farklı ülkelerinde Türk kimliğini başarıyla temsil eden insanların hikâyeleri de bu geleceğin önemli parçalarıdır. Bu yüzden Dr. Tamer Atalay gibi isimlerin verdiği mücadele sadece bir iş insanının başarısı olarak görülmemeli; aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası alandaki toplumsal ve kültürel etkisinin bir örneği olarak değerlendirilmelidir.
Bazı insanlar yaşadıkları şehirde başarılı olur. Bazıları ise yaşamadıkları bir ülkede bile kendi milletinin saygınlığını büyütür. İşte asıl mesele budur; bu başarı hikâyesi yurt dışında bir rol model olarak mutlaka bilinmelidir.