Zafer Partisi Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu, geçtiğimiz günlerde katıldığı bir tv programında İYİ Parti'ye yönelik dikkat çeken bir iddiayı gündeme taşımış ve iktidarın İYİ Parti'yi yanına çekmeye çalıştığını öne sürerek şu ifadeleri kullanmıştı:

"Belli ki Cumhur İttifakı iktidarının sayısal olarak zorlandığı yerler var, yeni anayasa gibi. Zorlandığı yerlerde İYİ Parti'nin sandalye sayısına ihtiyaç duyuyorlar. Cumhur İttifakı; AK Parti, MHP, DEM Parti ve HÜDA PAR, İYİ Parti'yi de yanına çekerek bir 'Türkiye İttifakı' kurmak istiyor."

"SÖYLENTİLERİ SİYASİ HÜKME DÖNÜŞTÜRÜRKEN DİKKATLİ OLUNMALI"

İsmail Türk, yazısında bu açıklamalara geniş yer ayırarak Karamahmutoğlu'nun tavrını eleştirdi. Karamahmutoğlu'nun daha önce "Şu an konuşulan bir durum yok" demesine rağmen kulisler üzerinden hareket etmesinin doğru olmadığını belirten Türk, şu ifadeleri kullandı:

"Azmi Karamahmutoğlu’nu da geldiği siyasi geleneği de yakından bilenlerdenim. Tam da bu nedenle İYİ Parti hakkında birtakım kulisler, söylentiler ve tahminler üzerinden yaptığı yakıştırmayı doğru bulmadım. Siyasette elbette öngörü olur. İhtimaller konuşulur, senaryolar tartışılır. Ancak Azmi Başkan gazeteci değil; bir siyasi partinin sözcüsü ve sorumluluk taşıyan bir siyasetçidir. O nedenle söylentileri siyasi hükme dönüştürürken daha dikkatli olunması gerektiğini düşünüyorum. Hele Türkiye böylesine kritik bir dönemden geçerken… Birlikten, beraberlikten, ortak kaygılardan söz eden insanların birbirlerini dedikodular ve spekülasyonlar üzerinden yıpratmasının kime faydası var?"


AĞIRALİOĞLU'NA YÖNELİK TARTIŞMALARA SERT TEPKİ

"Adaletin Ölçüsü Kıyafet Değil, Fiildir" İsmail Türk'ün yazısında dikkat çektiği bir diğer konu ise Anahtar Parti lideri Yavuz Ağıralioğlu'na yönelik başlatılan tartışmanın seviyesi oldu. Ağıralioğlu'nun yolsuzluk ve fon iddiaları üzerinden iktidarı eleştirirken kullandığı ifadelerin cımbızlanarak başörtüsü karşıtlığı gibi sunulmasına sert çıkan Türk, asıl meselenin kamu görevindeki hesap verebilirlik olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bir siyasetçinin sözlerini eleştirebilirsiniz. Yanlış ifade kullandığını da söyleyebilirsiniz. Ama iki kelimeyi cümlenin içinden çekip çıkararak bir insanı yıllarca savunduğu değerlerin düşmanı ilan etmek başka bir şeydir. Asıl tartışmamız gereken, bir insanın başındaki örtü değil; kamu görevini nasıl yaptığı, milletin parasına nasıl sahip çıktığı ve hesap verip vermediğidir. Başörtüsü bir insanı ne suçlu yapar ne de dokunulmaz. Adaletin ölçüsü kıyafet değil, fiildir."

"MİLLETİN DERDİ BU KADAR BÜYÜKKEN, SİYASET CÜMLELERLE UĞRAŞIYOR"

Muhalif siyasetçilerin, ülkenin temel sorunlarında birbirlerini tüketmek yerine demokratik bir rekabet içinde olmaları gerektiğini savunan Türk, siyasetin gerçek gündemden koptuğu uyarısında bulundu. Çanakkale'de esnafla bir araya geldiğini belirten İsmail Türk, sokağın nabzını yazısına şu çarpıcı satırlarla taşıdı:

"Berberle konuşuyorsunuz: 'İnsanların parası yok ki tıraş olsunlar' diyor. Taksici dertli, esnaf dertli, emekli dertli, dar gelirli ay sonunu getiremiyor. Bunlar masa başında hazırlanmış siyasi raporlar değil. Bunlar sokağın verileridir. Siyaset bunları duymuyorsa asıl problem oradadır."

Türkiye'nin yeni kavgalara değil, yeni bir dile ihtiyacı olduğunu belirten Türk, siyaset kurumuna yönelik eleştirisini şu sözlerle tamamladı:

"Birbirimizin cümlelerinden düşman üretmek yerine, milletin gerçek sorunlarında ortak bir hassasiyet geliştirmek zorundayız. (...) Bu ülkenin artık birbirini eksilten siyasetçilere değil, Türkiye’nin eksiklerini tamamlamak için yarışan siyasetçilere ihtiyacı var. Ve galiba en büyük hayal kırıklığımız da şu: Milletin derdi bu kadar büyükken, siyaset hâlâ birbirinin cümleleriyle uğraşıyor."


Yazının tamamı için tıklayınız...