Bugünlerde ülke gündemimiz PKK’nın silah bırakması etrafındaki tartışmalara konu oluyor. Özellikle de iktidar cenahı ve bu cenaha mensup bazı yazar ve yorumcular sadece PKK’nın değil SDG başta olmak üzere bölgedeki tüm Kürtlerin ve Kürt örgütlerinin silah bırakacağını iddia ediyorlar.
Peki, bu iddialar gerekçi mi, bölgedeki Kürtler silah bırakabilir mi?
Kürtler İsviçre’de yaşıyor olsa cevap elbette evet olurdu amma ve lakin gerçek bu değil.
Eğer gerçeğin peşinde koşuyor hakikati arıyorsanız burada asıl sormamız gereken soru: Hangi Kürtler, nerede silah bırakabilir? olmalıdır.
Malum Orta Doğu’da Kürtler Türkiye, İran, Irak ve Suriye olmak üzere dört ülkede yoğun olarak bulunuyor.
Türkiye’de silah bıraktıklarında hiç kimse köylerini basıp erkekleri öldüremez, köyleri yağmalayamaz, kadına kıza tecavüz edip esir pazarında satışa çıkaramaz.
Kentlerde mahallelerini basıp yakıp yıkmaya, kesip öldürmeye kimse teşebbüs bile edemez.
Oysa Suriye’de durum böyle değil bu yüzden Suriye’de Kürtlere silah bırakın demek de Kürtlerin silah bırakmasını beklemek de akla mantığa uygun değildir.
Neden böyle düşünüyorsun? diye sorarsanız:
Suriye’de şu anda anayasal bir devlet yok!
Suriye’de İŞİD dönmesi HTŞ terör örgütü üyeleri tarafından ele geçirilmiş bir devlet ve kurulmuş bir terör cuntası var, Golani denilen adam da bir Cumhurbaşkanı falan değil sadece bir cuntanın başıdır.
Golani ya da başka birinin cumhurbaşkanı olabilmesi için ortada bir anayasa ve bu anayasa hükümlerine göre milli egemenlik ilkesi üzerine kurulmuş bir cumhuriyet ve bu cumhuriyetin başında seçilmiş bir Cumhurbaşkanı bulunması gerekir ki Suriye’de bunlardan hiç biri yoktur.
Bu yüzden Golani’ye cumhurbaşkanı demek bile yanlıştır, Golaniye dense dense ancak Cuntanın Başı denilebilir...
Diğer yandan Golani ve İŞİD dönmesi HTŞ terör örgütü ileri gelenlerinin kafasında milli egemenlik ilkesi üzerine bina edilmiş bir demokrasi ya da cumhuriyet kurma fikri de yoktur onların arzusu bir Sünni İslam Devleti yani teokratik bir diktatörlük kurmaktır.
Peki, Suriye’de devlet ve iktidar eli kanlı teröristlerin hakimiyetindeyken Kürtler silah bırakıp boyunlarını bıçağa uzatır mı?
Kürtler HTŞ’li teröristlere inanıp, güvenip silah bırakarak Sincar dağında Ezidi kadınların başına gelenlerin kendi karılarının, kızlarının analarının bacılarının da başına gelmesi riskini göze alırlar mı?
Suriye’de birkaç ay önce Alevilerin ve bu günlerde de Dürzi’lerin başına gelenler ortadayken Kürtler kör mü bu olanları görmezden gelip silah bırakır mı?
İşte bu yüzden açıkça söylemek gerekirse ben Kürtlerin bu riskleri göze alarak Suriye’de silah bırakacağını da, HTŞ Cuntasına biat edeceğini de düşünmüyorum.
Peki Irak’da durum ne?
Irak’da da dengeler ancak silah zoru ile korunabiliyor. Irak’da yaşayan Kürtleri İŞİD’in Sincar dağında yaptıklarını da Erbil kapılarına nasıl dayandıklarını da unutmadı şimdi Suriye’de devletleşmeye çalışan İŞİD dönmesi HTŞ terör örgütü varken Irak’da Kürtler silah bırakır mı?
Dahası Irak’da faaliyet gösteren İran destekli Haşdi Şabi ya da el-Haşdi eş-Şabi veya Türkçe adıyla Halk Seferberlik Güçleri diye bilinen Şii Mezhebine mensup bir paramiliter yapı var yarın öbür gün, hele hele İran’da bir iç savaş çıkar ve Kürtler de bu iç savaşın tarafı olursa bunların Sünni Kürtler ile bir çatışma yaşaması kaçınılmazdır. Irakta Arap Milliyetçilerinin de Kürtlere diş bilediği, fırsat kolladığı bilinen bir gerçektir. Hal böyleyken Irak da Kürtler silah bırakır mı? Bence bırakmaz bırakmalarını beklemek ya da ummak gerçekçi değildir.
Kürtlerin yaşadığı bölgedeki diğer ülke ise İran ve İran hızla bir iç savaşa sürükleniyor çok büyük bir olasılıkla Kürtler de bu iç savaşın önemli bir aktörü olacak. Durumu bilen herkes İran’ın son derecede kanlı bir kargaşaya sürükleneceğini söylerken kim Kürtlerin silah bırakacağına inanır ki?
Durum işte böyle; Türkiye için Kürtlerin silah bırakması makul ve mantıklı kabul edilebilir bir durumken bölgedeki diğer üç ülke için bunu beklemek hiç de gerçekçi değildir...