Bir toplantıda oturuyorsun, ekran açılıyor, önüne üç alternatif geliyor.
İlki tam bir facia… Bütçe uçar, takvim yanar. İkincisi idare eder ama heyecan yok. Üçüncüsü ise ışıl ışıl, sunumu hazırlayan kişinin kafasındaki rota.
O an, Washington koridorlarında dolaşan eski bir numara gelir akla; Henry Kissinger’ın Richard Nixon döneminde meşhur ettiği seçim sahnesi.
Hikâye basit… Danışman istediği yöne çekecek, lider de karar verdim hissini koruyacak.
Çözüm? Üç ya da dört yol koy.
İkisini bilerek çamura batır, birini griye boya, kendi tercih ettiğin yolu da spotla parlat. Sonra masaya tercih sizde diye bırak. Kontrol duygusu okşanınca yönlendirme görünmez olur.
Siyaset uzak görünüyor, yine de yöntem her yerde. Ofiste proje seçtirirken, evde tatil planlarken, arkadaş topluluğunda hadi oraya gidelim derken… Menü hazırlanır, iştah yönetilir.
Kahve almak istiyorsun. Önüne üç boy koyuyorlar; küçük neredeyse bedava, orta belirgin pahalı, büyük ise orta boydan az farkla devasa. Göz birden büyüğe kayıyor.
Kimse al demedi; seçenekler konuştu.
Renklendirme işinin şifresi güç ilişkilerinde saklı. Özgüveni kırılgan bir yönetici itiraz kokusu alınca aniden sertleşebilir. Doğrudan en doğrusu benim dediğim demek riskli.
Yerine seçenek tiyatrosu kurulur. Sahne liderin, reji danışmanın. Sonuçta herkes kazanmış gibi hisseder; karar çıkmıştır, gerilim ürememiştir.
Masanın öbür tarafında oturan kişi ne yapsın?
Seçenek sayısına kanma. Üç alternatif gördün diye evrenin tüm olasılıkları masada sanma. Kriter iste. Başarıyı neye göre ölçeceğiz? sorusu sihirli anahtar.
Sonra tersini yokla, plan çökerse en büyük sebep ne olur? Maliyet, risk, geri dönüş, bağımlılıklar…
Yazıya dökülmeyen her parça renkle gizlenmiş olabilir. Bir de oyun bozucu soru var. Alternatifleri kim savunuyor; her birinin avukatı var mı? Tek kişinin yazdığı menü, tek kişinin lezzetine…
Bir başka işaret… Aşırı abartılmış felaket senaryosu. Eğer onu yaparsak mahvoluruz diye başlayan anlatılar, çoğu vakit sahte bir uçurum kurarlar.
Uçurum görünce insan en yakın köprüye koşar; köprü de sunumu yapanın işaretlediği köprü çıkar. Korkuyu küçümseme; ölç. Veri iste, örnek iste, benzer vakaları araştır.
İşin komik tarafı renklendirme her vakit kötü niyet taşımaz. Bazen ekip lideri korumak ister; bazen süreç hızlansın diye en az acı veren rota öne çıkar.
Yöntem yine yöntemdir; sonuç bazen harika, bazen fiyasko. Dolayısıyla niyetten önce mekanizmayı görmek işe yarar.
Kendi hayatında denemek ister misin?
Bir arkadaşına yemek seçtir. Pizza, haşlanmış sebze, bir de sevdiğin dürüm de. Sonra gülümse. Seçim dürüme giderse şaşırma.
Sonra aynısını kendine uygula! Karar verirken önüne konan menüyü bir an durdur, perde arkasındaki elin hangi renkle boyadığını fark etmeye çalış.
Karar sende; reji kimde, soru tam orada.