Giresun'un Eynesil ilçesinde 12 Nisan 2018'de evinin önünde yaralı halde bulunan ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden Rabia Naz Vatan’ın şüpheli ölümünü araştıran gazeteciler ve acılı baba hakkında yıllar sonra dava açıldı. BirGün yazarı Ayça Söylemez'in kaleme aldığı olaya göre; gazeteci Canan Coşkun, belgeselci Kazım Kızıl ve baba Şaban Vatan hakkında, olayın son tanığı Mürsel Küçükal ile yapılan görüşme nedeniyle “iştirak halinde birden fazla kişi ile birlikte cebir veya tehdit kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak” suçlamasıyla iddianame düzenlendi.

Rabia Naz soruşturmasında baba Vatan ve gazetecilere 7 yıl sonra hapis istemi - Resim : 1

TANIĞI YERDE SÜRÜNDÜRME İDDİASI

Davanın gerekçesini oluşturan olay 11 Kasım 2019'da yaşandı. Gazeteci Canan Coşkun'un olayı araştırmak üzere gittiği Eynesil'de tanık Mürsel Küçükal ile görüştüğü, görüşme esnasında Şaban Vatan ve Kazım Kızıl'ın da bölgeye geldiği belirtildi. İddianamede, üç ismin Küçükal’dan Rabia Naz’ın olay anındaki halini canlandırmasını istediği, baskı yaparak yerde süründürdüğü ve bu anları videoya kaydettiği öne sürüldü.

Buna karşın dosyada yer alan ses kayıtlarında, gazeteci Canan Coşkun’un Küçükal’ın sürünmesini istemediği ve buna engel olmaya çalıştığı tespit edildi. Coşkun ve Kızıl’ın yaşanan durumdan rahatsız olarak olay yerinden ayrıldıklarını ifade etmelerine rağmen sanık olarak dosyaya eklenmeleri dikkat çekti.

Rabia Naz soruşturmasında baba Vatan ve gazetecilere 7 yıl sonra hapis istemi - Resim : 2

"BİZİ KRİMİNALİZE ETMEK İÇİN KULLANDILAR"

Hakkında açılan davaya ilişkin konuşan gazeteci Canan Coşkun şu ifadeleri kullandı:

"Bu dosya yedi yıl boyunca açık tutuldu. Rabia Naz’ın şüpheli ölümünü araştırırken çektiğimiz görüntüler ve yaptığımız görüşmelere el konuldu, en sonunda da bu dava kapsamında bizi kriminalize etmek için kullanıldı."

Anayasa Mahkemesi’nin 2025 yılında verdiği kararda soruşturmanın özensiz ve yeterli derinlikte yürütülmediği değerlendirmesinde bulunduğunu hatırlatan Coşkun, gazetecilik faaliyetlerinin engellenmemesi halinde bu tespitlerin çok daha önce ortaya çıkabileceğini belirtti.

TANIĞIN ÇELİŞKİLİ İFADELERİ VE İŞKUR DETAYI

Gazeteci Coşkun'un daha önce kaleme aldığı haberlerde, olayın tek tanığı olan Mürsel Küçükal'ın çelişkili beyanları şu sözlerle aktarılmıştı:

"Rabia Naz’ı yaralı halde ilk gören tanık Mürsel Küçükal önce hiçbir şey görmediğini söylerken aylar sonra verdiği yeni ifadeside 200 metreden uzak bir mesafede bulunan çeşmeden eve dönerken ‘güm’ diye bir ses duyduğunu ve sesin kaynağına doğru gittiğinde Rabia Naz'ın 7 metrelik bir mesafeyi dirsekleri üzerinde ve geri geri süründüğünü söyledi. Bu yeni ifade yüksekten düşmenin binanın yan tarafındaki boş alana düşme senaryosuna zemin sağlıyordu. Tanık savcılığa profesyonelce çizilmiş bir kroki de sunmuştu ama aynı krokiyi Meclis Komisyonu üyelerinin önünde tekrar çizemedi. İddiaya göre tanık Mürsel Küçükal siyasi görüşü sebebiyle belediye tarafından işe alınmıyordu. Ancak ifadesini değiştirdikten sonra İŞKUR üzerinden belediyede işe de alınmıştı."

GÖRGÜ TANIKLARI DÜŞME SESİ DUYMADI

Olay anına ilişkin diğer tanık ifadelerindeki tutarsızlıklara da dikkat çekilen haberde, yenge Güler Vatan'ın bir düşme sesi duymadığını, Rabia Naz'ı yerde "bırakılmış gibi" yattığını ve araba çarpmış olabileceğini düşündüğünü söylediği aktarıldı. Aynı şekilde olayın yaşandığı gecekonduda bulunan bir başka görgü tanığının da herhangi bir düşme sesi duymadığı kayıtlara geçti. Yaralı bulunan küçük kızın üzerine yaklaşık 4 litre su döküldüğü ve kıyafetlerinin ıslak olduğu biliniyor.

SAVCILIK "DÜŞME" DEDİ

Giresun Cumhuriyet Başsavcılığı, Adli Tıp Kurumu raporlarına dayanarak dosyada takipsizlik kararı vermiş ve ölümün trafik kazasından değil, yüksekten düşmeye bağlı kırıklardan kaynaklandığı kanaatine varıldığını açıklamıştı.